Unutmayacağız, affetmeyeceğiz!

Ankara'daki devrimci-demokratik kurumlar Ethem yoldaşın cenazesine kitlesel katılım çağrısı yaptı

GÜNCEL
Cumartesi, 15 Haziran 2013 (13 yıl 4 ay önce)

Bize hayatı yasaklamak istediler!
Ne zaman, nerede, ne yapacağımızı... kaç çocuk doğuracağımızı ya da kürtaj olup olmayacağımızı... hangi resmi ya da heykeli beğenip hangi tiyatrolara gitmemiz gerektiğini... nerede ne yiyip ne kadar içeceğimizi... ne okuyup nasıl düşünmemiz gerektiğini... metro ve otobüslerde nasıl davranmamız gerektiğini... dayatma hakkını kendilerinde gördüler.

Dilimizi tanımadılar! Kimliğimizi reddettiler! İbadetimize karışıp ibadethanelerimizi yasakladılar! Cinsiyetimizi aşağıladılar! Kürt olmamız, Alevi olmamız, Rum olmamız, Ermeni olmamız “affedersiniz” sözleriyle başlayan küfür cümlelerine malzeme edildi.

Emeğimiz güvencesizleştirildi, taşeronlaştırıldı... Meydanlar bizlere yasaklandı... Boğucu bir polis terörü sardı dört bir yanımızı... Ne özel hayatımızın gizliliği kaldı, ne düşünce, söz, ne de toplantı ve örgütlenme özgürlüğümüz...

Çevremizdeki halklara karşı düşmanca tezgah ve komploların içine sürüklendik. Ve sonunda bardak taştı! “Artık yeter!” dedik, “Biz de varız ve biz halkız!” diye sesimizi yükselttik. Yıllardan beri birike birike taşma noktasına gelen öfkemiz bu yüzden sokaklarda günlerden beri. Ama sesimize kulak verileceğini, tümüyle haklı, meşru ve insani taleplerimiz dikkate alınacağına yine gaz bombaları, panzerler, TOMA'lar, helikopterlerle gelindi üzerimize.



Kafası gözü yarılanlarımızın, yediği cop ve sopa darbeleriyle vücudu çürükler içinde kalanlarımızın haddi hesabı yok! Gözü çıkanlarımızın, kafası, kolu, bacağı kırılanlarımızın, hastanelerde tedavi görenlerimizin tam sayısını hala bilmiyoruz.

Ve toprağa düşenlerimiz oldu bu onur ayaklanmasında: İstanbul'da Mehmet Ayvalıtaş ve Hatay'da Abdullah Cömert kardeşlerimizi verdmiştik daha önce toprağa. Şimdi Ostim işçisi Ethem Sarısülük'ü uğurlayacağız ölümsüzleşenlerimizin yanlarına.

Ethem ilk günden beri sokaklara fırlayan sınıf bilinçli genç bir proleterdi. İşçi sınıfının henüz yirmi altı yaşındaki bu yiğit evladı, direnişi de sınıfının tavrı ve diliyle yaşadı. Gerçek çapulcunun kapitalist sistemin ta kendisi olduğu bilinciyle ve “Sınıfa karşı sınıf” netliğiyle en ön saflarda militanca dövüştü.



Ethem, 1 Haziran günü Kızılay'da yaşanan çatışmalar sırasında yakın mesafeden hedef alınarak kurşunlandı. Beynine saplanan kurşun karşısında da çabuk pes etmedi. Günlerce direndi, fakat...

Ethem, artık Haziran isyanının evladı, onun sembollerinden biridir. Dolayısıyla onu bu kavganın görkemine ve ruhuna uygun bir sahiplenme ile uğurlamalıyız. Ve onu uğurlarken taleplerimizi elde etmeden geri çekilmenin olmayacağını bir kez daha hep bir ağızdan haykırmalıyız.

Ethem ve diğer ölümsüzleşenlerimizin canlarını ortaya koydukları bu isyanı somut kazanımlarla taçlandırmadan;

Durmak yok! Geri çekilmek yok!

16 Haziran Pazar saat 12.00'de Kızılay Meydanı'nda buluşuyoruz!