Çamaşır suyunda boğulmak

Emekçi kadınların kıstırılmış yaşamlarının ayrılmaz parçası olan çamaşır suyu artık bir intihar aracı

KADIN
Pazartesi, 10 Temmuz 2006 (19 yıl 10 ay önce)

İp, tabanca, köprü...

İntihar etmek isteseydiniz hangisini seçerdiniz?

Mardinli 7 çocuk annesi Zarife Akpınar çamaşır suyunu seçti. Tıpkı Niğdeli ve Kilisli diğer iki kadın Güler G. ve Kıymet Kayaoğlu gibi...

Tıpkı Kıymet Kayaoğlu gibi Zarife Akpınar'da “koca dayağı”ndan muzdaripti. Feodal aile baskısını kuşkusuz evlenmeden önce de tanıyordu Zarife; henüz 15 yaşında bir çocukken görücü usulüyle eş olarak satıldığında da...

O 15 yaşındaki çocuk, sonraki 22 yıl boyunca yemek ve ev işlerinin yanında 7 de çocuk verdi evlendiği adama. O çocuklardan ikisi, iki kız çocuğu kölelik ilişkilerini başka bir yoldan tanıdılar. Babaları İstanbul'da çalışan çocuklarının ücretlerine el koyuyordu.

[foto]zarife.jpg[/foto]

Güler G.'nin yaşamına ise kredi kartının borcunu ödeyemediği banka el koydu. Borcu nedeniyle hakkında hapis kararı alınan Güler, kanser hastasıydı. -Kanser hastaları sadece bağışıklık sistemlerini korumak için kullandıkları ilacın 10 gramına 1081 YTL. vermek zorundalar.-

3'ü de kadındı, 3'ü de intihar etti, 3'ü de intihar yolu olarak çamaşır suyu içmeyi seçti. Yaşamları boyunca içinde yüzmeye mahkum edildikleri çamaşır suyunda boğuldular...

Boğan kim?

Zarife belki de intihar etmedi, kocası tarafından öldürüldü. Bu durumun yaşanabileceğini 3 ay önce askerdeki oğluna haber vermişti zaten. Zarife'nin erkek kardeşi de bu yönde savcılığa suç duyurusunda bulundu. Yeğeninin ifadesinden başka bir delili de Zarife'nin cesedindeki morluklar.

İntihar veya cinayet... Bir şey farkeder mi? Biri birinden daha mı iyi veya kötü? Mahkemenin alacağı karar ne olursa olsun, Zarife öldürüldü. Zarife'yi de Güler'i de öldüren çamaşır suyunu içmeleri değil, içine süreklendikleri çamaşır suyu tadındaki yaşamları. İntiharımız bile yaşamda bize reva görülenin dışında değil. Onların, çamaşır suyunu bir intihar aracı olarak düşünebilmelerini sağlayan kıstırılmış yaşamlarına ilişkin verilecek tek bir hüküm var; toplumsal bir cinayet. Emekçi kadınlara yönelen bu cinayete sessiz kaldıkça, biz de zehirleniyoruz aynı çamaşır suyuyla.