Seni geleceğe taşımak

Ethem yoldaş sen benliğine yaraşır bir isyanın göbeğinde çarpıştın ve ayrıldın aramızdan

GÜNCEL
Perşembe, 20 Haziran 2013 (13 yıl 4 ay önce)

Senin için bir şeyler yazmaya bilgisayarın başına birkaç defa oturdum ama her seferinde beceremedim yazmayı. Birkaç defa yazdım sildim. Daha fazla…

Zor bir mesele! Beynine zuhur eden anılara direnecek ve yazacaksın. Ölümünü de yaşamını da tekrar tekrar yaşayacaksın. Bazen gözlerin dolacak, bazen kin ve öfkeden yüreğin kabaracak. Tarifi oldukça zor duygu yumağı içinde debelenip duracaksın. Anlatırken öğrenecek, öğretecek ve geleceğe taşıyacaksın.

Üç yıl önce karşılaştığımızda kolundaki saati çıkarıp koluma takmıştın, “başın sıkışırsa satarsın” demiştin. O hareketin özü, örgütlü olana duyduğun saygıydı. Örgütlü mücadelenin büyütülmesine verdiğin destekti. Neden bunu andım biliyor musun? O zaman her şey bencilce tüketilirken, “her koyun kendi bacağından asılırken”; bugün bütün bunlar bir halk isyanının kolektif gücü karşısında eriyor.

Senin o paylaşımcı, sahiplenici doğana uygun bir iklimi yaşıyor halkımız. Bugüne kadar kendi çıkarları dışında bir şey düşünemez hale getirilen insanlar, polis saldırısında kendisinden önce yanındakiler için kaygılanıyor. Gaz bulutları altında bayılmak üzere olan insanlar, kendi hallerine bakmadan, başkalarına gazın etkisini hafifleten solüsyonlar dağıtıyor!

Demem o ki Ethem yoldaş, sen benliğine yaraşır bir isyanın göbeğinde çarpıştın ve ayrıldın aramızdan.

En son karşılaştığımızda ise 1 Mayıs için Taksim’i zorluyorduk. Ben ön taraftan size haber vermek için geldim “hazırlanın saldırı olacak”. Elimdeki taşı sana doğru uzattım, sen ellerini öne doğru uzattın, her iki elinde de taş vardı ve arka tarafı gösterdin: Epey bir taş vardı orada. İşte bu son karşılaşmamız oldu. O gün de ideallerimize uygun bir biçimde çarpıştık.

Seni “şanslı” buluyorum, böyle erdemli bir kavgada ölümsüzleştiğin için. Yerinde olmak isterdim. Şimdi bize, senin sesin olmak ve uğruna çarpıştığın idealleri geleceğe taşımak kaldı.

Kapitalist barbarlığı yıkacak amansız bir kavgada elbette bu bayrağı taşırken bazılarımızın düşeceğinin farkında ve bilincindeyim. Ama insan yine de… yine de…

Seni bugüne anlatmak gerekmiyor, bu halk isyanının sembolü oldun, herkes tanıdı seni. Seni uğurlarken ki kalabalığı görmeliydin, insanın gözleri doluyor… Her kesimden insan vardı uğurlamanda. Belki bazılarını normal koşullarda görsen hiç acımadan devletin kolluk gücüne patlattığın yumruğu patlatıverirdin suratlarına. İnan, ben de çok yaşadım o duyguyu. Çoğu bizimle büyüyecek, uğruna dövüştüğümüz sosyalizm idealini onlara nasıl taşıdığımıza bağlı olarak öğrenecek ve kavgada yerini alacaklar...

Bu karmaşık yapıdaki insan seli senin cenazende en çok neyi alkışladılar biliyor musun? Bir yoldaşın kürsüden "o bir komünistti" dediğinde kopan alkışları görmeliydin. Daha önce komünist olmak her türlü saldırıya açık bir hedef halini almak demekti ama bu kez durum çok farklıydı. O söz yoldaşın ağzından çıktığında gözlerim yaşarmadı desem yalan olur. Çünkü bir alkış tufanı koptu.

Bir de mezar başını görmeliydin. Yoldaşlar mezar başında yapılacak anma için her şeyi eksiksiz halletmişlerdi. Yoldaşlar köyün girişinden yürüyerek geldikleri için mezar başına biraz geç geldiler. Seni bu yüzden biraz beklettiler, megafondan birisi anons yaptı, “Ethem’i son yolculuğuna yoldaşları uğurlayacak”.

Ve yoldaşlar aşağıdan gözüktüğünde “Ethem’in yoldaşlarına yol açın” diye başka bir anons yapıldı. Bir yandan yol açılırken bir yandan da herkes alkışlıyordu. Son yolculuğunda seni yalnız bırakmayan, bağrına basan halkımız yoldaşlarını da bağrına basıyordu. Devrimci hareketin bile o dar grupçu zihniyetinden eser yoktu. Senin şahsında herkes senin örgütünü bağrına basıyordu. Kardeşlerin bayrakları elleriyle örttüler üzerine…

Senden sonra 17 gün daha sürdü bu halk isyanı. Senin de bildiğin üzre, bu düzeyde bir kalkışmaya hazır değildik. Elbette bunlar da yansıdı senin anmana, ama bunlar belirleyici değil. Sen de biliyordun bu eksikleri, biz de biliyorduk. Bunların üzerine çıkmak şimdi daha büyük bir borcumuzdur.

Klasik tabirlerimiz vardır düşen yoldaşlarımızı mezar başında anarken, bir tekerleme gibi sürekli söyleriz: “Onları anmak, onların ideallerine sahip çıkmaktır... onları sınıf kavgasında bayraklaştırmaktır...” diye. İşte sen Kızılay’ın göbeğinde bunu yaptın. Seninle aynı ayda yitirdiğimiz Fatih’i bayraklaştırdın. Şimdi seni Fatih’le beraber anacağız. Fatih’le beraber anılmanın onuru sana, ideallerinizi sınıf içinde bayraklaştırmak görevi de bize düşüyor.

Mezar başına gelmediği için küsen yoldaşlarımız oldu, sizi anmak sizi kavgada bayraklaştırmaktır. İdeallerimize daha sıkı bir biçimde sarılmaktır. İşte o zaman sizi daha iyi bir biçimde anmış olacağız. Bu görkemli halk direnişinde sınıfsız sömürüsüz bir dünya kurmak için yeni mevziler açtığımızda, buradan Ethem’e yeni yoldaşlar çıkardığımızda gerektiği gibi anmış ve seni unutmamış olacağız.

Böyle bir mektupta sana duygularımı yazmak istedim ama beceremedim. O kadar kızgınım ki kendime; daha iyisini, daha da iyisini yapabilirdik. Yirmi gündür içim içimi yiyor. Bu kapsamda bir ayaklanma, insana daha çok gösteriyor zayıflıklarını, kütlüklerini, yetmezliklerini; her şey o kadar berraklaşıyor ki!..

Cumhuriyet tarihinin gördüğü bu en kapsamlı halk isyanından halen öğrenmeye çalışmayan ve enerjisini bu süreçte iki katına çıkarmayan bir devrimcilik, doğrusu insanda büyük bir kin uyandırıyor. Görevlerine daha sıkı sarılmayan, sosyalizm mücadelesini büyütmeyen mezar başında olan ya da olmayan yoldaşları affedebilir misin?.. Sınıf mücadelesi affeder mi?..

Bir şey daha söylemek isterim, bizim bir klasiğimiz daha vardır: O da “küllerinden doğmaktır.” Biz Anka Kuşu gibi küllerimizden yeniden doğarız. Tarihimizde bunu daha önce yaşadık ve şimdi de küllerimizden yeniden doğduk! İşte sen bu doğuşun en berrak simgesisin, bu tarih bu rolünü misyonunu hiç unutmayacak!

Adın şimdiden yüz binlerin dilinde, kimbilir kaç çocuk komünist “Ethem” adını alacak bugünden sonra... İçin rahat olsun, işte biz bu çocuklara sınıfsız sömürüsüz bir dünya kuracağız. Yeni Ethem’ler bu dünyaya doğacak, bu dünyanın mimarı olacak!..

[Bir yoldaşın]