Filistin-Guantanamo-F tipi

GÜNCEL
Salı, 11 Temmuz 2006 (20 yıl 3 ay önce)

Gazze'deki bir hastanenin psikiyatr servisinde çalışan doktor, işgalin etkisini anlatmak için “Gazze'nin Guantanamo'dan tek farkı biraz daha büyük olması” tanımlamasını kullanıyor. İzmir Cezaevi İnsiyatifi 8 Temmuz günü Kemeraltı girişinde bir basın açıklaması yaptı. Hasta tutsakların yaşadıkları sorunlar ve kadın tutsaklara yapılan Ulucanlar sevki saldırısı konusunda yapılan basın açıklamasının bir diğer gündemi ise Filistin'di. Eylemde “Filistin Halkı Yalnız Değildir" ve “Devrimci Tusaklar Yalnız Değildir” sloganları ard arda atıldı. Yalnız olmamalıdırlar çünkü, bu saldırıların sadece onlara değil hepimize yapıldığını bilince çıkarıp harekete geçmedikçe bu saldırılar artarak devam edecek. Bunu yalnızca “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek” sloganı ve/veya “Dünyanın kötü bir yer olmasının sebebi kötülük yapanlar değil yapılan kötülükleri izleyenlerdir” sözü bağlamında koyamayız. Bunlarla beraber bizler de hastane kapılarından giremeyip tedavi dahi olamayarak, ilaçlarımızı bulamayarak, iş bulma kurumları önünde kuyruklar oluşturarak, bulunan işlerde 14-16 saat aşağılama ve hakaret altında çalıştırılarak, çamaşır suyunda boğularak aynı kuşatmanın altındayız.

İzmir Cezaevi İnsiyatifi'nin basın açıklamasının tam metnidir:


Merhaba dostlar,
Bugün burada hapishanelerde yaşanan saldırılar ve hasta tutsakların durumlarına ilişkin bilgilendirme amacıyla toplandık. Ancak Filistin’de son süreçte yaşananlara değinmeden geçemeyeceğiz.

İsrail cezaevlerindeki tutsak edilen Filistinli 100 kadın ve yaşı 18‘in altında 300 çocuğun serbest bırakılmasını sağlamak için bir İsrail askerinin kaçırılması sonrası İsrail tarafından başlatılan katliamlara her geçen gün yenisi ekleniyor… “Teröre karşı savaş” kılıfını kullanan ve bu saldırı ve katliamlarına ABD emperyalizminden tam destek alan Siyonist İsrail’i buradan lanetliyor ve Filistin halkı yalnız değildir diyerek direnişlerini selamlıyoruz. “Zulmün olduğu her yerde direnmek meşrudur” diyerek; direnen Filistin halkıyla dayanışmayı büyütme çağrımızı yineliyoruz.

Hapishanelerde yaşanan insanlık dışı uygulamalar konusunda Guantanamo - Ebu Garip‘te yaşananlar dünya kamuoyunun dikkatini ve tepkisini çekmiş, ancak ülkemizde 19 Aralık 2000‘de Hayata Dönüş katliamıyla başlatılan Hücre tipi - F tipi sürecinin 6 yılda 122 can yitimine ve 600 sakatlanmaya neden olduğu, insanların hapishanelerde diri diri yakıldığı gözlerden uzak tutulmuştur.

Hapishanelerde tecrit; bugün artık her türlü hak gaspının-saldırı ve yaşam hakkı ihlalinin adıdır. Bu konuda son süreçte yaşanan örnekleri verdiğimizde ne kadar haklı olduğumuz gözler önüne serilecektir. Şöyle ki:

**Kapatılan Ulucanlar Cezaevi'nden Sincan Kadın Cezaevi'ne 29-30 Haziran tarihinde sevk edilen siyasi tutuklu kadınlar, nakil esnasında kafalarının ring aracına vurulduğunu ve dövüldüklerini, cezaevi girişinde ise iç çamaşırları dahil olmak üzere bütün giysilerinin zorla yırtılarak çıkarıldığını, onur kırıcı arama yapılmaya çalışıldığını, direnmeleri halinde ise erkek gardiyanlarla askerlerin içeri alınacağıyla tehdit edildiklerini bildirmişlerdir. Uğradıkları kötü muameleye karşı suç duyurusunda bulunmak üzere kalem-kağıt dahi verilmeyen tutuklu ve hükümlülerin ihtiyaçları cezaevinde 'kantin bulunmadığı' gerekçesiyle karşılanmamaktadır. Hala inşaatı süren cezaevi tutukluların kalması için uygun halde değildir. Sevkin 2. gününde Burçin isimli bir tutuklunun intihar girişiminde bulunması cezaevi koşullarının ne kadar ağır olduğunun bir göstergesidir.

**Aylardır susuzluk cenderesinde boğulan ve günde toplam 30 dakika soğuk su alabilen, temizlik ihtiyacını dahi karşılayamayan, içme suyunu parayla satın almak zorunda bırakılan ya da parası olmayanın bulanık - ağır kokulu kuyu suyunu içmek zorunda kaldığı Tekirdağ 1 No'lu F Tipi cezaevinde yaşanan saldırılara her gün yenisi ilave olmaktadır. Mayıs sonunda cezaevine yeni tutuklanıp getirilen Özgür Ertürk ve Ulvi Yalçın adlı tutuklular cezaevi girişinde çıplak soyunmayı kabul etmedikleri için kaba dayak eşliğinde zorla kıyafetleri çıkartılıp arama yapılmıştır. Üstüne bir de; bir ay haberleşmeden (mektup-faks vs.) men, bir ay da ziyaretten men soruşturması açılmıştır. Bu tür saldırılarda yapılan suç duyuruları nedense hep “takipsizlikle” sonuçlanmaktadır.

**Hapishanelerde yaşanan tecrit ve izolasyonun insanları “sessiz ölüme” taşıyacağı çağrısı 6 yıldır onlarca kez demokratik kurumlar tarafından yapılmasına rağmen ülke yönetiminin çözüme kulak tıkayan tavrı devam etmektedir. Çareyi insani çözüm yerine medyayı bu konuda susturmakta arayan ülke yönetiminin bu tavrı yeni ölümler için davetiye olmaktadır.

**Sincan 1 Nolu F ipi cezaevinde mesane kanseri Erol Zavar’ın durumu bu konuda en somut örneklerden biridir. “Hapishanede kalamaz” raporu olmasına rağmen hala içeride tutulmaya devam edilen onlarca hasta tutuklu hükümlüden biri olan Erol Zavar bu amansız hastalığına ve 9 kez ameliyat edilerek çok sayıda kanserli tümör çıkarılmasına rağmen hala cezaevinde tutulmaktadır. Cezaevinde hastaneye sevklerinde bir çok kez saldırıya uğramış, ameliyatlı haliyle yatağa zincirlenmiş, ihtiyaçları da karşılanmamıştır. Bulunduğu koşullarda hastalığı ilerleyen ve mesanenin tümünün alınması tehlikesiyle karşı karşıya olan Erol Zavar‘ın yaşamı risk altındadır.

**İzmir Kırıklar 2 No'lu F Tipi cezaevinde ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olduğu için yeni yasalarla birlikte tek kişilik hücrede tutulan Bayram Kaymaz, cezaevi revir doktoru tarafından yapılan yanlış iğne sonucu iki ayağından felç edildi. Hastaneye kaldırılan Kaymaz, felçli ayaklarına zincir vurularak kısa süren tedavinin ardından tek kişilik hücresinde ölüme terk edilmiştir. En temel ihtiyacı olan beslenme ve tuvalet gibi ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak durumda olan Bayram Kaymaz’ın da yaşamı ağır risk altındadır.

Tüm bu anlatımlarımız ülkenin hapishaneler gerçeğine ayna tutmaktadır. Ne yazık ki aynanın yansıttıkları demokratik bir ülkede yaşanır cinsten değildir. Hak ve özgürlüklerin olduğu bir ülkede yaşanır cinsten hiç değildir. Bu ayna ülke yöneticilerinin insan hakları söylemlerini tuz-buz etmektedir.

Hapishanelerde insan onurunu ayaklar altına alan tüm saldırı ve hak gasplarını buradan bir kez daha protesto ediyoruz. Hapishaneler konusunda kamuoyunu duyarlı olmaya-tüm demokratik kurumları bir kez daha dayanışmaya çağırıyoruz.

“Tecrit öldürür - dayanışma yaşatır” diyerek tecrite karşı verilen insanlık mücadelesini büyütmeye davet ediyoruz.

08/07/2006
İZMİR CEZAEVİ İNİSİYATİFİ