Şimdi Ethem’in annesi dimdik ayaktaysa bellekte acıya dair yer alan izlerin verdiği güçten...
Kahraman polis, görevini yerine getiren madalyalarla ödüllendirilmesi gereken polis çünkü “polisimizi yedirtmeyiz”, çünkü bu ülkede polis öldürmenin meşruiyetine sahip… Çünkü polis Ethem’i vurdu! Çünkü Ethem’i vuran polis serbest kaldı!
Ethem Sarısülük, Ankara’ da Gezi parkı eylemleri sırasında Ahmet Ş. tarafından başından vurularak öldürüldü. Kendisi Ankara Ostim’de işçiydi. Devlet için zaten “5 neyse 8” kategorisinde yer alıyordu. Ölümü o kadar önemsizdi ki muktedirler adını bir kere almadılar ağızlarına… Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı “eylemcilerin attığı taşla öldü” dedi.
Herkes Ethem’in vurulma anının gösterildiği o videoyu izliyordu o zamanlarda. Sonra ortaya çıktı Ethem’in bir kurşunla vurulduğu bunun üzerine ne mi oldu? Polise teşekkür pankartı astırdılar meydana, çünkü onlar nefret ediyordu kendi iktidarının, para hırsının dışında kalanlardan çünkü maddi bir karşılığı yoksa bir insanın ölmesi değersizdi onlar için.
24.06.2013 Ethem’i vuran polis “meşru müdafa olasılığından" dolayı serbest bırakıldı. Çünkü Ethem’in elinde öyle silahlar vardı ki polis kendisini savunmak zorunda kalmıştı ha bir de bu olasılıktı. Şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidecek Ethem’in avukatları bu ülkede sıkça adını duyduğumuz bir kuruma. Neden sıkça adını duyuyoruz biliyor musunuz? Çünkü bu ülkede iktidarın dışında kalanlar için hukuk öldü, çünkü bu ülkede ne ölümüze ne dirimize bırakın adaleti saygı kalmadı. Ethem’ in cenazesi için Ankara Kızılay'da toplanan kitleye yapılan saldırı bunun açıkça göstergesiydi. Çünkü bu ülkede artık iki tane sınırlı kutup var birisi “bunlar” diğerleri ise iktidarın evlerinde tuttukları, birbirimizi anlama çabamızı bile tükettikleri noktadayız öyle ki ben son dönemde Türkiye'de iktidara yakın kitleyi anlamaya yönelik okumalar yapıyordum, sosyal medyada dalga unsuru olmalarına vicdanım dayanmadığı için ama vazgeçiyorum bu gün çünkü bu coğrafyada en azından ölüme saygı olduğunu düşünecek iyimserliğim bile kalmadı…
Bütün bunlar olurken Ethem'in vurulduğu yere uğrayıp yüreğim kaldırdığı kadar durmaya çalışıyorum. Çok uzun olmuyor çünkü ağlamamaya zorluyorum kendimi neden mi ağlayamıyorum çünkü Ethem'in abisi ve annesi öyle dik duruyorlar ki karşımızda bize o an haram oluyor ağlamak. Şimdi ne söyleyeceksiniz? O anneye bilmiyorum oğlunu öldüreni serbest bıraktık çünkü “meşru müdafa olasılığı” vardı mı diyeceksiniz. Söylediniz bile değil mi ne önemi var ki yanan yüreklerin, adaletin, hakkın, hukukun ne önemi var?
Ethem'in ailesinin bu kadar dik duruşunun altında yatan bir neden daha var belki Ethem Alevi bir aileden geliyor. Onlar bu ülkenin en acı çekenlerinden, egemenin hep “diğerine” düşen tarafından. Sivas’ta yakılan, Çorum’da Maraş’ta katledilen, iktidarın dilinin hep hedefinde olanlardan. Üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesinden tutunda, Gola Çetu Parkı’nın yıkılmasına kadar iktidar politikalarının en hedefinde yer alanlardan. Şimdi Ethem’in annesi dimdik ayaktaysa bellekte acıya dair yer alan izlerin verdiği güçten, zaten öldürülmek istendiği bir ülkenin insanı olmakla yüzleşmiş olmasından.
Ankara’da bir yazılama vardı şimdi üzeri gri bir boyayla kapatılmış “polis Ethem’i vurdu” yazıyordu ilk gördüğümde donakalmıştım. Üzerine boya sürmekle kapanıyor mu günahlar, geçiyor mu acılar, adalet yok bunu biliyoruz da annelerin yüreklerinin üzerini kapatacak boyayı da mı icat ettiniz? Sayfı anneye Ethem’in annesine bu adaletsizliğinizi nasıl açıklayacaksınız? Açıklamaya çalışmayacaksınız ki değil mi? Çünkü Ethem’in ölümü aynı zamanda bir ötekinin ölümü, çünkü Ethem'in ölümü Hrant'ın ölümü gibi, çünkü Ethem'in ölümü Şerzan Kurt'un ölümü gibi bütün bu ölümlerin faili belliyken hukuk ortadayken, daha Sivas davası geçen yıl düşmüşken adalet beklemek bizim neyimize, hele ki devletten adalet beklemek bizim neyimize!
Emek Erez / Radikal Blok - Gezi direnişi