Dünya Futbol Turnuvası’nın rüzgarıyla, Almanya kendi iç gündeminde, sosyal yıkım politikalarının hızında vites büyüttü. Sağlıkta, eğitimde gündeme gelen reform saldırıları, “uyum zirvesi” ile göçmenlerin boynuna geçirilen ipliğin sıkılması, “anayasal reform”la hızlı işleyen ve saldırıları merkezileştiren sonuçlarıyla federal meclisin yetkilerinin artırılması kupa anaforu içerisinde, tatil arifesinde ve yazın kavurucu sıcağında emekçilere giydirildi. Rekor karlar sağlayan tekeller kitlesel işten çıkarma kararlarını açıkladılar.
Sağlık ve Eğitimin Pahalılaşması
[foto]ok.png[/foto] Sağlık giderlerinin pahalılaştırılması, sigortaya rağmen muayenenin ücretlendirilmesinin yanında, Temmuz ayı içerisinde koalisyon hükümetinin aldığı kararla, “sağlık sistemi reformu” adı altında sağlık sigortasına ödenen pirimler yükseltildi. Muayene, ilaç parası, artırılan sağlık sigortası pirimi doktora giden her kesin karşısına çıkan somut uygulamalar haline geldi. Muayene olup, reçete yazıldığında insanların yüzüne çarpan miktarlar ‘dudak uçuklatacak’ düzeye vardı.
[foto]ok.png[/foto] Almanya’nın 5 eyaletinde uygulamaya konulan 500 euroluk har(a)ç sistemi geriye kalan 11 eyalette de geçirilmeye çalışılıyor.
Göçmenlere “Uyum” Halkası
[foto]ok.png[/foto] Yeni göçmen politikalarının sosyal tabanını yaratmak, azıya alınan saldırıları meşrulaştırmak için 14 Temmuz’da “uyum zirvesi” yapıldı. “İş piyasasında istihdamı artırma” temel amacı ile toplanan uyum zirvesinde tartışılan konular yansıtıldığının aksine emekçilerin canına okuyacak nitelikte. Temel kriteri ucuz ve kalifiye işgücü istemine yanıt verip vermemek oluşturuyor. Öyle ki zirvede 1950-60’larda Almanya’ya getirilen, kapitalist üretimin o günkü ihtiyacına yanıt veren “eğitim seviyesi düşük, misafir işçiler” de unutulmamıştı. Bunların çoğunun bugün “iş piyasasının ihtiyaç duyduğu kalifiye eleman ihtiyacına cevap verecek nitelikte olmadığı ve bu nedenle bu kesimin uygun entegrasyon politikalarına” tabi tutulması gerektiği “uyum”u yakalandı. Sadece bu örnek üzerinden bile emperyalist sistemin, göçmen kitle içerisinde kimleri, biran önce kurtulunması gereken ‘yük’ olarak gördüğünü ve ‘yok’ sayacağını görmek mümkün. Federal Kabine’nin yayınladığı bildiride “… tarihi tecrübeleri olumlu ve pragmatik olarak eskisinden daha güçlü bir şekilde kullanmalıyız" netliğinde ifade ettiği, mali sermayenin bugünkü çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan “uyum zirvesi” kararları, emekçilerin sınıf kardeşliği temelinde karşısında olacağı politikalardır.
Azami Kar ve İşçi Kıyımı
[foto]ok.png[/foto] Alman Telecom 5.5 milyar euro ile tarihinin en büyük karını yaptığını açıklamıştı. Ardından çalışanlarından 32 bin kişiyi işten çıkaracağını açıkladı. Yine Almanya’nın en büyük sigorta tekeli Allianz tarihinin en yüksek karını açıkladı: 4.4 milyar euro. Ardından 7 bin 500 çalışanının işine son vereceğini deklare etti. Tekellerin işgücü maliyetini en aşağıya çekme ataklarıyla birleşik geliştirilen saldırılar emekçilerin geleceğini tahakküm altına alıyor.
Anayasa Reformu
[foto]ok.png[/foto] Almanya’da 1949’dan bu tarafa geçerli olan Anayasa, emperyalist egemenlik ve rekabet ilişkisi ile birleşik emekçilerin kanını soğurma hızına yeteri düzeyde yanıt vermediği için “reform”a tabi tutuluyor. Yeni saldırı yasalarının çıkarılma sürecinin sarkmaması için her eyaletin kendi meclisinde yasal değişiklikler yapma yetkisi kısıtlanarak, uygulama merkezileştiriliyor. Merkezi otoriteye bağlı ve dinamik işleyen bir yapı için Federal Meclisin yetkilerinin artırılması gündemde. Reform paketi hakkında Hristiyan Birlik partileri adına konuşan Bavyera Başbakanı Edmund Stoiber, “Yapacağımız yasal düzenlemeler, federal yapıyı en üst noktaya taşıyacaktır. Federal Meclis, kanunların yüzde 70’ini tek başına çıkarabilecek konuma gelecek, böylece yasama faaliyetleri hız kazanacaktır” dedi.
Bastırıldıkça Gerilen…
Emperyalist saldırganlığın kendini büyütmesi, emekçilerin günlük yaşamında artık bire bir karşılaştıkları sonuçları doğurması ile birleşik, tepkileri de tetikliyor. Bu tepkilerin patlamalarla, militan biçimlerde açığa çıkmasının önünün alınması için dünya kupası vesilesiyle yaratılan anafor ve yaz tatili sürecinin dinginliği fırsat bilindi.
Buna rağmen artan toplumsal gerilim sağlık emekçilerinin kitlesel tepkilerinde, öğrencilerin otoban işgallerine varan eylemlerinde parça parça açığa çıkıyor. 7 Temmuz’da Frankfurt’ta yapılan 8 bin kişilik öğrenci eylemine, Fransa’da CPE saldırısını püskürten öğrencilerde temsilen katılarak destek verdi. Protesto eylemi, polisin bütün saldırısı ve yola inen girişleri, köprüleri tutması ve engelleme girişimine rağmen “Otoban, otoban” sloganının hedef göstericiliği ile A66 otobanının işgaline evrildi. 4 saat süren işgal polisin vahşi saldırısı, 250 kişinin kelepçeli gözaltısı ile sona erdirilebildi.
Almanya’da saldırılar karşısında, yer yer fabrika, okul ve otoban işgalleri biçimine de evrilen, bir militanlık mayalanıyor. Kazanılmış tarihi sosyal hakların buldozer hızı ve şiddeti ile bastırılması, bastırıldıkça gerilen bir hattı da doğruyor. Gerilen dikişler bir patlamaya görsün, birleşik, yaygın bir hareket kaçınılmazlığı bugün daha fazla! Almanya’da yeni dönem sınıflar arası kapışmada yeni gelişmelere gebe…