Tahrir’in anlattığı…

Mursi nihai olarak ordu müdahalesi olmadan devrilmiş olsaydı, bu sokak hareketinin kendi içerisinden o gücü çıkarmasının kaldıracına dönüşebilecek potansiyeller taşıyacaktı

GÜNCEL
Perşembe, 4 Temmuz 2013 (13 yıl 4 ay önce)

Tahrir bir kez daha kitle hareketinin, meydanların, isyanların gücünü gösterdi. Tahrir aynı zamanda toplumsal patlamaların, kendiliğinden hareketlerin sınırlarını ele verdi. Mursi gitti fakat iktidar yerinde. Tıpkı Mübarek’in gidip, iktidarın yerinde kalması gibi…

Tahrir her yönden dönemin ruhunu yansıtan bir laboratuvar özelliği taşıyor. Artık iflas etmiş vahşi neoliberal birikim politikalarının ve bu politikaları hayata geçirmenin aracı olarak uygulanan çıplak otoriterliğin doğurduğu sonuç olarak başkaldırılar yaşanıyor.

Neoliberal politikaların biriktirdiği yoksulluk ve özgürlük yoksunluğu, toplumsal patlamaları tetikleyen sonuçlar doğuruyor. Mısır halkı iliklerinde hissettiği öfkeyi toplu eyleme dönüştürmenin adresi olarak Tahrir’e çıkmayı bir kültür haline getirdi.

Tahrir, neoliberal kapitalizme karşı direnişin, kitlelerin kendi yaptırım gücünü hissetmesinin simgesi oldu. Bu yönleriyle kitleler Tahrir’i yeniden, yeniden keşfettiler.

Dolayısıyla Tahrir, kendisi ve bulunduğu coğrafyayla sınırlı olmayan bir etki yarattı. Karşı durulamaz görülen güçlerin alaşağı edilebileceğini gösterdi. İstediğini elde etmenin mümkün olduğunu işaret etti.

Bu işaretin doğru okunmaya ihtiyacı var. Tahrir’e inen isyan, Mursi’nin gitmesine kilitlenmişti. Tahrirde yükselen zafer çığlıkları da asıl olarak isyanın temel talebinin gerçekleşmiş olmasınaydı. Henüz kendi siyasi ve askeri gücünü yaratamamış kitle hareketi, ona yön verecek, kendisinin tercümanı olacak bir öncü güçten, siyasal özneden yoksun.

Ordu tam da Tahrir’in bütün organlarıyla iktidarı parçalayacak bir güce kavuşmasının, o yönelime girmesinin önüne geçmek için hamle yaptı. Mursi nihai olarak ordu müdahalesi olmadan devrilmiş olsaydı, bu sokak hareketinin kendi içerisinden o gücü çıkarmasının kaldıracına dönüşebilecek potansiyeller taşıyacaktı. Onun için ordu, burjuva iktidarın selameti açısından sırtını Tahrir’e yaslayarak Mursi’yi harcadı.

Türkiye’deki 27 Mayıs’a benzer şekilde, bu darbenin aslında kitle hareketini yolundan çıkarıp sistem güçlerinin denetimi altında tutmaya yönelik bir boyut ve işlevi var. Bu kez (yine) ordu çalmaya soyundu devrimi… Belli oranda da bunu başardı.

Fakat her şey bitmiş değil. Tahrir’in kazanımları büyük ve öyle kolay sökülüp atılamayacak türden…

Tahrir, son iki yılda dünya ölçeğinde kapitalizme karşı başkaldırının esin kaynağı ve simgesi oldu. Mısır şahsında da Tahrir, önce 40 yıllık saltanatın simgesi olan Mübarek’i devirdi. Ardından Yüksek Askeri Konsey’e el çektirdi. Bölgede ılımlı İslam projesinin oyuncağı olan Müslüman Kardeşler’in, Mursi’nin elini kolunu bağladı; yeni bir otoriter rejim inşasını işlevsiz kıldı.

Şimdi sıra ordunun oyununu bozmakta… Bu da ancak yeni bir önderlik inşasıyla mümkün olacak. Tahrirler, Taksimler, dönemin ruhuna uygun önderlikler çıkmasının zeminini güçlendirmiştir. Kapitalist-emperyalist dünyada bu zemin her geçen gün, bir birinin üzerine binen sokak hareketleri içerisinde biraz daha büyüyor…

Bugünlerde sıkça tekrarlandığı gibi; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…