Doğancılar'da Metin Yeğin söyleşisi

Süren farklı demokrasi hareketlerinden bahsedilerek, iletişimde de, eğitimde, sağlıkta da demokrasi olmalı denildi

GÜNCEL
Cuma, 12 Temmuz 2013 (13 yıl 3 ay önce)

Üsküdar Doğancılar Parkı Forumu'da 11.Temmuz günü Metin Yeğin ile söyleşi vardı. Forum, "İsyan" teması çerçevesinde söyleşi ile başladı.

Metin Yeğin, Gezi direnişinin bir halk isyanı; mekan, kimlik ve ekoloji isyanı olduğunu ve bundan sonraki isyanların da bu temel üzerine kurulu olacağını düşündüğünden bahsetti.

Arjantin ve Brezilya'daki isyanlar ile Gezi isyanının benzerliklerinden bahsedildi. Örneğin klasik sınıf çizgisi içersinde olmadığından.

2006'da Hindistan'da esnaf, dükkanları yıkılıp AVM yapılacağı için ayaklanmış ve bir şehri yakmışlardır; bu isyanın da bir açıdan bizim isyanımıza benzerliğine değinildi.

Yeğin, "Kökenleri Şili'ye Pinoche dönemine dayanan ve ülkemizde de hakim olan neoliberalizm gerçekte hiçbir şey üretmiyor, sadece üretiyormuş gibi yapıyor. Bu yüzden de isyanın en büyük ayaklarından biri de öğrencilerdir, sürekli bir bekleme halindedirler."

"Kamuya ait her şeyi özelleştirir. Bunu en uç örneği yine Şili'dedir. Bu da şudur: Şili'de tüm yollar otabanlar değil sadece sokaklar bile paralıdır. Arabanızın altında bir sensör vardır siz o yollardan geçerken dıt dıt diye öter. Birgün elimize Santiago'nun tüm paralı yollar işaretli bir haritasını aldık. Para vermeden bir baştan bir başa geçmeye çalıştık ama olmadı yinede araba sürekli dıt dıt diye öttü. İşte neolibaralizm böyle kar yapar
" dedi.

Metin Yeğin, "Neolibaralizm hiçbir şey üretmez, üretiyormuş gibi yapar" diyerek Arjantin ve Şili'den şu örnekleri verdi.

"Arjantinli bir arkadaşımla Arjantin sokaklarında gezerken bir kırmızı ışıkta durduk üç kişi camları siliyor, iki kişi mendil satıyordu, bir kişi de telefon kontörü. Sonra yola devam ettik, bir ışıkta daha durduk, orda da iki kişi cam siliyor, dört kişi mendil- kuruyemiş satıyor, iki kişi de kontör satıyordu. Arkadaşım dedi ki "Hükümet işsizliği düşürmenin yolunu bulmuş" ve devam etti "Daha fazla trafik ışığı koyacakmış.
Başka bir zaman da Şili'de geziyoruz bir baktık metro istasyonu çok kalabalık. Acaba miting mi var diye oraya koştuk ama miting değil bir sürü insan üzerlerinde reklam panoları veya baskılı tişörtlerle metrodan inen insanlara ayaklı reklam olarak çalışıyorlar" işte neoliberalizm böyle birşeydir. Üretmez üretiyor gibi yapar
"

Türkiye'de eğitim sistemindeki ve çalışma sistemindeki bozukluklara değinildi.

Brezilya'daki topraksız işçi hareketinden ve hüküm süren farklı demokrasi hareketinden bahsedilerek örnekler verildi bu harekete dair. Demokrasinin her alanda olması gerektiği ve isyanımızın da buna hizmet ettiğinden bahsedildi. "İletişimde de demokrasi olmalı, eğitimde de, sağlıkta da demokrasi olmalı" denildi.

Takas pazarlarının/takas kredi sisteminin ve ekoloji kooperatiflerinin öneminden ve dünya çapındaki örneklerinden bahsedildi, bu geleneği başlatmamız ve hep devam ettirmemiz gerektiği belirtildi. Üretici ile tüketicilerin arasındaki aracıların aradan çıkartılıp, bir an önce yerel ve genel tüketici kooperatifleri kurulması gerektiğinden bahsedildi.

Yeğin, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde, "Şimdiye dek yapılmış en büyük forumu Taksim Meydanı'nda yapmayı, dünyanın en büyük forumunu organize etmeyi önerdi, miting değil de koca bir forum yapalım, Roma'dan sonraki en büyük forum olsun" dedi. İcraate yönelik bu tarz öneriler Forum'a katılanlardan büyük destek aldı.

Mekanların dönüştürülmesi ile ilgili öneriler ve yapılabilecekler / yapılması gerekenler konuşuldu. Kentsel dönüşüm ile ilgili, kent topraklarının kamulaştırılmasının tamamen kapitalist bir uygulama olduğu ve buna karşı kent reformu yapılabileceği (yeni bir gecekondu hareketi - kent toprağının demokratize edilmesi, büyük toprak sahiplerinden alınıp evsizlere ve küçük toprak sahiplerine dağıtılması) konuşuldu. Bu hareketin normalde zaten devlet/belediye tarafından sağlanması gereken bir hak olduğundan, garip olanın bizim bu hakkı kazanmaya çalışmamız olduğundan bahsedildi.

"Üç tane hükümet devirecek kadar gücümüz vardı ama yapamadık" dendi ve neyi yapmadığımıza / neden yapamadığımıza dair konuşuldu. Bu direniş sürecinde gücümüzün ne kadar büyük olduğunu belki şimdilik tam olarak fark edemediysek de 1 yıl sonra çok daha iyi anlayacağımızdan bahsedildi.

Soru-cevap kısmından bazı kesitler:

- "Yönetici dostumuz olmamalı zaten, yönetici bizden ve bizim baskımızdan korkmalı."

- "Hangi devrime hangi isyana bakarsanız bakın öğrenciler ve orta sınıf en büyük rolü oynar."

- "Söz ayrıştırır eylem birleştirir! Bu yüzden Türk Kürt ile, Laikler Müslümanlarla tanıştı. Böylelikle Ramazan'ın ilk gününde boydan boya Yeryüzü İftarları yapıldı."

- "Komün halay çekmek gibidir, herkes birbirinin omzundan tutacak."