1920 yılında Londra'da doğan Henri Alleg, Paris'te 93 yaşında hayata gözlerini yumdu
Henri Alleg yaşama gözlerini yumdu
1920 yılında Londra'da doğan Henri Alleg, Paris'te 93 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Bizim kuşağın, direniş anılarını okuyup etkilendiği militan savaşçılardandı Henri Alleg. “Direnme Savaşı”, “O bir militandı”, “Darağacından notlar” ve Henri Alleg'in “Sorgu” kitabı bize, işkencede her koşulda boyun eğmeyen bir direniş göstermenin bir komünistin temel değer ve tutumlarından biri olduğunu öğreten kaynaklardı.
Cezayir Savaşı'nda Fransız emperyalizminin karanlık yüzünü, kirli savaş yöntemlerini, gözaltında kayapları, insanlıkdışı vahşeti bir bir ortaya çıkarmıştı.
Henri Alleg'in yıllar önce yaşadıklarını 12 Eylül vahşetinde komünistler, yurtseverler yıllar boyunca yaşamışlardı.
Fransa'nın, Cezayir'deki işkence merkezi Paraşütçüler Birliği iken, Türkiye'de Ankara DAL, Gayrettepe ve askeri kışlalardı. Henri Alleg muhalif bir yazar ve yayıncı değildi; o bir komünist militan ve parti üyesiydi.
Mütevazi bir insan
İlk görüşte insanın içini ısıtıveren güleryüzlü bu kısa boylu adamın görüntüsü insanı yanıltıyordu. O ufak tefek sıradan görünümlü adamda büyük bir özveri ve güçlü direniş ruhu vardı.
2003 yılında TİKB'nin organize ettiği savaş karşıtı panele davet edildiğinde ikirciksiz kabul etmişti panelist olmayı. O zamanlar 80'li yaşlarda olmasına rağmen coşkulu konuşmasıyla dinleyicileri derinden etkilemişti.
Henri Alleg 93 yaşında geride direnişçi ruhunu ve beslendiğimiz birçok eser bırakarak aramızdan ayrıldı. Asırlık ömrüne koskoca bir tarih sığdırarak mutlu bir şekilde “Hoşçakalın dostlarım, elveda yoldaşlarım” dedi. Tarih şerhini düşerken SORGU yazarı ve direniş esinleyicisi Henri Alleg tarihe şerhini düşerken dostları ve yoldaşları onu asla unutmayacak. Direnişçilerin ilham kaynağı unutulmayacak!
Dünyada olmayacak iş yok. İşte 1958 yılı ve bugün Cezayir'de halka, sürekli yöntemli, işkence yapılıyor. Bunu her bir kişi, validen köylüye herkes biliyor, ama hiç kimse bu konuda konuşamıyor. Arada tek tük zayıf bir ses duyuluyor. Fakat bir önemi yok bunların. Fransa işgal altındaymışcasına suskun. Saf değil iğrenciz. Vicdanımız rahatsız edilmedi. Yönetici beylerimiz bizi çürüten bir bilmezliğin içinde tutarak suç ortaklarına çevirmek istiyorlar. "Herkes" işkenceleri duydu, tüm çabalara karşın gazetelere bir şeyler sızdı. Tirajı düşük, ama dürüst gazeteler tanıkların anlattıklarını yayınladılar, broşürler elden ele dolaşıyor, askerler geri dönüyor ve anlatıyorlar. Ama özellikle bunlar, ahlakın yozlaştırılmasına yarıyor: Çünkü toplumun ormanı içinde her şey yitiyor ya da körleşiyor. Jean Paul Sartre