Çarşamba, 24 Temmuz 2013 (13 yıl 3 ay önce)
Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun bu yıl 2.sini gerçekleştirdiği “Gazetecilere Özgürlük Kongresi” Taksim The Marmara Otel'de başladı.
Gazetecilere Özgürlük Platformu, Gazetecilere Özgürlük Kongresi'nin ikincisini gerçekleştirdi. İlki 2011 yılında yapılan kongrede, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Gazetecilere Özgürlük Platformu, uluslararası basın yayın örgütleri ve kuruluşları, hapisteki gazeteci yakınları ve hapisten çıkan gazetecilerin arasında olduğu çok sayıda konuşmacı yer aldı.
Kongrenin ana gündem maddesi, Türkiye'de tutuklu gazetecilerin durumu ve bununla doğrudan bağlantılı olarak basın özgürlüğü oldu.
Açılış konuşmasını yapan Gazetecilere Özgürlük Platformu Dönem Başkanı Ercan İpekçi sorunun sadece basın özgürlüğü değil toplumun ifade etme, örgütlenme, toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü olduğunu belirtti. İpekçi, Tahrir Meydanı'nı ekranlara taşıyan medyanın ne Lice'yi ne Uludere'yi ne de Taksim'i görmediğini vurgulayarak, basın özgürlüğü için mücadelenin bir avuç insan ve kuruma kaldığını ifade etti.
Türkiye bir gazeteci cezaevi
Kongreye
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı,
Avrupa Gazeteciler Federasyonu,
Uluslararası Basın Enstitüsü,
Güneydoğu Avrupa Medya Örgütü,
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü,
Gazetecileri Koruma Komitesi,
Uluslararası Yayıncılar Birliği,
Uluslararası PEN Başkan Yardımcısı ve
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu da katılarak sunumlar yaptı. Uluslararası basın örgütlerinin temel vurgusu ise Türkiye'nin bir gazeteci cezaevine dönüştüğü oldu.
Tutuklu 64 gazetecinin anonim bir sayı olmadığını ve herbirinin kendileri için acı veren bir hikayesi olduğunun altını çizen konuşmacılar, Türkiye'de düşünceyi ifade etme özgürlüğünün olmadığını belirtti.
Konuşmalarda akademisyenler ve sanatçılar, toplumsal sorunlara daha fazla müdahil olmaya ve mücadele etmeye davet edildi.
Öldürme metodları değişse de ziihniyetin hep aynı olduğunun ifade edildiği konuşmalarda bu zihniyetin polisin, devletin ve adli kurumların zihniyeti olduğu vurgulandı. Türkiye'de gazetecilerden fazla bir şey beklenmediğini çünkü ne zaman konuşsalar susturulduklarını ya da hapse atıldıkları hatırlatılırken, “
Türkiye bir gazeteci cezaevi konumuna gelmiş durumda” denildi.
Kongrenin, ilk bölümünde söz alan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve uluslararası basın kurumlarından temsilcilerinin yaptığı konuşmaların ardından öğlen 45 dakikalık yemek molası verildi.
İkinci oturum,
Gebze Kadın Kapalı Cezaevi'nde olan tutuklu gazeteci
Füsun Erdoğan'ın mektubunun okunmasıyla açıldı. Kongrenin sonunda yapılacak ödül töreninde, bu akşam ödül alacak gazetecilerden birisi olan Füsun Erdoğan'ın mektubu alkışlarla dinlendi. Erdoğan mektubunda ödül için teşekkür ederken, tutuklu gazeteciler sorununun Türkiye'de basın özgürlüğünün ne durumda olduğunu net olarak gösterdiğini ifade etti.
“Sözde Kürt, sözde gazeteci”
Kongrede konuşmalar hapisteki gazetecilerin aileleri ve yakınlarının sunumlarıyla devam ediyor. İlk sözü 20 aydır KCK davasından hapiste olan
DİHA Ankara temsilcisi Kenan Kırkaya’nın eşi Newroz Kırkaya aldı.
Newroz Kırkaya, eşinin alındığı operasyonda kızlarının 2 yaşında olduğunu belirterek, 20 aydır 3 yaşında olan kızına cezaevi kavramını açıklayamadığını anlattı. Newroz Kırkaya, eşi Kenan Kırkaya'ın sözde kavramıyla yargılandığını ifade ederek şunları söyledi; “
Kenan'ı sözde kavramıyla yargılıyorlar, sözde Kürt sözde gazeteci. İktidar sizi nerenizden yaralarsa o sizin kimliğinizdir.”
Kongrenin ikinci bölümü Füsun Erdoğan'ın kardeşi
Şengül Tanrıverdi'nin konuşmasıyla devam ediyor.
Öğleden sonra 16.00'da sonlandırılacak olan kongrede sırasıyla hapisten çıkmış gazeteciler, Türkiye'deki meslek örgütü temsilcileri, işten atılan gazeteciler, yargılanan gazetecilerin avukatları da söz alarak konuşma yapacak. Kongre Gazetecilere Özgürlük Platformu başkanlığı devir teslim töreni ve sonuç bildirgesinin ardından sonlandırılacak.