Pazartesi, 29 Temmuz 2013 (13 yıl 3 ay önce)
Burjuva devletin Haziran İsyanı ile kaybettiği inisiyatifi yeniden kazanmak için çok kapsamlı bir operasyona giriştiği açık. Bir taraftan isyanın gövdesini oluşturan çeşitli kesimlere dönük yeni saldırı düzenlemeleri, bir taraftan bu kesimleri içerden bölecek komplo ve sembolik nedamet örnekleri, bir taraftan da toplumsal kutuplaşmayı derinleştirecek söylem ve düzenlemeler…
Kadınlar, Aleviler, LGBT bireyler, Sanatçılar... Hedefte!
İsyanın omurgasını oluşturan geniş kadın kitlelerine dönük saldırganlığın, en son hamile kadınların sokağa çıkmasını yasaklayacak söylemlerin kullanılmasına varacak kadar ileri gittiğini gördük. Bu, sistemin kadına dönük korku ve düşmanlıkla oluşturduğu bilinç altının yüzeye vurmuş en kokuşmuş biçimiydi!
Yine isyanın önemli dinamiklerinden biri olan
Aleviler ve özelde de Alevi gençlerine dönük hangi hesapların yapıldığını Ankara Mamak’ta tezgahlanan oyunda gördük! O bölgede, Alevilere ait evlerin kapısına “
Alevilere ölüm” yazısı yazılmış, bu yazı
Halkevleri’nin etkinliklerine de katılan Alevi çocuklarına yıkılmaya çalışılmıştı! Sadece bu olay bile önümüzdeki günlerde hangi kirli tezgahlarla karşılaşacağımızın anlaşılması açısından çarpıcıdır!
İsyanda azımsanmayacak rolleri olan
LGBT bireylere dönük özel bir cezaevinin kurulacağı nedense bu süreçte “müjdelendi!”!!!
İsyanın geniş kitleler nezdinde meşruiyet kazanmasında önemli rolleri olan sanatçılar sadece tehditlerle değil, aynı zamanda yaratılan nedamet örnekleriyle içerden parçalanmaya-sindirilmeye çalışılıyor.
Şafak Sezer gibi kişiliksiz bir şahıs bunun sembolü haline getirilmeye çalışıldı, kaldırılan taş ayaklarına düştü. Ama bu cephede yapılacakların daha bitmediği açık!
Taraftar gruplarından
ÇArşı nezdinde Beşiktaş'a dönük yapılmak istenenler ortada. İnönü Stadyumu'nun restorasyonu çalışmaları esnasında olup bitenlere bakınız!
Medyada kitlesel işsizlik!
Medyada yaşanan deprem ortada. Gazetecilerin kitlesel biçimde işsiz kaldığı, medyanın hızlı bir tekelleşme ve el değiştirme süreci içinde yeniden yeniden düzenlendiği bir süreç tüm pervasızlığı ile sürüyor.
Hatta iş o kadar ileri gitti ki Türk tekelci burjuvazisinin amiral gemisi
Koç Holding’e bile, Haziran’daki tipik burjuva refleksinin cezası kesiliyor!
Kısacası neoliberal saldırganlığın en olgun temsilcisi olan
AKP Hükümeti’nin içerde ve dışarda (
Suriye-Irak-Mısır ve bir bütün olarak
Ortadoğu politikasında) yaşadığı inisiyatif kaybının acısıyla önüne gelene saldırdığı bir dönemdeyiz.
Mesele sadece kuyruk acısı değil!
Bu saldırganlığı kuyruk acısıyla açıklamak naif bir yaklaşım olur. Aslolan burjuvazinin önümüzdeki yılları kapsayacak stratejik hedeflerinden sapmaksızın yürüyebileceği bir toplumsal iklim yaratmaktır. Bunun için ayak bağı olabilecek tüm dinamikleri kazımak, gerekirse kapsamlı bir devlet terörü ile en vahşi biçimlerde ezmektir. Keza önümüz kış ve kapıda bir krizin ayak sesleri var!
Sırdaş Polis İhbar Noktası Projesi!
Neoliberal saldırganlıkta ustalaşan
AKP Hükümeti bunu sadece devlet zoru ve alışıldık hegemonya biçim ve araçlarıyla yapmayacak. Şu anda ısındırdığı en önemli senaryolardan biri de toplumsal kutuplaşmayı denetimli bir şekilde derinleştirmektir.
Tayyip’in “
Tencere tava çalanları yargıya şikayet edin” çağrısından sonra piyasaya sürülen "
Sırdaş Polis İhbar Noktası Projesi" bunun açık ifadesidir.
İşçi ve emekçileri birbirine düşmanlaştıracak, yaşanan kutuplaşmayı ihbarcılıkla derinleştirecek bu saldırıya karşı en başta ihbarcılığa teşvik edilenler ses çıkarmalıdır!
İhbarcılık bu topraklarda tarihin tüm kritik dönemeçlerinde kışkırtılmış, teşvik edilmiş, toplumsal bir yaygınlık kazanması için her şey yapılmıştır. Sonuçları da son derece ağır ve trajik olmuştur. En fazla da toplumsal yozlaşma ve çürümenin derinleşmesi yönüyle bu böyle olmuştur!
Toplumsal kutuplaşmanın sonuçları
Mısır'da en trajik biçimiyle yansıyor. Tayyipgillerin teşvik ettiği yolun çıkacağı sokak da budur! Bu sokağa girmeyi reddetmek en başta insanlık görevidir!