Cuma, 16 Ağustos 2013 (13 yıl 2 ay önce)
ABD patentli yeni bir darbe daha.
Peki bu komutanlar neden halkını katleder
Adil Okay
Ya Mısır Ordusu
Sedat Yurtaş’ın yazısının başlığını tuttum: “
Adımıza, ’devrim çalacak’ bir ordu”. İşte bu ordu, halkın ayaklanıp iktidarı zor yoluyla almasına, yani devrime engel oldu. Peki neden: Zira Mısır ordusu Türk Ordusu gibi sermayeyle iç içe geçmiş durumda. Söz konusu her iki ordu da sermaye sınıfının parçası olmuş. Dolayısıyla “
Zalimin parasını alan onun kılıcını çalar". Düzenin devamını isteyen generaller bu gün de aynı politika gereği AKP yandaşı olmuşlardır. Mısır ordusu 1950’den bu yana ülke ekonomisinin neredeyse yüzde 40’ına sahip durumda. Dile kolay yüzde 40... Benzer bir şekilde Türk Ordusu da
OYAK aracılığıyla, 1980’den bugüne sermaye sınıfıyla iç içe geçti. “
Türk Ordusu'nun OYAK aracılığıyla otomotivden çimentoya, bankacılıktan finansal faaliyetlere, sigortacılıktan konserveciliğe, inşaattan AVM’ciliğe uzanan bir faaliyet içinde olduğunu hatırlatmakta fayda var”.
Kenan Evren ve şürekası 17 yaşında delikanlıları asarken, binlercesini işkencehanelerde, zindanlarda katlederken de ulusal ve uluslararası sermayenin emrindeydi.
Devamında
Çiller-Ağar-Güreş ekibinin katliamları da darbe anayasasının yetkisiyle yapılmıştı. 17 bin fail-i meçhulün faili belliydi. Faşist darbe ve o darbe anayasasını değiştirmeden kullanan, zulmün mührünü mazlumun bağrına vuran, sözümona “sivil hükümetlerdi” (AKP Hükümeti de iktidarının 10. yılında hâlâ darbe anayasasıyla ülkeyi yönetmekte ve hâlâ utanmadan "
darbelere karşı" olduğunu ilan etmektedir. Bu koca 10 yılda 12 Eylül darbesinin ürünü olan örneğin ne YÖK kaldırılmış ne de seçim barajı düşürülmüştür).
Şili'de
Pinochet adlı general,
ABD desteğiyle darbe yapar ve ülkesini devasa bir mezbahaya ve hapishaneye çevirirken de Kenan Evren gibi sermayenin çıkarını koruyor, kolluyordu....
Darbeler, askeri darbeler, kapitalist dünyada sermaye düzenini rahatlatmak için açık faşizme başvuru yolu olmuştur herdaim...
Ve ne yazık ki hala bilerek veya bilmeyerek darbeleri yani katliamları yani cinayetleri yani insanlık suçlarını destekleyen insanlar olmuştur. Bizde de
Mısır'da da... Şili'de de...
Endonezya'da da...
Ve ne yazık ki,
Sadık Varer'in ifadesiyle: "
Genellikle askeri darbelerin öncelikli ‘hedefi’ olan devrimciler, darbe mağduriyeti ağlaklığıyla geleceğe hazırlanan İslami siyaset erbabına şöyle bir hatırlatma yapabilirler: Sizi anlıyoruz ve darbecilerin katliamını kınıyoruz ama kayıt altına aldığımız şu gerçeği de hatırlatmak istiyoruz.
Endonezya’da 1965 yılında darbe ile iktidara çıkan dindar General Suharto, 5 bin değil, 500 yüz bini aşkın devrimciyi katletmişti ve çok iyi biliyoruz ki bu katliam sizin vicdanınızı şu kadarcık olsun sızlatmamıştı, sızlatmıyor da..."
Bugün Mısır'da silahsız -sivil yüzlerce insanın cansız - parçalanmış bedenine bakarken - bari- empati yapsın derim o darbe savunucuları...
Bir kez daha lanetliyorum kapitalist dünyanın sermaye için, para için, pazar için yaptığı- çıkarttığı- kışkırttığı- örgütlediği savaşları- darbeleri...
Kenan Evren ve şürekasını lanetlediğim gibi, Pinochet ve tetikçilerini, general Suharto ve katillerini lanetlediğim(iz) gibi Mısır'daki katiller ordusunu - darbeyi lanetliyorum.