Güney Lübnan - 1979

GÜNCEL
Cuma, 21 Temmuz 2006 (20 yıl 3 ay önce)

İsrail bombaları Reşidiye'yi döverken Muna'nın ailesiyle birlikte sığınakta geçirdiğimiz günden bu yana ikibuçuk yıl geçti. 1979 Ocağındaki bombalama, İsrail'in sekiz ay süren Güney Lübnan saldırısının başlangıcı olmuştu. Saldırı İsrail'in bölgeye 113 gün boyunca aralıksız bomba yağdırdığı o yaz doruğuna ulaştı. İsrail sadece Filistin mülteci kamplarını değil Lübnan köylerini, kasabalarını da bombalamıştı. 200.000'den fazla Filistinli ve Lübnanlı kuzeye, kalabalık gecekondu bölgelerine ve Beyrut'la Sidon'daki mülteci kamplarına kaçmak zorunda kaldı. 300 kişi hayatını kaybetti ve 7.000'den fazla ev tahrip edildi.

Saldırı bittikten sonra Reşidiye nüfusunun sadece yarısı geri döndü. Yeni topçu ateşinden korkan diğer yarısı kuzeyde kaldı. Korkularında haklıydılar. 1979 sonundan bu yana Güney Lübnan sadece çok kısa bir huzur dönemi yaşadı.

Reşidiye, önceleri bazı günler, sonra aylarca durmaksızın bombalandı. Hala orda yaşayan 8.000 mülteci, zamanlarının büyük kısmını sığınaklarda geçirdiler. Hemen her gece sığınaklarda uyudular. Bir zamanların yaşam dolu kamp sokakları artık sessiz ve bomboş. Doğal olarak kamptaki bütün evler tahrip olmuş ya da tamamen yıkılmış durumda. Reşidiye okulu çok sayıda bombaya hedef oldu. İsrail topçusunun sürekli tehdidi yetmezmiş gibi kamp bir yandan da terkedilmiş evlere saldıran vahşi kedi, köpek ve fare sürüleriyle uğraşmak zorunda kaldı.

Bunlardan pek azı Batı basınında yer aldı. En iyi olasılıkla, İsrail birliklerinin Sur bölgesindeki Filistinli "terörist" üslerine saldırısına ilişkin kısa bir haber, İsrail'in Reşidiye ve diğer mülteci kamplarına nasıl baktığına dair birkaç cümle bulunabiliyordu bir sabah gazetesinde. Öyle görünüyor ki yaşanan acıların Batı'da manşet olabilmeleri için, çok daha dehşet verici olmaları gerekiyordu.

Bunun en son örneklerinden biri İsrail'in 17 Temmuz 1981'de Beyrut'a düzenlediği korkunç hava saldırısı oldu. 45 dakikadan az bir süre içinde İsrail bombaları şehrin binalarının çoğunu yerle bir ederek geride 300 ölü ve 800 ağır yaralı bıraktı.

Bu hava akını, İsrail'in Lübnan'da giriştiği yeni bir saldırının başlangıcı oldu. İsrail birlikleri Litani Nehri üstündeki köprüleri havaya uçururken Damur, Sayda, Nebatiye ve Sur bölgeleri sekiz gün boyunca bombalanıp top ateşine tutuldu. Güney Lübnan'ın ülkenin diğer bölgeleri ile bütün ilişkisi kopartıldığından, İsrail'in bir kez daha bölgeyi işgal etmeyi planladığı korkusu yayıldı. Ama İsrail – Suriye ateşkeş hattında olayların patlak vermesi üzerine, süper güçlerin telaşla başlatığı diplomatik girişimler sonunda, her an bozulabilir bir mütakere yapıldı. Böylece bir kez daha bütün dünya derin bir nefes alabilecekti. Bir kez daha beşinci bir Ortadoğu Savaşı geçici olarak önlenmişti.

Oysa Muna ve Reşidiye'deki yakınları için hiçbir kurtuluş yolu yoktu. İsrail hücumbotları sahil boyunca devriye gezmeye devam ediyor, İsrail uçakları hala kampın üstünde uçuyordu. Top ateşi ise her an yeniden başlayabilirdi.



Yukarıdaki metin, orjinal baskısı Temmuz 1982 yılında yapılan, Kıyı Yayınları tarafından Tunç Soyer'in çevirisi ile Şubat 1987'de yayınlanan Ingela Bendt ve James Downing'in “Geri Döneceğiz – Mülteci Kamplarında Filistinli Kadınlar” kitabının 107 ve 108. sayfalarında yer almaktadır. Siyonist saldırganlıkta değişen tek şeyin katledilenlerin sayısı olduğuna dikkat çekmek üzere başlık tarafımızdan konulmuştur.