Ara eleman cenneti!

"Size dindar ve biat eden, her türlü koşula rıza gösteren bir cennet yaratıyoruz; lütfen ülkemize yatırım yapın!"

GÜNCEL
Salı, 20 Ağustos 2013 (13 yıl 2 ay önce)

Geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar Trabzon‘da yaptığı konuşmada, “Bu ülke Müslüman bir ülke. (…) Şimdi Türkiye’nin konumu itibarıyla biz icat yapamıyoruz, buluş yapamıyoruz. Tarım ülkesiyiz biz. Ne yapacağız biz. Ara teknik eleman ülkesiyiz biz. O zaman biz çok daha iyi eğitim almak zorundayız. İnsanlarımızı çok daha iyi yetiştirmek zorundayız. Öyle kalem efendisi değil. Eğer biz çocuklarımızı iyi yetiştirirsek kalem efendisi değil, ara teknik eleman, üniversiteyi bitiren, teknolojiyi iyi kullanan, bilgisayar bilen ve lisan bilen, dünyadaki bütün bilgileri alıp onları çok iyi kullanan, çok kaliteli gençler olarak yetiştireceğiz” dedi.

Bu cümleler, büyük tantanalarla toplum psikolojisi haline getirilmeye çalışılan “21.yüzyılın en güçlü ekonomilerinden biri olacağız!”, “İlk 10′a gireceğiz!” sözlerinin de aslında birer retorik olmanın ötesine geçmediğinin ilanıdır. Bu açıdan da bu sözler, emek gücü maliyetinin her türlü esnekleştirme-kuralsızlaştırma saldırısıyla, sayısız ücretlendirme biçimi ve güvencesizleştirmeyle en alt sınırlara çekildiği/daha da çekilmeye çalışıldığı Türkiye’yi, uluslararası sermayeye pazarlamak dışında bir ifade taşımıyor. Tercümesi de, “Biz size dindar, bir o kadar da biat eden, her türlü koşula rıza gösteren bir ara elemanlar cenneti yaratıyoruz. Siz de lütfen ülkemize yatırım yapın”dır!

Aslında Erdoğan bu sözleri sarfetmese de sadece yeni YÖK yasasının ruhu ya da 4+4+4 eğitim sisteminin felsefesi konusunda az çok bilgi sahibi olan herkes, Türkiye ekonomisinin geleceği konusunda buna yakın çıkarsamalarda bulunabilir. Ekonomik vizyonla organik bir ilişki içine sokularak yeniden yapılandırılan eğitim sistemine bir kuşbakışıyla göz attığımızda ne demek istediğimiz anlaşılacaktır.

Hatırlanacağı gibi yeni YÖK Yasası’nın ruhu, 4+4+4 eğitim sistemi ile meslek liselerine (ya da imam hatiplere) mahkum edilmiş işçi ve emekçi çocuklarına nitelikli üniversitelere devam etmenin yolunu kapatmaktı! İşçi-emekçi çocuklarının geniş bölüklerini liseden sonra en fazla ara eleman yetiştiren taşra üniversitelerine ya da yüksek okullara mahkum etmekti! Daha nitelikli kadrolar yetiştirecek üniversiteleri de yüksek paralar ödeyebilen “hali vakti yerinde” aile çocuklarına açmaktı.



Sonuçları bu yıl daha fazla hissedilecek olan 4+4+4 eğitim sistemi yerleştiği oranda burjuvazinin bu eğitim stratejisi, dolayısıyla ekonomik vizyonu da daha bir olgunlaşmış olacak. Bildiğimiz gibi düz liseler ortadan kaldırıldı. Artık isimlerini bile karıştırdığımız sınavlardan biri olan SBS‘de puanı Anadolu liselerine yetmeyen ve açıkta kalan 570 bin öğrenci bu durumda ya açık liseye ya meslek lisesine ya da imam hatiplere gitmek zorunda kalacak!

Ara eleman cenneti haline getirme hedefi de zaten bunu hedefliyordu. Tabii bir de ara elamanların dindar bir nesilden türemesi için imam hatiplerin önünü açmayı! 2012 yılında sayısı 537 olan imam hatip liselerinin bir yıllık bir sürede 708‘e çıkması bunun açık ilanıdır. İmam hatip ortaokulları da yaygın teşvik ve kampanyalarla habire katlanıyor. Okul dönüşümlerinde en nitelikli okulların imam hatibe dönüştürüldüğünü de ekleyelim. Bu arada açık lise uygulamasıyla okula fiilen devam etmeyip dışardan devam eden kız çocuklarının sayısındaki katlanmaya ya da çalışarak okuyan yoksul çocuklarının sayısına hiç girmiyoruz!

İşçi, emekçi, yoksul çocukları ara eleman olmaya mahkum edilmişlikleriyle başbaşa kalırken, tuzu kuru olanların çocukları bu makus talihi ailelerinin paraları sayesinde parçalayarak özel okullara gidebiliyor. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte özel okullara giden öğrenci sayısında yüzde 15 oranında bir yükselme olmuş!

Bayraktar’ın sözlerinin nasıl bir eğitim stratejisi ve aynı zamanda ekonomik vizyonla örtüştüğünü sadece bu kısa özet bile anlatmaya yeter sanırız. Burjuvazinin işçi ve emekçi çocuklarının geleceklerine hoyratça müdahale etmesinin somut ifadesi olan bu yaklaşım parçalanabilir.

Haziran İsyanı’ndaki esas dinamik kalıp ve cendereleri reddetmek, geleceksizlik dayatmasına meydan okumaktı! Bu ruh büyütüldüğü oranda bize uygun görülen burjuva gelecek vizyonu da parçalanabilir!

[Alınteri'nin Ağustos 2013 tarihli sayısından alınmıştır]