Cumartesi, 22 Temmuz 2006 (20 yıl 3 ay önce)
“Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu
Birinciliği beyaza verdiler”
Özdemir Asaf
Önce ilaç sınırlaması geldi: Kemik erimesi hastaları, kemikleri kırılmadan ilaç alamayacaklardı; tansiyon hastaları, tansiyonları tavan yapmadan ilaç alamayacaklardı; kolestrolü olanlar, kolestrolleri belli bir sınırı aşmadan ilaç alamayacaklardı; ülseri olanlar, mideleri delinmeden ilaç alamayacaklardı; kalp hastaları, kalp krizi geçirmeden… “Sosyal güvenlik”in son kırıntılarına tutunmaya çalışan işçi ve emekçilerin ellerine sopayla amansızca vurmaktı bu: “İlaca ulaşmanın sosyal yolu trafiğe kapatılmıştır. Bundan böyle özel yollar kullanılacaktır!” Mecburi istikamet, ilaçları fahiş fiyatlardan piyasadan satın almak. Bir tarafta kemik erimesini tedavi edecek ilaçlar halinde sermaye birikirken, diğer tarafta kırılan kemikler, delinen mideler birikecek. Ardından da ilaç zamları geldi: Otomatiğe bağlanarak; şimdilik her ay yüzde 5.
Yoğunlaşan sömürü ve talan nedeniyle sağlık sorunları boyutlanarak yakıcılaşan emekçiler ile tedavileri arasındaki sırat köprüsüne indirilen balta, ilaç sınırlaması ve zamları ile kalmadı. Esas darbe, Maliye’nin 1 Temmuz tebliği ile indirildi. Ayakta tedavi fiyatları sabitlenerek, devlet ve üniversite hastanelerinin tümden çökertilmesinin yolu açıldı; bugüne dek aynı safta, halk sağlığının asgari düzeyde korunabilmesi safında yeralan, hekimler ile sağlık sorunları ağırlaşan işçi ve emekçilerin birliğine de indirildi balta.
Makine Mühendisleri Odası‘nın, enfeksiyona bağlı yenidoğan ölümlerinin kitlesel düzeye ulaşması üzerine, bunun en son yaşandığı Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin ameliyathane ve yenidoğan bölümlerindeki klima sistemlerini kontrol etmek için İl Sağlık Müdürlüğü’nden izin talebi reddedildi! Oda, geçen yıl yenidoğan ölümlerinin gerçekleştiği Edirne‘deki hastanede klima sistemini incelemiş ve hijyenin en önemli bileşenlerinden olan klima sisteminin tehlike oluşturduğunu açığa çıkarmıştı.
Uşak‘ın Eşme ilçesinde siyanürlü altın aramada deneme üretimine başlanmasından 20 gün sonra, 27 Haziran’da maden çevresindeki köylerden bin 500 emekçinin şiddetli başağrısı, mide bulantısı, kusma, nefes almakta zorlanma, ishal şikayetleri ve siyanür zehirlenmesi kuşkusu nedeniyle hastanelere akın etmesi üzerine, TTB‘nin izniyle bölgeye gelen hekimlerin rahatsızlanan emekçilerden aldıkları kan örneklerine, vali ve kaymakam el koydu!
Örnekler, toplumsal sorumluluk karşısında suçüstü yakalanmanın korkusunu ve rezilce kaçışı olduğu kadar; toplumsal sorumluluk ve dayanışmaya ardarda baltalar indirmenin de nedenini açıklıyor.
İki Yönlü Yıkıcı Tehdit
Tetkik, teşhis ve tedavi fiyatını paketleyip sabitleyen tebliğ, halk sağlığı açısından iki yönlü bir yıkıcı tehdit oluşturuyor.
Birincisi, zaten ücretleri alabildiğine bastırılarak lanetli döner sermayeye mahkum edilen sağlık emekçilerinin ücretleri, bu tebliğle devlet ve üniversite hastanelerin döner sermayeleri önemli ölçüde düşürüleceğinden çok daha azaltılmış olacak. Kardan başka amacı olmayan özel hastanelerde, özel sağlık kuruluşlarında ise, kitlesel işten çıkarmalar yaşanacak.
İkincisi, “Vaka başına sabit ödeme” nedeniyle, bu sınırı aşabilecek sağlık sorunlarının maliyetini devlet karşılamadığı gibi hastane ve doktor da kendi ceplerinden üstünü tamamlamayacağından(!), sağlık sorunları olana, ya
“Git şu tetkikleri özelde yaptır getir” denecek ve hastalar, ancak paraları varsa bunları yaptırabilecekler, yoksa ne tetkik, ne teşhis, ne de tedavi! Ya da en az tetkikle, ki bu da hastanın yüzüne bakmak ve en iyi halde sırtını dinlemekle sınırlı kalacak, teşhis konup tedaviye geçilecek ki her iki halde de işçi ve emekçileri yıkım bekliyor. Paran kadar sağlık! Ya da yanlış ve eksik teşhis konulmaması için amin! Doktorun öngörüsüyle doğru teşhis konulacak denli şanslı olduğumuzda ise şans kapıyı ikinci kez çalamayacak ne yazık ki. Tedavi için ille de ilaç gerekecek, fakat ona ulaşmanın sosyal yolundan tümüyle mahrumuz artık. Ya kemiğini kırıp ya da parayı bastırıp ulaşabileceksin ancak.
Yan Yollardan Çıkış Yok: Rehin ve Hapis
Yan yollar da var; hastane kılıklı tefecilerin elinde rehin kalmak, hapse girmek gibi. Kalp rahatsızlığı nedeniyle
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi‘ne kaldırılan
Elif Arslan, kalp damarlarındaki tıkanma nedeniyle ameliyat edildi. Ameliyat sırasında doğum sancıları artan Elif’in 6 aylık bebeği sezeryanla alındı; ancak kurtarılamadı. Bebeğini kaybeden, kendisi de yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Elif’in tedavisi,
14 bin YTL‘lik fatura ödenmediği için
4 gün boyunca durduruldu ve kendisi hastanede rehin alındı. Kırklareli‘de Serpil İleri, bebeğinin doğumunu ancak hastaneye borç senedi imzalayarak yapabildi. İşsiz eşi
Önder‘in borcun taksitlendirilmesi talebini reddeden hastane yönetimi, mahkemeye verdi. Serpil-Önder İleri çifti, çocuklarının doğumunu 10 gün cezaevine atılarak “kutladılar.”
Çıkış Yolu
“Çıkış yolu”na dair, örnek oluşturacak, birikim ve deneyiminden öğrenilerek
kampanyanın açılım halkalarına dönüştürülecek, elbetteki alabildiğine dayanışılacak, iç içe geçen iki adım var önümüzde. Birincisi,
Balcalı Hastanesi‘nden başlayarak, hastanelerdeki kadrolu, taşeron sağlık işçi ve emekçilerinin
ortak örgütlenme mücadelesi; ikincisi ise, “paran kadar sağlık” tebliğinin geri çekilmesi için sağlık emekçilerinin
kitlesel düzeyde eyleme çıkma hazırlığı.
Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve TTB tarafından başlatılan ortak örgütlenme, öğretim üyeleri, doktor, hemşire vb. kadrolular ile taşeron sağlık ve temizlik işçi ve emekçilerini taban/işyeri komitelerinde birleştirerek, sağlık hizmeti üreticilerini ortak sorun ve talepler doğrultusunda mücadelede bir araya getirmeyi; bunu da sağlık hizmetine yakıcı ihtiyaç duyan işçi sınıfı ve emekçilerin
“İnsan sağlığının alınıp satılacak bir ‘mal’ olmadığı; sağlık çalışanını niteliksizleştiren, birbirine düşüren çalıştırma biçimlerinin ortadan kaldırılması; herkese eşit, parasız, nitelikli, kamusal araçlarla sağlık hizmeti sunulması, sağlık çalışanlarının insanca yaşanacak bir ücretle, bu zorlu işin yapılabileceği makul saatlerde ve iş güvencesi ile çalışması gerektiği” ekseninde aydınlatılması ve birleşik mücadelenin örülmesiyle bütünleştirmeyi hedefliyor.
Alınteri gazetesinin yaptığı işçi anketinde de öne çıkan temel sorun ve ihtiyaçların başında sağlık geliyordu. İşçiler gazetelerinde, yakıcılaşan sağlık ihtiyaçlarının çok yönlü olarak ele alınmasını istiyorlardı. Kadınlara, çocuklara yönelik sağlık bilgisinden, ihtiyaçlarının ne yönde nasıl ele alınıp hangi hedeflere bağlanacağına kadar… Gidilen her işçi, emekçi evinde, daha kapının önünde sağlıktaki amansız yıkım karşılıyor bizleri; yoğunlaşan fiziksel, ruhsal yıpranmanın, emek gücünün yeniden üretilmesindeki darboğazın yıkıcı izleri, açık-örtük, önlenebilir-amansız içten içe kemirmelerle işleyen hastalıklar, bedensel-ruhsal sakatlanmalar; “bilgi çağı”nda Ortaçağ salgınlarının hortlaması…
İşçi sınıfı devrimcilerinin alan çalışmalarındaki bir yönelimi, genişletilerek yüklenilecek halkayı işaret ediyor. Alan örgütçüleri, ev ziyaretleriyle, herbir işçinin fiziksel, zihinsel, ruhsal sağlık sorunlarını, ihtiyaç ve taleplerini, çalışma ve yaşam alanlarındaki koşullarla iç bağlantısıyla birlikte saptıyorlar:
“Her işçi emekçi evinde kampanyanın kitleselleşme dinamikleri açısından bir çıkış noktası vardır!”
Beyaz, üzerine bulaştırılmak istenen kirliliğe meydan okuyor… Mavinin, uçsuz bucaksız, zaptedilmez kolektif sınıf gücüyle bütünleştiğinde, sadece tebliğ paçavraya dönüşmeyecek onunla ucu iyicene açılan
GSS de ertelenmekten bitap düşecek.
Ufuk Çizgisi, 17 Temmuz 2006, Sayı: 42