Genel seçimler öncesi Almanya, tarihinin en ruhsuz seçim kampanyalarından birini yaşıyor
Almanya‘da 22 Eylül‘de yapılacak genel seçimlere az zaman kaldı. Almanya, tarihinin en heyecansız ve ruhsuz seçim kampanyalarından birini yaşıyor. Emekçilerin büyük çoğunluğu seçimi hangi parti kazanırsa kazansın “İçte iflas etmiş neoliberal politikaların onarılması, dışa karşı militarist emperyalist politikalarda tam gaz ilerleneceği”, bu açıdan pek fazla şeyin değişmeyeceği düşüncesinde. Yapılan anketlerde genel olarak siyasi konulara ilginin azlığı, yüzde 40′ları bulan “protesto oylarının” varlığı göstergelerden sadece biridir.
Her seçimde olduğu gibi seçim propagandalarına en fazla yansıyan Almanya’nın sosyal ve siyasi yaşamının gözardı edilemez gerçeklerinden biri göç ve göçmen olgusudur. Göçmenlerin siyasal tercihleri her parti tarafından önesenmektedir. Bunlar içersinde en kalabalık göçmen topluluğu Türkiye kökenlilerin oyları ilgi konusu olmaya devam ediyor.
Öte yandan burjuva siyasetine ilgisizlik, gelecek perspektifsizliği ve ırkçı önyargılar “Toplumumuzun ve kültürümüzün yok edilmesini engelleme” söylemleriyle göçmen emekçileri hedefleyen ırkçı faşist propaganda kriz koşullarının dengesizleştirici ruh haline oynamaya devam etmektedir. Krizin sorumlusu olarak göçmen emekçiler seçim vesilesiyle yine hedefe çakılmaktadır. Irkçı faşist partilerin propagandaları “ötekiler” ülkedeki en kalabalık göçmen grubu Türkiyelilerin “derhal evlerine dönmeleri” üzerinden yükseltiliyor.
Seçim anketleri, iktidardaki koalisyon hükümetinin ortakları Hristiyan Demokratlar Birliği CDU/CSU, oyların yüzde 41′ini alarak yine iktidarda kalacağını söylüyor. Sosyal Demokrat Parti SPD ise klasik oy potansiyeli yüzde 22′lik oy oranıyla yerinde saymaya devam ediyor. Asgari ücret, adil dağılım, kira güvenliği gibi yakıcı sorunları dile getiren Sol Parti’nin oy oranı artmış haliyle dahi ancak yüzde 10′a ulaşıyor. Yeşiller ise puan kaybederek yüzde 11′e düştü.
Ruhsuz seçimlerde göçmen oyları
Bu nedenle ülkede genel seçimlere yaklaşılırken, en fazla merak edilen konulardan biri de en kalabalık göçmen gurubu olarak Türkiye kökenli Alman vatandaşlarının seçimlere katılım oranlarının ne olacağı. İşçisi, emekçisi, orta kesimleri de kapsayan bir eğilim olarak, Türkiye’deki oy verilen parti ya da siyasal eğilime göre Almanya’da ona paralel bir parti tercih edilmemektedir. Örneğin,Türkiye’de AKP ya da başka bir sağ partiye oy veren, bu tür siyasal eğilimleri olanlar, Almanya’da ırkçılık karşıtı propaganda yürüten Sosyal Demokrat ya da “sol” bir partiyi desteklemektedirler. Aşağılanma ve dışlanmaya, ırkçılığa duyulan öfke oy dağılımına da yansımaktadır.
Irkçılık karşıtı söylemlerinden dolayı SPD Türkiye kökenliler ve diğer göçmenler arasında birinci partidir. Kafatasçılık, “genetik ırkçılık” da Hitler’in propaganda bakanı Goebbels‘i aratmayarak “Türklerin ve Müslümanların Yahudilerle aynı genlere sahip olduğu” tezini ortaya atan Sarrazin’den dolayı yaşanan güven kaybına rağmen SPD genel göçmenler ve Türkiye kökenlilerin yüzde 50’sinden oy topluyor. Bunda Sosyal Demokrat Parti’nin dernekler ve sendikalar aracılığıyla geleneksel ağlarını kısmen koruması, derneklerde göçmenlerin etkin konumlarda olmaları gibi faktörler rol oynamaktadır.
İkinci sırada yine “sol” reformist Yeşiller Partisi yer alırken en son sırada hükümetin büyük ortağı Merkel’in CDU’su gelmektedir. Yeşiller Partisi göçmenlerden Almanlardan oransal olarak daha fazla ilgi görmektedir.
Arkasında kitle desteğiyle burjuva demokrasisinin son tahammül sınırlarını zorlayarak, seçim çalışmalarını ve parlamentoyu kürsü olarak kullanmaya çalışan MLPD ve Kürt ulusal hareketi, çeşitli eyaletlerden milletvekili adayları çıkardı. Kürt Ulusal Hareketi bugüne dek Eyalet Meclisleri ve genel parlamentoya adaylar gönderip, sürgündeki Kürt işçi ve emekçilerin, devrimcilerin sesini duyurma kürsüsü olarak kullanmayı zorladı. Bu yıl da seçilme ihtimali yüksek yeni adaylar çıkarmıştır.
Yüzde 5 seçim barajını aşma ihtimali olmayan MLPD ise sistem karşıtı sosyalizm propagandası ekseninde seçim çalışmaları yürütmektedir, o da diğer devrimci göçmen örgütlerin de desteklediği adaylar çıkarmıştır. Parti ve adaya ayrı ayrı oy verme gibi bir seçim sisteminin avantajı bulunan Almanya’da, geçen seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de sosyalizm propagandası yürüten MLPD’ye parti olarak oy verip adaylarını desteklerken, bulunduğumuz yerlerde aday oldukları partilere oy vermeden Kürt Yurtsever adayları desteklemeye devam edeceğiz.
[Alınteri'nin Eylül 2013 tarihli sayısı için hazırlanmıştır]