Ölmediysen sorulara yanıt ver!

Ağlayan yakınlarımın yoldaşlarımın çığlıkları ve 'dayan kardeşim ambulans geliyor' sesleri...

GÜNCEL
Perşembe, 12 Eylül 2013 (13 yıl 1 ay önce)

Değerli Alınteri,

Bizler Mersin'de 10 Eylül 2013 tarihinde organize edilen 9 Eylül'de Armutlu'da yitirdiğimiz Ahmet Atakan yoldaş için bir yürüyüşe katıldık.

Sloganlarımızla Ahmet yoldaşı andığımız esnada faşist diktatörlüğün kolluk kuvvetleri tarafından Mersin Barış Meydanı sahiline sıkıştırıldık.

"#AhmetAtakanÖlümsüzdür" yazılı pankartımız ile birlikte sahil güzergahından yürüyüşe geçmek üzere hazırlandık. Ne tesadüf ise Güvenlik Şube'nin yetkili olduğu yürüyüşe T.M.Ş ekipleri de gelmişti. Gelen TEM ve Çevik Kuvvet polisleri tarafından sözlü ve fiziki tacize uğradık. Barikatı aşmak üzere ben ve birkaç arkadaşım barikatı geçerek koşmaya başladık. Peşime takılan on çevik kuvvet polisi ve birkaç TEM polisi tarafından yakalandım. Yoğun şiddete maruz kaldığım o ana dair hatırımda kalan tek şey bir kadının "Adam öldürüyorlar!" şeklinde çığlığı oldu! Faşist polisler insanların olayı görmesi üzerine beni baygın bir halde bırakıp kaçtılar.

Zaten o andan sonrası benim için sadece birbirine karışmış seslerden ibaretti. Ağlayan yakınlarımın yoldaşlarımın çığlıkları ve 'dayan kardeşim ambulans geliyor' sesleri...



Benim için ambulans beklendiği esnada hastanede aldığım bilgiye göre ben saldırıya uğramadan hemen önce yanımda olan yoldaşım Murat Binzet de kolluk kuvvetleri ve TEM polislerinin faşist saldırısına uğramış ve gözaltına alınmış. Olay anında orada olan arkadaşlardan gelen bilgiye göre TEM polisi ve çevik kuvvet o sırada anneme ahlaksız şekilde küfür etmiş ve bunun üzerine Murat'ın tepki göstermesiyle yaklaşık onbeş TEM polisi tarafından ağır darp edilmiş.

Ben bu bilgileri alırken TEM, Güvenlik Şube, Yunus Polis ve Resmi Ekipler'in Tıp Fakültesi Hastanesi önünde olduklarını öğrendim. Ve o ana kadar durumumun riskinden bahsedip benim yanıma bile gelmeyen hastane görevlileri, polisler içeri girdikten sonra taburcu olacağımı söylemek üzere yanıma geldiler. Üzerimde sadece iç çamaşırım olduğu halde hastane önlüğü giydirilerek hastanenin arka kapısından gece saat 24:00'te güvenlik şubeye götürüldüm. Geceyi nezarette geçirdik.

Sabah Adli Tabiplik'e götürüldüğümüz zaman oldukça trajikomik bir durumla karşı karşıya kaldık. Eylem esnasında yaşadığımız darp olaylarını anlatmaya fırsat bulamadan, “bizi sadece gözaltı süresince yaşananlar bağlar. Gözaltında birşey olmadıysa biz bir şey yapamayız” şeklinde bir cevapla karşılaştık.

Akşam savcılıkta karşılaştığımız sorular ise şunlardı:

- 'İsyan, devrim, özgürlük!' sloganı atmışsın, isyandan kastın nedir?
- Kitleyle birlikte eylem yaptın, eylem neticesinde Hatay'da vefat eden Ahmet Atakan geri mi geldi?
- Eskiden gençler kitap okurdu, yeni nesil gençler mütemadiyen sosyal medyayı mı takip ediyor?
- Devrim şehitlerini anmışsın, 'devrim şehitleri' kimlerdir?
- 'Devrim şehitleri' derken hangi devrimden bahsediyorsun?
- Sizi anlamak istiyorum, eylem yapmanızdaki amaç nedir?
Bütün bunların üzerine şüpheli değil müşteki olduğumuzu bildirdik. Ve şu an şikayet sürecine hazırlanıyoruz.

Faşizme geçit yok!

Deniz Melih Özşen