AKP iktidarı altında kadına ve çocuğa yönelik cinsel şiddet her durumda cezasız kalıyor
Türkiye İstatistik Kurumu‘nun geçenlerde yayınladığı bir istatistik, neoliberal politikaların dizginsizce uygulandığı son 10 yılda toplumun içten içe nasıl çürüdüğünün/çürütüldüğünün ürpertici itirafı niteliğindeydi.
Açıklanan istatistiğe göre cinsel saldırı suçlarında, çocuk istismarında ve aile içi ensest ilişkilerde son 10 yılda korkunç bir artış yaşanmış. Sadece son bir yılda 20 bin cinsel saldırı, 15 bin çocukla ilişki, 25 bin cinsel taciz vak’ası saptanmış. Ki bunlar toplumsal yargılar ve “ahlak” kodlarını aşma cesaretini gösterenlerden sağlanan veriler. Gerçek rakamların bunların kat kat üstünde olduğunu kestirmek zor değil.
Düşünün ki, sadece son bir yılda 34 bin çocuk cinsel tacize uğramış ve bunların coğu ensest mağduru. Gözümüzden sakındığımız çocuklarımız, bütün bir hayatı açlık ve yoksunluk yanında ruhlarının parça parça edilmiş haliyle de yürümek zorunda kalan çocuklarımız… Ensest şiddetinde saldırganların yüzde 75′i tanıdık; faillerin yarısı babalar, amcalar, enişteler, ağabeyler, dedeler ve dayılar!..
Cinsel saldırganlık ve ensest şiddetinin bölgelere göre dağılımı da çarpıcı: Bunlar en fazla Türkiye’de kapitalist ilişkilerin en gelişkin olduğu Marmara Bölgesi (yüzde 29) ile muhafazakar tutuculuğun köklü olduğu İç Anadolu Bölgesi’nde (yüzde 17) yaşanmış.
Gözü dönmüş bir şovenizmle oturdukları yerden ahkam kesen kimi kalemşörler, yıllardır, töre ve kadın cinayetleriyle ensestin en fazla “içe kapalı, geri kalmış Kürt illerinde yaşandığı” aşağılık iftirasını yayarlar. Devlet kurumları tarafından yayınlanan resmi istatistikler, herhangi bir araştırmaya dayanmaksızın masabaşında üretilen bu alçaklığın yüzüne de inen bir tokat özelliğine sahiptir.
Resmi kayıtlara geçtiği kadarıyla 2002-2008 arası 62 bin kadın tecavüze uğradı. 2002 yılında katledilen kadın sayısı 66′ken, bu rakam 2007 yılında 1011 olarak saptandı.
Dünyayı kapitalizm ve rejimin yapısından koparılmış sığ ve slogancı bir AKP karşıtlığıyla sınırlı kavrayan çevrelerse bütün bu rakamların ortaya koyduğu acı ve utandırıcı gerçekliği yine AKP’ye bağlayacak, onun marifeti sınırları içinde ele alacaklardır. Bu tespitte kuşkusuz bir gerçeklik payı vardır. Rakamlar, cinsel suçlardaki artışın AKP’nin işbaşında olduğu son 10 yılda korkunç bir sıçrama yaptığını ortaya koymaktadır.
Fakat bunun tek sorumlusu AKP değildir. Daha doğrusu AKP’nin bu konudaki sorumluluğu sadece kadını “ikinci sınıf bir yaratık ve cinsel haz objesi” olarak gören gerici ideolojik yaklaşım ve politikalarıyla sınırlı değildir. Cinsel taciz, tecavüz ve ensest saldırılarındaki patlamanın temelinde, toplumu yalnızca korkunç bir yoksulluk ve çaresizliğe sürüklemekle kalmayıp ideolojik ve ahlaki yönlerden de yozlaştırıp çürüten neoliberal politikalar yatmaktadır. Ve AKP asıl bu politikaların engelsizce uygulanmasındaki rolü nedeniyle bu insanlık suçlarından sorumludur.
Bu temel sorumluluğa ek olarak AKP tecavüzcüleri cesaretlendirip hoş gören gerici ideolojik yaklaşım ve pratiğiyle de bu suçlardaki patlamada pay sahibidir. AKP iktidarı altında sistem, bu en aşağılık saldırganlığı ‘yapanın yanına kar kalacak’ şekilde işliyor. Kadına ve çocuğa yönelik cinsel şiddet her durumda cezasız kalıyor.
Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre 2012 yılında 100 bin cinsel saldırı kayıtlara geçti. Bunlardan yaklaşık 32 bini hakkında takipsizlik kararı verildi. Yani daha başlangıçta üçte biri görmezden gelindi. Sadece gazete başlıklarına yansıyanlardan bile cinayetlerin ve saldırıların “koca, sevgili, baba” kisvesi altında yapılan yargılamaların sonuçlarını kestirmek zor olmasa gerek. Ya “ağır tahrik” indirimiyle sudan ucuz cezalar ya da “iyi hal”den yeni şiddete ve cinayetlere yelken açma…
Kapitalizm, çürürken çürüten bir sistem. İnsanlığı da doğayı da kendisiyle birlikte dibe doğru çekiyor. Bu gidişe karşı çıkıp önünü almanın yolu da sorunun köküne inmekten geçiyor.
[Alınteri'nin Eylül 2013 tarihli 10. sayısında yayınlanmıştır]