Ücretli kölelik dışında seçenek bırakmayan karakteri karşısında eylemle konuşmaktan başka seçenek yok
Milyonlarca Kürt çocuğunun anadilde eğitim hakkı için boykotla girdiği yeni eğitim yılında dün (16 Eylül )ders başı yapıldı. Yaklaşık 17 milyon öğrenci, 800 bine yakın öğretmen ve milyonlarca aile bu yılki eğitim yılına geçen yılları aratacak yeni sorunları devralarak başladı. Yeni müfredatlar, sınav sistemleri, yönetmelikler, kaideler, en önemlisi de ruhuna pervasızca yapılan gerici müdahalelerle…
İmam hatipler adeta dayatılıyor!
Sayısız orta öğretim okulu bu yıl imam hatip okuluna dönüştürüldü.
SBS denilen sınavları geçemeyen 600 bine yakın öğrenci imam hatip-meslek lisesi ikilemine mahkum edildi.
Sadece parası olanlar için bir tercih daha konuldu: Özel okul!
Bu arada çocuk işçiliği teşvik için yasal düzenleme ile yaygınlaştırılmaya çalışılan açık liseleri de unutmamak lazım.
Kısacası işçi ve emekçi çocuklarına üniversite yolunu daha baştan kapatan düzenlemelerin yönetmeliklerle pekiştirildiği koşullarda giriliyor bu yılki eğitim yılına!
En iyi altyapıya sahip liselerin sınavlarla girilebilen Anadolu Lisesi haline getirildiği, önemli bir kısmının da imam hatipleştirildiği bu koşullarda sınavı veremeyen çocukların meslek lisesindense imam hatibe gitmelerinin fiilen dayatıldığı açık değil mi?
Çünkü biliyoruz ki eğitim sistemindeki seviyesizlikle SBS denilen sınavların verilebilmesi mümkün değil, bunun için yüksek paraların yatırıldığı dershanelere gitmek adeta zorunlu! Bunu yapamayan ailelerin ya da buna rağmen sınavı veremeyen öğrencinin altyapısı nispeten daha güçlü olan ve yapılan düzenlemelerle önü her açıdan açılan imam hatipleri tercih etmek zorunda kalacakları yüksek bir olasılık değil midir?
Okullarda mescit eksikti!
Eğitimin gerici bir temelde reorganizasyonu bununla da sınırlı değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni Ortaöğretim Yönetmeliği’nin 99. maddesinde, “Talep olması halinde ibadet ihtiyaçlarını karşılayacak uygun mekan ayrılabilir” deniliyor. Eğitimdeki tekçi yaklaşımın en pervasız biçimi olan bu düzenleme ile çocuklar ibadet eden-etmeyen şeklinde ayrışacağı gibi; çocuklarla okul personeli arasında da aynı şekilde sürekli bir gerilim sözkonusu olacaktır!
Eğitimin içeriğinin gericileştirilmesi, dinsel farklılıkları katı bir asimilasyon politikası ile tekleşmeye zorlanması için gerekli tüm harcamaları yapanlar; sıra kalabalık sınıflar, laboratuvarsız okullar, onu da bıraktık devasa öğretmen açığının kapatılmasına gelince sağır-dilsiz!
İmam Hatip öğretmenleri örgütçü oluyor!
Ya imam hatip okullarında çalışan öğretmenler için bu yıl yapılan düzenlemeye ne denir? Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı imam ordusu, mahalle aralarına kadar yayılmış sayısız Kur’an kursu, tarikat cemaat okulu-yurdu yetmemiş toplumsal mühendislik faaliyeti için bir de imam hatiplerde çalışan öğretmenler görevlendiriliyor.
Yeni Ortaöğretim Yönetmeliği'nde yapılan düzenlemeyle Anadolu imam hatip ve imam hatip lisesi (İHL) öğretmenlerine mahalleyi gezerek, halkla ilişki kurma görevi verildi. İmam hatip öğretmenleri artık, "Gerek ders saatleri içerisinde, gerekse ders saatleri dışında olmak üzere öğrencilerin mesleki becerilerinin geliştirilmesi için çevreyle ilişki kurmalarına rehberlik" edecek! "Dini konularda halkın bilgilendirilmesine yönelik faaliyetlere" katılacak.
Çocuk gelinlik teşvik ediliyor!
Son yönetmeliklerden biri de çocuk yaşta evlenenlerin okula açık liselerle devam etmelerini sağlıyor. Erkek çocuklarının çocuk yaşta evlenmesinin istisna olduğunu düşünecek olursak bu yönetmelikle asıl olarak kız çocuklarının evlenmesinin teşvik edildiği açıktır.
Son yıllarda kız çocuklarının okula devam etme oranlarındaki düşüşle birlikte düşündüğümüzde bunun sonuçlarını öngörmek zor olmasa gerek! Kız çocuklarının eğitime devam etme oranlarındaki gözle görülür düşüş için Eğitim-Sen verilerine bakmak yeterlidir.
Yeni ortaöğretim yönetmeliği!
Milli Eğitim Bakanlığının açıkladığı yeni Ortaöğretim Yönetmeliği'ne göre bu yıl 8.inci sınıfta olacak öğrenciler, sınavla öğrenci alan liselere yerleşebilmek için 6 temel dersten iki dönemde Bakanlıkça yapılacak sınavlara girecek! Bu merkezi sınavların hangi eşitsiz koşullarda gerçekleşeceği konusunda fazlaca söze gerek yok!
66 ya d 69 aylıklar!
4+4+4 eğitim sistemiyle eğitim yaşı gelmeden okula gitmeye zorlanan çocukların ve ailelerin yaşadıkları/yaşayacakları ruhsal sorunları, gerilimi geçen yılki deneyimlerden iyi biliyoruz. Çocukların ücretli köleler ordusuna aylarla da olsa daha erken katılmaları başta olmak üzere daha kolay asimile edilmeleri, istenen kalıba dökülmeleri için dayatılan bu insanlıkdışı uygulama karşısında “işte kapitalist barbarlık, işte onun karanlık yüzü!” demek dışında bir şey söyleyemiyoruz!
Masraflar?
Ailelerin eğitim masraflarına ise hiç girmiyoruz! Milyonlarca işçi ve emekçinin kredi kartlarındaki limitleri tükettikleri bir faturayla giriliyor yeni eğitim yılına. Harcama kalemlerine her an yenisinin eklendiği bir fatura bu.

Kısacası asimilasyoncu-dayatmacı ruhu; ücretli kölelik dışında seçenek bırakmayan karakteri; sömürücü-gerici özüyle yeni bir eğitim yılına daha girerken; tüm bu pervasızlıklar karşısında geniş bir toplumsal tepkiyle konuşmak dışında bir seçenek yok demek dışında bir şey kalmıyor.
Kürt halkının çocuklarının anadillerinde eğitim yapmaları için yıllardır verdikleri mücadele eğitim politikalarındaki saldırganlık konusunda izlenmesi gereken önemli bir rehberdir. Bugün yürütülen boykot 4+4+4 eğitim sistemine karşı yürütülmesi gereken mücadele hattını da gösteriyor. Kürt halkının haklı talepleriyle tüm toplumun eğitim talepleri birleştirilerek geniş bir mücadele hattı örülmek zorundadır.