Ethem Sarısülük davasında yeni gelişme

Siyaset-polis-yargı ittifakı, Ethem Sarısülük'ü öldüren polisi korumaya devam ediyor

GÜNCEL
Çarşamba, 18 Eylül 2013 (13 yıl 1 ay önce)

Milyonların gözleri önünde Ethem Sarısülük'ü öldüren polis Ahmet Şahbaz'ı önce gizlemeye, olayı çarpıtmaya çalıştılar. Direnen halkın tepkisi karşısında kimliğini açıklamak zorunda kaldıkları polisin bu kez tutuklanmaması, cezasız kalması için kanıtları karatma ve yok etme çabasına girdiler. Yandaş bilirkişilere rapor hazırlattılar. Kameralara yansıyan cinayeti bu rapora dayanarak aklamaya çalıştılar.

Soruşturma savcısı bu rapordan hareketle “...3. atışı yapmak isterken dönüp kaçmaya çalıştığı esnada, omuz hizasından yukarıda tuttuğu tabancasının dönme hareketinin etkisi ile yere paralel hale gelmesi ve o konumda iken atış yapması sonucu Ethem Sarısülük'ün yaralanmış olması ile atış öncesi ve atış esnasında şüphelinin vücudunun muhtelif yerlerine isabet eden taşlar dikkate alındığında şüphelinin meşru savunma sınırını kasten aştığı söylenemeyeceği, sınırın kasıt olmaksızın aşıldığı”nı iddia ederek, milyonlarca insana gördüklerinize inanmayın deme cüretinde bulundu.

Savcılığın taraflı bilirkişilerden aldığı rapora karşı bağımsız ve tarafsız kurumlardan rapor alma zorunluluğu doğdu. Gerçeğin çarpıtılan yanlarının açığa çıkarılması için, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 67/6 maddesinde tanınan yetkiye dayanarak, ilk olarak Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ne (tarafımızdan) başvuru yapıldı. Talebimizi kabul eden Fakülte, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünden iki bilirkişi görevlendirdi. Görevlendirilen bilirkişiler savcılığın tayin ettiği bilirkişilerden farklı olarak “...özellikle taş, vb. katı maddelerin daha iyi seçilebilmesi için tiff uzantısı korunarak, photoshop programında, her bir kareye brighitness (ışık değerini açma) ve contrast (keskinlik) uygulaması” yaptılar ve bunu 17.07.2013 tarihli raporlarına yazdılar. Yavaşlatılmış, karelere bölünmüş, temizlenmiş kamera görüntülerini rapora eklediler.

Savcılığın tayin ettiği taraflı bilirkişi raporunda yer almayan önemli tespitler yapıldı. Bu raporda polis memurunun arkasında duran polislerin gözleri önünde yere düşmüş göstericinin üzerine yürüdüğü, bu sırada sağ elinde silah bulunduğu, elinde silahla göstericiye tekme attığı, sonra tabancasının mekanizmasını kurduğu, silahı havaya doğrulttuğu, eli yere 65-70 derece olacak biçimde havaya iki kez ateş ettiği, üçüncü atışta elini 25 derecelik bir açıya indirdiği, bu atışta Ethem Sarısülük’ü başından vurduğu, üçüncü atıştan sonra yönünü geriye döndüğü, polis memuruna hiçbir taşın isabet etmediği ayrıntılı bir biçimde açıklandı.

Tarafımızdan ikinci başvuru Almanya'da bulunan Televizyon ve Film Yüksekokulu'na yapıldı. Yüksekokul, Belgesel Yönetmenliği Profesörü Dr. Klaus Stanjek'i görevlendirdi. Dr. Klaus Stanjek tarafından yapılan incelemede kullanılan teknik araç ve yöntemler raporda şu şekilde açıklandı: “Kayıtlar video işleme yazılımı final cut pro'da görüntü ve ses eşzamanlı olacak şekilde düzenlendi, böylece her saniyede aynı durum her iki kamerada da bulunabiliyordu”. Bu raporda yer alan tespitler, Savcılığın tayin ettiği taraflı bilirkişi raporunda çarpıtılan ya da yer verilmeyen konuları açığa çıkarmakta, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi bilirkişileri tarafından düzenlemiş rapordaki tespitlerle paralellik taşımaktadır. Raporda, güvenlik (MOBESE) kameralarının olay yerinden uzaklaştıkları, teleobjektif yanılsamaları, polisin yerde yatan göstericiye doğru koştuğu, silahını çektiği, göstericilerin isabetsiz taşlar attıkları, polisin yerdeki şahsa tekme attığı, sonra silahın emniyetini açtığı, iki kez havaya ateş ettiği, üçüncü atışta silahın namlusunu yere paralel hale getirdiği ve bu atışta Ethem Sarısülük’ün başından vurduğu, üçüncü atıştan sonra kaçmak için döndüğü, göstericilerin attıkları taşlardan sadece birinin polisin kaskına isabet ettiği tespit edildi. Bu raporda şu sonuca varıldı:

Polisin neden yerde yuvarlanan göstericinin üzerine koştuğu, kafasına tekme attığı ve aynı anda, tek başına çatışmaya hazır büyük bir gösterici grubuna doğru koştuğu, özellikle de bunu yaparken kendisini açıkça ve gereksiz yere tehlikeye attığı düşünülürse, öyle kolaylıkla anlaşılır bir durum değil. Burada bir meşru müdafaa durumu söz konusu olamaz. Polis bunun ardından silahını düzenli aralıklarla üç el ateşliyor. Polisin silahını ateşlemesi yalnızca kendisinin eyleme geçmeye meyilli olmasından kaynaklanıyor gibi gözüküyor. Polisin birbirini takip eden bu hareketlerine, görünüşe göre, göstericiler neden olmamış, aksine bu durum büyük ölçüde polisin kendi başına eyleme geçmesi olarak yorumlanmalıdır. (Polisin bir öfke krizi geçirmiş olması veya duygusal açıdan buna benzer bir olağanüstü durumda olması mümkündür.)
Dosyada bulunan görüntü kayıtları üzerinde bir inceleme yapması ve katil sanığı polisin olay sırasındaki hareket tarzının nasıl bir ruh halinin yansıması, hangi amaca yönelik olduğunun tespiti için tarafımızdan Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi Psikiyatri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cem Kaptanoğluna başvuru yapıldı. Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu yaptığı inceleme sonucunda düzenlediği 03.07.2013 tarihli raporda şu hususları tespit etti
:Sanığın, taş atan göstericilere karşı kalkanlarıyla kendilerini savunan polis arkadaşlarıyla birlikte olduğu, ancak onlardan kendi inisiyatifiyle ayrılarak, göstericilere doğru öfkeyle yöneldiği ve ateş açıp başka yöne doğru uzaklaşırken de, en fazla on adımda yine polis arkadaşlarının arasına, kendisini görece güvenli hissedebileceği bir yere ulaştığı görülmektedir. Bu çerçevede ekibindeki diğer polis arkadaşlarından farklı bir davranış göstererek, ön sıralarda taş atan bir göstericiye doğru öfkeyle atılması ve bu göstericiye tekme savurması, profesyonelliğiyle hiç uyuşmayan, kendisinin ve ekibinin içinde bulunduğu tehlike riskini arttıran, tamamen işlevsiz, saldırganca ve nesnel bir gerekçeye dayandırılamayacak gereksiz bir davranıştır.

...bir polisin, kullandığı zorun dozunu arttırmasıyla yol açabilecek veya genel olarak güvenlik risklerini arttırabilecek kişisel öfke ve nefret duygularıyla yapılan gereksiz ve kışkırtıcı davranışlardan kaçınmayı bilmesi veya öğrenmiş olması gerekir. Sanık, bu temel mesleki ilkeye, kontrol edemediği öfke ve saldırganlığı nedeniyle uymamış ve aynı kontrolsüz öfke ve saldırganlığın etkisiyle silahını ateşeleyerek bir gencin ölümüne neden olmuştur. Sanığın kendi yarattığı güvenlik riskini öne sürüp, silah kullanmasını zorunlulukmuş gibi göstermeye çalışması kabul edilebilir değildir...

Olayı gelişimi incelendiğinde sanık polis memurunun, mesleki anlamda yapılmaması gereken her şeyi yaparak ağır bir suç işlediği açıktır...
Milyonlarca insanın defalarca televizyon ekranlarından izlediği cinayet görüntülerindeki gerçekliği bağımsız, tarafsız bilirkişler bilimsel açıklamaları ile ortaya koydular. Bağımsız bilirkişiler sadece cinayeti değil Türkiye'deki yargının içyüzünü de aydınlattılar; içinde bulunduğu sefaleti gözlerimizin önüne serdiler.

Siyaset-polis-yargı ittifakı, Ethem Sarısülük'ü öldüren polisi korumaya devam ediyor.

Av. Kazım Bayraktar