Serkan Tosun'u ailesi "onunla gurur duyuyoruz" diye uğurlarken, arkadaşları "mütevazı, güven veren, haksızlığa karşı"ydı diye anlatıyor
Her şeyi paylaşırdık, dertleşirdik. Çevresindekilere hep iyilik yapardı. Beni ya da başka birini bir kere bile kırmadı.Ablası Filiz Tosun, son 3 yıldır görmediğini ve onu çok özlediğini dile getirdi. Abla Tosun, şöyle konuştu:Çok güzel bir insandı. Serkan çok cesurdu, güleç yüzlüydü. Konuşurken ışık saçıyordu. Gözleri ışıl ışıldı. Gözleriyle konuşuyordu. Çok temiz bir insandı. Serkan’ı çok seviyorum. Ailesine çok değer veriyordu, sahipleniyordu. Çok paylaşımcıydı. Disiplinli bir insandı. Görevine, dostluğuna, arkadaşlığına sadıktı. Haksızlığa karşıydı. Halkını savunuyordu. Çok güvenilirdi. Çok güçlüydü. Hep yanlışlıklara karşıydı. Gurur duyuyorum kardeşimle. Halkın onuru, şerefidir.Serkan Tosun, ailesinin yanı sıra genç yaşında çevresindeki büyük-küçük herkesin büyük sevgi ve saygısını kazandı. Alevilikte kankardeşliği anlamına gelen musaibi Mürsel Koç, çocukluktan beri hep beraber olduklarını anlatarak, şöyle konuştu:
Gözükaraydı, korkmazdı. Çok kararlıydı, kim gelirse gelsin durduramazdı. Bir amacı vardı, insanların eşit olmasından yanaydı. Yoksulların ezilmemesini isterdi. Her zaman ‘ben ezilen halkların yanındayım’ derdi. Giderken ‘belki uzun süre görüşemeyiz’ dedi. Ben caydırmaya çalıştım, yok derdi, ‘hayatta olmaz.’ Her aldığım cevap ‘kesinlikle bir daha böyle konuşmayacaksın’ olurdu.
Birbirimizi çok sever, güvenirdik. Musaipliğin abi-kardeşten farkı yoktur. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Aynı yerde çalışıyorduk zaten, hep beraber gezerdik. Her sıkıntımızı paylaştık. Bir sorun olduğu zaman yapıcı bir şekilde yaklaşırdı. Birinin sıkıntısı olduğu zaman gider dinler, çözmeye çalışırdı. Maneviyat yönünden çok yüksek bir insandı. Kendini kolay kolay ifade edemezdi. Diliyle anlatamazdı, bakışlarıyla hareketleriyle anlatırdı. Kimseye derdini yansıtmazdı, onu üzmemek için, hep dinlerdi. Ne zaman ihtiyacım olsa bakıyorum yanımda. Bir sorunumu anlatsam, sessizce dinler, hiçbir şey söylemez, ertesi gün bakmışım çözmüş. Söz değil hep icrattı yani. Çok konuşmazdı ama duruşuyla, bakışıyla, gülüşüyle onu net bir şekilde yansıtırdı. İdealine inancı çok büyüktü. Çok çalışırdı, hiç boş şeylerle uğraştığını görmedim. Düşüncesine çok saygım vardı.‘Öyle veya böyle devrim olacak'
’Halk için yapılacak ne varsa canımı bile feda ederim’ diyordu. Bizim toplumumuz ezilen bir toplum. İnsanların kandırıldığını görüyordu. Her zaman ‘Bu ülke ABD’nin menfaatleriyle yönetiliyor’ diyordu, bunu içine sindiremiyordu. İnsanların ezilmesini görünce ‘Bu böyle olmaz’ derdi. Ben tartışırdım, ‘Sen mi değiştireceksin’ derdim, ‘Her şeyi görüyorsun, görmemezlikten geliyorsun ya da bilmiyorsun. Öyle veya böyle devrim olacak’ derdi.Çevresindeki büyük küçük herkesin sevgisini saygısını kazandığını anlatan Işık, “Farklı bir çocuktu, sevgisiyle saygısıyla… Ben doğma büyüme Gazi’liyim. Çevremde Serkan kadar bu yola inanmış başka insan görmedim gerçekten. ‘Sonunda ölüm de olsa korkmuyorum, canımı bu yola feda ederim’ diyordu. Fakir gariban insanlar için, ezilenler için mücadele ediyordu. Ama hep insanların bir gün eşit bir dünyada yaşayacağını söylüyordu, ‘Elbet bir gün devrim olacak’ diyordu” diye konuştu.
Devrime olan samimiyet de bunda var, dostlarına olan samimiyet de bunda var. Her türlü duyguyu içten yaşayan birisiydi. Rojava’ya götüren en önemli sebep orada yer almak istemiştir, bu mücadele yer almak, o deneyimleri yaşamak istemiştir.
ANF