Çizdiğin senin 'city'indir

Hükümetin organik karikatüristi Salih Memecan denilen şahıs yine ruhunun çürümüşlüğünü kustu

GÜNCEL
Perşembe, 19 Eylül 2013 (13 yıl 1 ay önce)

Farklı biçimlerle ani patlama ve durulmalarla devam eden Haziran İsyanı, burjuva sistemin tüm çürümüşlüğünü açığa çıkaran gerçek bir turnusol kağıdı olmaya devam ediyor!

Burjuva devlet ve onu sarmalayan tüm kurumlar, ideolojik hegemonya araçları, bu araçları temsil edenlerin nitelikleri konusunda ciltlerce kitabın, gece gündüz yürütülecek hummalı bir propaganda çalışmasının belki de yıllarca yapamayacağı bilinçsel aydınlanmayı bu isyan günleri kendi doğal akışı içerisinde gerçekleştiriyor.

Kelimeleri kifayetsiz kılan söylemler, vücut dilleri, çizgiler,.. oldukça geniş bir kelime dağarcığımız olsa da pekçoğunu tanımlamakta güçlük çektiğimiz için tüylerimiz diken diken olarak “sözün bittiği yer” demekle yetindiğimiz bir dile gelme halidir yaşıyoruz. Eylemler, sözü yetersiz kılacak mide bulantısına dönüşüyor.

Hükümetin organik karikatüristi Salih Memecan denilen şahsın Sabah Gazetesi’nin dünkü sayfalarında yer alan karikatürü gibi! Memecan’ın “eylemciler arası işbölümü” başlığı ile çizdiği karikatürde arkası dönük bir erkek (ki hali tavrı ile tam bir “reis”), karşısında askeri nizamda duran eylemcilere emirler veriyor, sonda durana ise “öleceksin” diyor!

Burjuva devletin günlerdir estirdiği dezenformasyonun (“dış mihraklar”, “bilmem ne lobileri”, “ölüm üzerine politika yapanlar”...) çizgiye gelmiş hali olan bu karikatürü ve çizerini tarif edecek söz yok! Sadece “çizdiğin senin 'cityndir', bu zihin, bu anlayış, bu dip noktası senin 'ciytn'e ait olanların resmidir! Senin resmin!” diyebiliyoruz!

Memecan’ı bugüne kadar, yaşadığı ABD’den aşırdığı kimi klişeler üzerine oturttuğu Bizimcity isimli karikatür-animasyon çalışmasından tanıyoruz. Burjuva siyasetin en kıyısından derlediği, hiç de öyle insanı sarıp sarmalayacak bir mizah' humour'una sahip olmayan bu adamın en tipik özelliği, “her devrin adamı olmasıdır”!

Fakat sadece her devrin adamı değildir Memecan! Aynı zamanda kralın soytarılarını bile geride bırakacak kadar satılık bir ruhun temsilcisidir. Öyle ya, vaktiyle kralın soyatarısı olanlardan bazılarının bile bir "kalitesi" varmış. Ceplerinde kefenlerini taşıdıklarını bile bile son derece ince dokundurmalarla krallara gönderme yapmaktan alıkoyamazlarmış kendilerini; hatta bu nedenle bazısının kellesi bile gitmiş!

O nedenle Memecan gibilerini kralın soytarılarına benzetmek yetersiz kalır. O, kapitalist barbarlığın en saf ifadesi olan neoliberalizmin sınır bekçilerine has bir metalaşmanın kendisidir! Yeteneğini, ruhunu, tüm benliğini bekçiliğini yaptığı sisteme satan bir tüccardır!

İnsan olmanın en dip noktasının ifadesi olan dünkü karikatürle sınırlı değildir Memecan’ın sicili! Onu biz, ırkın-dinin-tüm aidiyetlerin anlamsız kalacağı Van Depremi gibi bir trajediyi bile kendi yüreksizliğine meze yapacak kadar ileri gittiği -kelimenin gerçek anlamıyla- iğrençliklerinden de tanıyoruz.

Sanat, mizah kısacası yaratıcılık gerektiren tüm üretim alanları beslendikleri damarın niteliği kadar üretebilirler. Bugüne kadar muktedirlerin yanında yer alan, onların ruhuyla konuşup-eyleyen hiçbir santçı-sanat üretimi baki kalamadı! Tarihin çöplüğünü şişirmek dışında bir yere gidemedi! Memecan gibilerinin yeri de orasıdır. Yüreklerindeki çöplüğe, çürümüşlüğe gömülmek!