TMMOB her açıdan sindirilmesi gereken bir meslek örgütü haline gelerek burjuva devletin saldırı oklarının önemli hedeflerinden biri oldu
Haziran İsyanı'nın gövdesini oluşturan tüm toplumsal kesimlerin sadece polis saldırıları ya da hukuk terörüyle değil aynı zamanda intikamcı bir yaklaşımın başka tezahürleri ile alenen sindirilmeye çalışıldığı ortada.
Bunun en tipik örneklerinden biri TMMOB’ye dönük yetki gaspı operasyonudur. Kentsel dönüşüm yağmasının burjuvazinin sermaye birikimi ihtiyacı içinde nasıl bir yakıcılık kazandığı gerçeğiyle TMMOB gibi bir meslek örgütü arasındaki nasıl bir çelişki olduğu açık. Kentin-doğanın burjuva hukukun göstermelik ritüellerinin bile es geçilerek zamanla yarışırcasına yağmalanma ihtiyacı karşısında; açtığı davalarla, toplumsal bilinçte yarattığı aydınlatıcı teşhir çalışmaları ile TMMOB'un, burjuvazi için önemli bir ayak bağı olarak görüldüğü aşikar.
Ki gelinen noktada TMMOB sadece sermaye birikimi-kentsel yağma ilişkisi önündeki ayak bağlarından biri olması nedeniyle değil, aynı zamanda Haziran İsyanı’ndaki tarihsel yeri itibariyle de daha özel bir hedef haline geldi. Doğanın talanı, kentlerin yağması, bu yağmanın kentlerin kimliğini dolaysızca belirlemesi gerçeğinin Haziran İsyanı’nı tetikleyen önemli bir dinamik olduğu açık. Sorunla dolaysızca ilişkili olan TMMOB gibi bir meslek örgütünün kendi iradesi dışında ya da kendi iradesiyle böyle bir toplumsal tepkinin, dinamiğin önemli bir yerinde duracağı/durduğu da. Kısacası tarihsel koşullar TMMOB’u bu konuma oturmuştur.
Sorun bununla da sınırlı değildir. TMOOB bünyesinde örgütlü olan mühendisler-mimarlar son on yılları belirleyen neoliberal saldırganlığı en ağır yaşayan kesimleri oluşturuyor. Neoliberalizm aklımıza gelebilecek tüm toplumsal ihtiyaçları en çıplak ifadesi ile piyasanın vahşi denetimine açarken, aynı zamanda meslekleri de emek sömürüsü açısından giderek proleterleşme statüsünde eşitledi. Geçmişin pek çok kalifiye mesleğini “sıradanlaştırdı”, piyasanın vahşi rekabet koşulları içerisinde eritti.
Bu gerçek özellikle genç kuşak mühendis ve mimarlar açısında çıplak bir proleterleşme olarak işledi/işliyor. Tam da bu nedenle genç mühendis ve mimarlar Haziran İsyanı’nın gövdesini oluşturan toplumsal kesimler içerisinde nicelik açısından da nitelik açısında da önemli bir dinamik oldular. Güvencesizlik-belirsizlik bunlarla birlikte tüm bir yaşamlarının kapitalist sömürü cenderesinin vahşi ihtiyaçlarına göre şekillenmesi bu genç dinamiği Gezi’ye getiren önemli nedenlerdi.
Kısaca TMMOB her açıdan sindirilmesi gereken bir meslek örgütü haline gelerek burjuva devletin saldırı oklarının önemli hedeflerinden biri oldu. Daha Gezi’de çadırlar kaldırılır kaldırılmaz Meclis’te yapılan bir geceyarısı operasyonuyla torba yasaya iliştirilen yetki gaspı düzenlemesi bunun açık ifadesi oldu.
Hemen ardından gelen vergi denetimi ya da sürgünler, işten atmalar zinciri, yöneticileri hakkında açılan soruşturmalar TMMOB’nin burjuvazi ve devleti nezdinde nasıl bir hedef olduğunu gösterdiği kadar, onunla hangi yöntemlerle savaşacağının da açık ilanıdır.
Bu yöntemler; manipülasyonun en kirli biçimleri ile itibarsızlaştırma, yetkilerinin sınırlandırılması da dahil sayısız saldırı biçimiyle sindirme, devlet zoru-hukuku ile kıskaca alma… gibi sayısız biçimlerin kullanılması ile sürekileşecektir! Hedef bellidir: TMMOB’u giderek devletin/burjuvazinin organik bir parçası haline getirmek!
Bu kapsamlı ablukanın nasıl yarılacağı ise TMMOB’un tarihinde bir dönüm noktası olan 19 Eylül 1979’un anlamında saklıdır. Bugün ülkenin dört bir yanında bu anlamlı günü kutlamak için bir araya gelen TMMOB’lilern, Galatasaray Meydanı’nda açtıkları “1979‘da yüz bin mühendis-mimar iş bıraktı, yaptık yine yaparız” pankartındaki anlamda…