Kürt halkının ihtiyar delikanlısı Ape Musa'nın katledilmesinin üzerinden 21 yıl geçti
Musa Anter, Mardin’e bağlı Nusaybin’in Eskimağara köyünde, tam olarak bilinmemekle beraber Türkiye’nin ilk kadın muhtarı olan annesi Fesla Hanım’a göre 1917 yılında doğdu. Hayatı boyunca halkın özgürlüğü için mücadele eden Anter, ilk olarak öğrencilik yıllarına denk gelen Dersim Katliamı sırasında Mustafa Kemal’in annesine sövdüğü için 45 gün gözaltında alındı. 1959 yılında 49′lar ve Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) davalarında yargılandı. 27 Mayıs darbesi öncesi gözaltına alındı. 1959 ve 1970’lerde Devrimci Doğu Kültür Ocakları’na katılımı nedeniyle, 12 Eylül’de de ise Kürtçülük propagandası yapmaktan tutuklandı. Tüm yaşamı boyunca toplam 11,5 yıl hapis yatan gazeteci yazar, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) yöneticileri, Halkın Emek Partisi’nin (HEP) kurucu üyeleri arasında yer aldı. 20 Eylül 1992 yılında, 75 yaşında JİTEM elemanları tarafından katledildi.
Türkiye’nin 55 yıllık girdisinin, çıktısının yeminli, canlı bir şahidiyim. ‘Hem yalnız şahidi mi?’ Değil!.. Sanığıyım, mahkumuyum ve davacısıyım.Musa Anter ilkokula devam ederken Türkçe öğrendi ve köye gidip gelenlere tercümanlık yapmaya başladı. Okulda başarılı bir öğrenciydi ve sınıflarını birincilikle bitiriyordu. Ortaokulu Mardin’de yatılı olarak bitirdi ve lise için imtihana girerek, Adana’da yatılı olarak liseyi kazandı. Burada Atatürk’ün annesine hakaret etmekten dolayı bir süre gözaltına alındı.
Denilebilir ki Musa sen kim, bu anılarında geçen zatlar kim! Amma bence bu soru yerinde değildir. Çok kere fakir bir adam bir define bulur veya loto-toto’dan para kazanır ve aniden zengin olur. İşte ben de Zıvıng’ın mağaralarından aleme çıkınca o fakir gibi tesadüfen ve de şans mahsülü değerli şahsiyetlerle tanıştım. İşte bu anılarım, bulduğum bu definelerin mahsülüdür. (*)
1967 yılında ilk hükmü gerçekleşti ve Çanakkale’ye bir yıllık sürgüne gönderildi. Burada '38 Nolu Hücre' kitabının çalışmaları, otel odasında kayboldu. Çanakkale sonrası Suadiye’de bulunan evinde yaşamına devam etti. DDKO kurucuları arasında yer aldı. 12 Mart 1971′de tekrar cezaevine girdi ve Seyrantepe Askeri Cezaevi’nde 3 yıl kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra Akarsu’ya yerleşti. 12 Eylül 1980′de Nusaybin Cezaevi'ne kondu. Kısa bir süre sonra çıkartıldı. Yazım hayatına 1985 senesinde yeniden başladı. 'Vaka-i Name'yi kaleme aldı. 1988 senesinde Dragos’taki evine geçti. Tewlo, Azadiye Welat, Rewşen ve Gündem dergi ve gazetelerinde Kürtçe ve Türkçe makaleler yazdı. 1988′de kurulan Halkın Emek Partisi’nde yer aldı. '90′lı yılların başlarında kurulan Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) ve Kürt Enstitüsü’nün kurucuları arasındadır.Asliye ceza hakimi Ahmet Bey bir celsede bana dedi ki, 'Musa bey, ne diye Kürtçe yazıyorsunuz?'20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır’ın Seyrantepe Mahallesi'nde sermaye düzeni içindeki karanlık güçler tarafından katledildi. Uzun yıllar Anter cinayetinin failleri bulunamadı, daha doğrusu herkesin bildiği bir “sır” olarak kaldılar.
Ben de kendisine, 'Hakim bey, İstanbul´da Yahudiler, Rumlar ve Ermeniler gazete çıkarıyorlar. Ayrıca İngilizce ve Fransızca gazete de çıkıyor. Ben Kürtçe yazıyorum diye ne olacak?' dedim.
Hakim, 'efendim onlar azınlıktır' dedi.
Ben, 'Hakim bey, yani bir memlekette azınlık çoğunluktan daha mı avantajlıdır? Eğer bir azınlık kadar hakkım yoksa ben böyle çoğunluğu ne yapayım? Lütfen karar verin ve beni de azınlık kabul edin' dedim.
Hakim, avukatlar, hatta savcı güldüler.
Hakim, 'Musa, ne diyorsun ?' Bu iş kararımla hallolacak iş midir?' dedi. (*)
JİTEM adına çalışan PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan, yazdığı kitapta, yazar Musa Anter’i öldüren timde yer aldığını itiraf etti.