Ethem elimizden kayıp gitti

Dükkanda Gezi eylemlerini izliyordum, telefonum çaldı. Baktım Ethem'in numarası ama arayan Ethem değildi...

GÜNCEL
Cuma, 20 Eylül 2013 (13 yıl 1 ay önce)

Ethem’le ilk tanışmam telefonla oldu. Kendisi askerdi o zamanlar. Ben ablasıyla nişanlandığımda ablasını arayıp beni telefona istemişti. Ethem’le ilk o zaman konuştuk. Telefonda bana, “ablamı üzme damat yoksa gelirim oraya” diye takılmıştı. Ablası Fikrinaz'ı çok severdi. Askerdeyken birkaç defa daha yine telefonda kısa kısa konuşmuşluğumuz oldu.

Askerden geldiği ilk gün beni evde görmüştü. Sabah saat 07.30 veya 08:00 civarı tam hatırlamıyorum, kapı çaldı, ablası kapıyı açtı, ablasına sarıldı. Beni evde görünce kaşlarını kaldırıp ters ters süzdü. Ablası da ona “Bu Eray” demişti, bakışları düzeldi hemen, biz tokalaştık. Sonra da ablasıyla işe gittik.

Daha sonra yanıma falan gelmeye başladı, sonrasında düğünümüz oldu. Ethem’le daha sık görüşmeye başladık. Bunun nedeni kafa yapılarımızın uyuşmasıydı. Sorunu olduğunda ya da sıkıntılı olduğunda yanıma gelirdi, uzun uzun konuşurduk. Hatta bir konuşmamızda “ben savaşarak ölmek istiyorum” demişti. Nitekim istediği gibi de oldu.

Ethem'le son dönemler sohbetlerimiz daha da siyasallaşmıştı. Daha çok o anlatırdı. Bir gün yine çalıştığım işyerine geldi, odaya çekilip uzun uzun konuştuk. Bana ilk defa o konuşmada EMEĞİN YUMRUĞU politikasından söz etmişti. Kimi hak eden patronların cezalandırılması gerektiğini, bu politikanın işçi sınıfı çalışmasında kök salabilecek bir politika olduğunu anlatmıştı. Daha sonraki gelişinde oldukça heyecanlıydı. OSTİM patlamasının sorumlularından olan bir patronun bu politika doğrultusunda İşçi Savunma Komitesi tarafından cezalandırıldığını anlatmıştı.

Haftada bir veya iki defa uğrardı. Hatta bir dönem 7-8 ay gibi bir süre bizde kalmaya başladı. Akşamları işten eve geldiğinde yorgun olduğu için bana masaj yaptırırdı. Daha sonra televizyon izlerken yerde uyur kalırdı genelde. Ethem, müzik dinlerken ya da televizyon izlerken uyumayı severdi. Bizde kaldığı dönemde evimiz giriş katı olduğu için ya yatak odasının ya da balkona çıkıp balkonun camına vururdu; arkadaşın zile basma yada anahtar kullanma gibi bir alışkanlığı yoktu...

Ethem bir gün bana, “eğer devrimci olmasaydım benden çok iyi serseri olurdu” demişti. Bir arkadaşına da aynısını demiş. Bir zamanlar Sakarya'da “Telwe” diye bir bar vardı, o barda çalışıyordu. Biri kız arkadaşıyla tartışıyormuş. Ethem de bunları izlerken adam kız arkadaşına kafa atmış. Ethem de hemen barın arkasından çıkıp çocuğu bir güzel dövmüş. Çocuğu dövdükten sonra bana anlatmıştı, “çocuğun kafası çok sağlamış, o kadar dayak attım, bana mısın demedi”.



Ethem, bana karşı saygılıydı, enişteden ziyade arkadaş gibiydik. Ethem’in en güzel yanlarından biri de lafını esirgemez, açık açık yüzüne karşı söylerdi. Ethem insan ayrımı yapmazdı. Sayfı annem bizim kıza bakardı, biz de iş çıkışı akşamları Sayfı annemlere giderdik, yemeğimizi orada yerdik. Ethem evde olduğu zamanlar, “damat senin evin yok mu, her akşam her akşam geliyon...” Ben de “benim evin burası” derdim. Son zamanlarda eve fazla uğramadığı için, “asıl sen git evine” derdim eve gelmediği zaman. Sayfı annem merak ederdi bana sorardı: “Ethem’i gördün mü, eve gelmedi”. “Merak etme bir arkadaşında kalmıştır” derdim, “bir şey olursa benim haberim olur”... Arkadaşlarının çoğu beni tanırdı, nitekim vurulduğu zaman da ilk beni aradılar.

O saatlerde dükkanda Gezi eylemlerini izliyordum, telefonum çaldı. Baktım Ethem'in numarası ama arayan Ethem değildi. Telefondaki Avukat Kazım Bayraktar'dı. Ethem'in başından vurulduğunu, durumunun ciddi olduğunu söyleyip hastaneye gelmemi istedi. Ben de apar topar hastaneye gittim. Hastane yolu bana o kadar uzun geldi ki, adeta bitmek bilmedi. Acilin önünde Kazım abiyi buldum, biraz konuştuk.

Hastanede hep umutla beklemiştim... “Ethem güçlüdür, bunu atlatır, ayağa kalkacak” diyordum kendi kendime. Ama kalkamadı, elimizden kayıp gitti...

Nerede kendini bilmez çocuklar
Bir sabah öylece çekip gittiler
Alkışlar kör sokaklarda...


Eray TÜMEN (Ethem’in ablasının eşi)

(*) [Bu yazı, Ethem yoldaş için hazırlanmakta olan bir kitap için eniştesi tarafından kaleme alınmıştır.]