Her şeyi bakışlarına taşıyan Sayfı ananın gözlerindeki anlatımı, “Daha yeni başladık” sözleriyle dile döküyor.
Burjuvazinin o köhnemiş duruşma salonunda oynanan tiyatroyu bir ananın yürek diliyle dumura uğratan; acılarını dirençli bir yumruğa dönüştürerek sıkılı tutan; gözlerine tüm ezilmişlerin asırlık acılarının hesabını sorma anlamı yükleyen Sayfi anamız, bu rezil tiyatrodan sonra dimdik bir duruşla Ethem’inin yoldaşlarının yanına, Yapısanatevi’ne geldi.
Gözlerinin değdiği tüm yoldaşlarını sıcacık bir gülümsemeyle bağrına basan anamız kuruma girer girmez hepimizi kucakladıktan sonra Ethem’in, Mehmet’in, Ali İsmail’in, Abdullah’ın, Medeni ve Ahmet’in duvarda aslı bulunan resimlerini özenle okşadı. “Bir de bu kuzularımı öpeyim” diyerek...
Duruşundaki asaleti, dikliği ve direnç kesmiş halini anlatmak güç… Her şeyi bakışlarına taşıyan Sayfı ana, gözlerindeki anlatımı “Daha yeni başladık” sözleriyle dile döküyor.
Uzun uzun ve adeta okşayarak çevresini izleyen anamızın herbirimize söyleyecek bir direnç sözü var. İçinde mayaladığı direnç o kadar demli ki, sözlerinin sınırsızlığına yansıyor. Kelimeler dilinde o denli doğal bir akışla akıyor ki, direnç o denli doğallıkla sözlere ruh veriyor ki…
Bir ara mahkemeye peruk, takma bıyık ve kaşla getirilen çakal ve arkasındaki yüreksizlere “Bu korku onlara yeter!” diyor. O çakalın peruğunun düştüğü anda yaşadığı karanlık korkuya tanık olmak, anamızın direncini bir o kadar koyulaştırdığı için “Bu korku onlara yeter!” diyor…
Evet korkaklıklarıyla tarihe unutulmaz bir çentik atan çakallar sürüsü daha çok korkacak anacığım, daha çok saklanacak in arayacak! Söz sana…
Ethem yoldaşın adeta granit kesilen ağabeyi, kardeşi, eniştesi ve diğer akrabaları da burada. Herbiri için sayısız cümle kurabiliriz, gerekmez… Onlar bugün o mahkeme salonunda söyleyecekleri her şeyi söylediler. Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerine yumruklarıyla uzattıkları unutulmaz bir direngenlik ve hesap sorma ruhuyla tarihe sayısız çentik kazıdılar.
Onlara da söz… Bu çakallar saklanacakları in bulamayacaklar! Söz, söz, söz!..

