Perşembe, 3 Ekim 2013 (13 yıl 3 hafta önce)
Altın Şafak: Seçkinler sınıfı yarattığı canavarı yok edebilir mi?
Leonidas Oikonomakis
Öyle görünüyor ki Pavlos’un katledilmesinin ardından, Yunanistan’ın seçkinler sınıfı neonazi partisini başından atmaya karar verdi. Ancak Pandora, belayı kutuya geri koyabilir mi?
“
Efendim, artık, Kölenize yol verebilirsiniz...”
Ve bunun üzerine, Altın Şafak’ın ölüm saçan “kara gömleklileri” tarafından gerçekleştirilmiş
Pavlos Fyssas, nam-ı diğer
Killah P, suikastından bir kaç gün sonra, Yunanistan’ın seçkinler sınıfı partiyi ve karanlık yapılarını başından atmaya karar vermiş görünüyor. Fakat Dr. Frankeştayn yarattığı canavarı hiç öldürebilir mi? Ve Pandora, belayı kutuya geri koyabilir mi?
Pavlos suikasti Yunanistan toplumu açısından bardağı taşıran son damlaydı. Öyle görünüyor ki,
Altın Şafak partisinin kriminalize edilmesine, belki de kapatılmasına yol açacak mekanizmayı harekete geçirdi. Cinayetten birkaç gün sonra, Yunanistan toplumu halen şok halinde adalet ve Altın Şafak’ın kapatılması isteğiyle sokakları kitlesel olarak işgal etmişken, hem Yunan basını hem de hükümet neo-Nazi partisine yönelik daha önceki dolaylı ya da dolaysız desteklerini çekerek meseleyi ciddi şekilde ele almış görünüyorlar.
Yunan basınında, Altın Şafak’ın eski üyeleriyle yapılan röportajlara yönelik raporlar birdenbire görülmeye başlandı. Altın Şafak’ın faaliyetlerine ve parlamento üyelerine sayfalarını ve şov programlarını tahsis eden gazete ve tv kanalları partinin "
karanlık yönü” hakkında aniden raporlar yayınlamaya başladı. Daha önce, örneğin Altın Şafak'ın yoksul yaşlı kadınlara bankadan emekli maaşlarını çekmeye yardım ettiği görüntülerde olduğu gibi (röportaj için seçtikleri “
zavallı yaşlı kadının"... Altın Şafak yerel adayının annesi olduğu ortaya çıktı) sahte röportajlarla yaşam tarzı programlarında reklamını yapıyorlardı.
Hatta bir gazete, Altın Şafak’ın katilleri tarafından bıçaklanmış halde kız arkadaşının kollarında ölmekte olan Pavlos’un son anlarına dair “
Faşizmi unutmadım” başlığıyla bir kare yayınladı. Diğer gazeteler ise Altın Şafak’ın eski üyelerinin itiraflarını yayınladı. Bu röportajlarda resmi ve halen görev yapmakta olan subaylar tarafından ordu kamplarında eğitildiklerini; “
zamanı geldiğinde” kullanılmak üzere yasadışı silah alımının yapıldığını; halen görev başındaki (eski bir üyenin söylediğine göre) “birçok” polis memurunun Altın Şafak üyesi olduğu ve partinin başı ne zaman belaya girse örtbas ettiklerini, hatta Pavlos'un suikastıyla ilgili görgü tanığı raporları da dahil gizli polis belgelerinin parti üyelerine verildiğini itiraf ediyorlar.
Ayrıca aynı raporlara göre, Pavlos Fyssas’ın antifaşist şarkıları nedeniyle Altın Şafak’ın hedefi olduğu, suikast kararının yukarıdan, bilgilendirme yapılan ve her şeye karar veren (siz bunu emir veren diye okuyun) Parlamento üyeleri ve parti lideri tarafından verildiği ve alt düzeydeki üyelerin onlara körü körüne itaat ettiği görülüyor. Aynı zamanda, ülkenin TV kanalları da birden bire, partinin canice eylemlerini itiraf eden Altın Şafak’ın eski üyeleriyle yaptıkları açık röportajları yayınlamaya başladılar.
Bu gelişmelerden sonra, Yunan hükümeti nihayet tepki verdi. Kamu düzeninden sorumlu
Bakan Dendias, otuziki Altın Şafak saldırısına ilişkin dosyayı, saldırıların soruşturulması ve partiye yönelik yasal bir işlem başlatmak üzere dayanak olup olmadığının belirlenmesi için
Aerios Pagos (ülkedeki en yetkili mahkeme) bölge savcısına gönderdi. Dendias aynı zamanda, Altın Şafak ile polis memurları arasındaki bağlantıya ilişkin suçlamaların incelenmesi için polis makamlarına da emir verdi. Bu da şimdiden üst düzey iki polis memurunun istifasına yol açtı. Ayrıca
Savunma Bakanı Avramopoulos, görevde bulunan subaylarla Altın Şafak arasındaki ilişkiyi araştırmasını ordu komutanından talep etti. Söylentilere göre bu olay gizli istihbarat teşkilatı tarafından da araştırılıyor.
Ama durun bir dakika! Biz zaten bunların hepsini bilmiyor muyduk? Yunanistan’ın antifaşist hareketi yıllardır bunu haykırıyor! Altın Şafak’la işbirliği yapan polis videoları son 3 yıldır Youtube'da görüntülenmekte, hatta Pavlos suikasttan sonraki eylem günü, buna benzer bir video web'de virüs gibi yayıldı. Doktorların ve göçmen haklarını savunan Yunanlı örgütlerin, Altın Şafak’ın canice eylemlerinin geçmiş yıllarda çok sayıda göçmenin hayatına mal olduğunu haykırmaya devam ettiği esnada, Altın Şafak parlamento üyelerinin kendileri bile Yunan polisi içinde yüzde 50’den fazlasının Altın Şafak'a oy verdiğini ve destekçisi olduğunu açıkça itiraf ediyordu.
Ayrıca
Atina'daki bir askeri geçit töreni esnasında, ordu özel kuvvetlerinin ırkçı sloganlar atması herkesçe bilinen bir vakadır. Buna rağmen hem medya hem de Yunan hükümeti buna göz yummuştu; bununla da yetinmeyip Altın Şafak'ın faziletlerini ve parlamento üyelerini övmeye devam etmişti. Birkaç “
sanatçı” da Altın Şafak hakkındaki olumlu görüşlerini ifade etti ve tabii ki bu sanatçılar Yunan medyası tarafından büyük ölçüde yüceltildiler. Aynı durum Dışişleri eski Bakanı Dora Bakoyianni gibi kimi neoliberal politikacılar için de geçerlidir. Sonuç olarak şu sorular ortaya çıkmaktadır: Neden daha önce göz yumdular? Ve neden şimdi harekete geçme kararı alıyorlar?
İkinci sorunun yanıtı çok daha kolay: Çünkü Pavlos suikasti Yunanistan toplumunu uykusundan uyandırdı ve hükümetin halkın Altın Şafak'ın canice eylemlerine artık daha fazla tahammül etmeyeceğini anlamasını sağladı. Altın Şafak’ın
Girit'teki bürolarını kapatarak tabelalarını saklaması, yanı sıra yaygın protestolar karşısında
Drama ve
Kavala’daki yeni büro açılışlarını hemen ertelemesi bunun iyi bir göstergesidir.
Bununla birlikte son seçim sonuçlarına göre Altın Şafak’ın popülerliği de düşüşte. Pavlos suikastinden birkaç gün önce neredeyse
yüzde 12 olan oy oranları yüzde 5,8’e düşmüş durumda. Bu nedenle Altın Şafak'ın, Yunan korporatist elitleri ve politik kurumları açısından artık "
elde patlayan koz" olduğunu anlamak oldukça kolay (büyük bir kısmının “şaşırtıcı bir şekilde” ülkenin ana siyasi partileriyle akrabalık bağı olduğu, az sayıda holdinge bağlı Yunan gazetelerini ve TV kanallarını da unutmayalım).
İlk soruyu yanıtlamak ise çok daha zor, çünkü: Yunan medyası ve hükümeti Altın Şafak’ın canice eylemlerini daha önce de biliyorsa, neden bugüne kadar gözardı etmeye karar verdi? Temelde üç gerekçesi olduğunu düşünüyorum:
İlk olarak, şunu unutmayalım ki, daha 2 yıl önce
Syntagma'nın ve Yunanistan'daki diğer meydanların işgaliyle başlayan süreçle Yunanistan toplumu daha önce görülmemiş düzeyde radikalleşti. İki partiden oluşan siyasi sistemi ve yanı sıra peşpeşe gelen hükümetlerin neoliberal politikalarını tehlikeye soktu. Meydanların hareketi; bulunduğu yerde otonomi, yataylık ve doğrudan demokrasi talep ediyordu. Birtakım yerel ve ulusal hareketler Troykanın ve Yunan hükümetlerinin neoliberal politikalarını sorgularken, ülke çapındaki mahalleler sayısız mahalle meclisi vasıtasıyla bu “rüyayı” deneyimliyordu. Altın Şafak bu radikal sürecin durmasında, dikkatinin dağılmasında ve son 2 yıldır Yunanistan solu açısından bir numaralı öncelik haline gelmiş faşizm karşıtı mücadeleye yönlenmesinde rol oynadı.
İkinci olarak, Altın Şafak,
Perama Tersane işçileri örneğinde olduğu gibi, sol kanat işçi sendikalarına doğrudan ve vahşice saldırarak mülk sahiplerinin koruyucusu sıfatıyla bir dizi olayda boy gösterdi. “
Armatörlerimiz” göçmenler yerine Yunan işçileri çalıştırmaya devam ettiği müddetçe "Yunan" yatırımlarını koruruz retoriğiyle
Yunanistan İşçi Sendikaları'nı terörize ettiler, siyasi ve korporatist elitleri koruyarak neoliberal takvimlerinin ilerlemesini sağladılar.
Üçüncü olarak, Altın Şafak ülkedeki neoliberal ve faşist gidişata karşı yükseltilen tüm özgür sesleri terörize etmek için orada bulunuyordu. Altın Şafak'ın eski üyelerinin röportajlarında belirttiği gibi,
Pavlos Fyssas antifaşist şarkıları nedeniyle bir hedefti. Ve işin doğrusu, geçmiş yıllarda Altın Şafak’ı eleştirmek söz konusu olduğunda, ülke genelinde bir korku duygusu hakimdi. Bu arada itiraf etmeliyim ki, küçük hip-hop grubum ve içinde birkaç antifaşist şarkının bulunduğu çıkacak albümümüz nedeniyle bile, Altın Şafak’ın hedefi olabileceğimiz ya da tehdit edilebileceğimiz konusunda endişelenmiştik.
Pavlos’un suikastinden sonra görünen o ki, Yunanistan'ın seçkinler sınıfı Altın Şafak’ın artık kendileri için işe yaramayacağına karar verdi ve eski müttefikini terk etti. Solun ana muhalefet partisinin (
SYRIZA), seçimlerde iktidardaki muhafazakar partiyi (
Nea Dimokratia) geride bıraktığı ortaya çıktı. Aynı zamanda Nea Dimokratia da, Altın Şafak’la koalisyon kurma planından -böyle bir planı değerlendirdiklerini daha önce itiraf etmişlerdi- vazgeçerek partiyi kapatma kararı almış gibi görünüyor. Bunun sonucunda sağ kanadın oylarını kaybederken, Nazizmin üzerine gittikleri için tabii ki övgü almış olabilirler.
Fakat artık çok geç.
Ülkenin seçkinler sınıfı ve hükümet, kriminal eylemlerini önceden bildikleri halde, Altın Şafak’a karşı çıkmaya daha erken karar verseydi, Atina sokaklarında ve Yunanistan’ın diğer şehirlerinde çok sayıda insan vahşice dövülmezdi. Pekçok antifaşist eylemci, polis merkezlerinde işkence görmezdi ve geri kalanı da faşistler veya polis içindeki işbirlikçileri tarafından ya da faşizm karşıtı eylemler esnasında yahut doğrudan saldırılarla yaralanmazdı. Aynı zamanda, Yunanistan sol hareketi radikal doğrudan demokratik önermesini daha ileri bir noktaya taşıyabilirdi ve insanların işlerini, hayatlarını kaybetmesine neden olan neoliberal politikalar tersine çevrilebilirdi -geçtiğimiz yıllarda Yunanistan’da intihar oranlarının artışı bilinmektedir. Ve hepsinden önemlisi
Shehzad Luqman ve Pavlos Fyssas bugün yaşıyor olabilirdi...
Bir şey daha; hem hükümetin hem de seçkinler sınıfının, gelişmesine ve Yunanistan toplumunun derinlerine kadar işlemesine izin verdiği bir süreci tersine çevirmenin şu durumda hangi düzeyde olanaklı olduğunu bilmiyorum. Burada Altın Şafak’ın polis birimlerine, orduya ve ülkenin önemli şehirlerinde işçi sınıfının yaşadığı mahallelere kadar sızmasından bahsediyorum. Hükümet partiyi kapatarak liderlerini cezalandırsa bile, faşizmin temelleri yerli yerinde duruyor olacaktır. Altın Şafak’ın canice ideolojisiyle zehirlenmiş çok sayıda insan bulunmaktadır ve bu tersine çevrilmesi hiç de kolay olmayan bir süreçtir.
Parti liderinin kızı, üyelerine “
hareket için kendilerini feda etmeye, hayatlarını vermeye ne ölçüde hazır olduklarını” soran açık bir mektubu çoktan yazmış durumda. Aynı zamanda, Yunan polisi içinde son gelişmelerden mutlu olmayan belirli kesimler bulunuyor ve eminim aynısı ordu için de geçerlidir. Bu kesimler nasıl tepki verecek? Ve Altın Şafak dövüşmeden geri çekilecek mi? Tüm olanların sonunda, Dr Frankeştayn’ın yarattığı canavarı öldürmesi mümkün mü? Pandora, kötülüğü kutuya geri koyabilir mi?
Bunlar Yunanistan toplumunun yanıtlaması gereken sorular. Ve cevapları kolay olmayacak.
25 Eylül 2013
Leonidas Oikonomakis, ROAR Magazine’de yardımcı editör, Social Waste grubunda rapçi ve Avrupa Üniversitesi Enstitüsü’nde doktora pozisyonunda bir araştırmacıdır. O ayrıca Pavlos'un da arkadaşıydı.