Bu çeteleşmiş düzenin çıplak suretiyle; emeğin-çocukluğun-Kürtlüğün aynı haber karesinde buluşmaları ne ironik
Ketsel yağmanın merkezinde olan pekçok emekçi semti çetelerin cirit attığı mekanlar haline geliyor. Gülsuyu'nda Hasan Ferit'i katleden devlet destekli çeteler; Gazi'de, 1 Mayıs Mahallesi'nde ve Beyoğlu civarındaki semtlerde sokaklarda terör estiriyor!
Hasan Ferit'in defnedildiği saatlerde uyuşturucu çeteleri Beyoğlu'nun Hacı Ahmet Mahallesi'ndeki bir konfeksiyon atölyesinde çalışan 13 yaşındaki Emine Demirel'in ölümüne neden oldular.
Kendi aralarındaki rant savaşını sokağa silahlı çatışma olarak taşıyan çetelerin birbirlerine yağdırdıkları kurşunlardan biri sekerek aynı sokaktaki bir konfeksiyon atölyesinde çalışan Emine'nin kalbine isabet etti! Emine katledildi!
Valilerin namuslu gazetecilere bir çete lideri edasıyla racon kestikleri bir ülkede, sermayenin kentleri talan etmek, önündeki demokratik-ilerici dinamikleri çete terörüyle çözmeye çalışmak için çeteleri devreye sokması şaşırtıcı değil!
Kapitalizm ne zaman kapsamlı bir tıkanma yaşamışsa o lağım çukuruna benzeyen sureti de o kadar berraklaşır! Tıpkı bugün olduğu gibi. Mafyalaşmış mütahitler, çetelerle hemhal olmuş kolluk güçleri ve aslında kontrgerilla uzantıları elbirliği yaparak ranta-talana dayanan sermaye birikimi için pervasız bir pratiğin sahibi olurlar! Sistemin kendisi çeteleşir!
Kapitalizmin gözbebekleri!
Kapitalizmde sermaye birikimi tek başına artıdeğere vahşice el koymakla sağlanmaz. Elbette bu olmazsa kapitalizm olmaz! Ama bu onun bununla yetineceği anlamına gelmez. Bu vampir, o kadar açgözlü ki, işçinin mesela henüz doğmamış bebesi üzerinden bile artı değer hayalleri kurmakla kalmaz; aynı zamanda onun dişiyle tırnağıyla oluşturduğu birikimi de yağmalamak için sayısız yöntem geliştirir.
Sadece bu mu? O gördüğü her şeye sermaye gözlüğüyle bakar; ağaca, dereye, konduya, kente, kentin ruhuna kısacası dünyaya gözbebeklerine oturmuş dolar işaretiyle bakar.
Hele kendi çürümüş doğası nedeniyle krize girmişse!.. O zaman yağma ve talanın gözüne gözüne vurur; o kadar ki, bu uğurda kendi yolunu açmak için bizzat kendi çamurunda boy veren çeteleri devreye sokacak kadar açık oynamaya, çürümüşlüğünü açıktan kuşanmaya başlar.
Son günlerde kentsel yağmanın merkezinde duran ve antifaşist bir geçmişe ve potansiyele sahip olan emekçi semtlerinde estirilen çete terörü bununla dolaysızca ilişkilidir.
Türkiye kaptalizminin o çok şişirilen-parlatılan gücünün aslında pekçok yapısal zaafla malul olduğu bu kriz günlerinde daha açık hale geldikçe; kapitalizmin gangster sureti de bir o kadar netleşiyor! Sıcak paraya olan bağımlılık ilişkisiyle muzdarip bir kapitalizmin tüm zayıflıklarıyla gangsterleşiyor!
Dün gece katledilen Emine, ondan önce Ferit bunun somut resmidir.
İroniye bakın!
Emine'nin hayat hikayesiyle bu gangsterlerin-mafya-çete-kontrgerilla uzantılarının aynı haberde, aynı karede yanyana gelmesi ne büyük ironi! Çürümüş sistemin en uç iki yansıması! Çeteler ve yoksulluğun-yokluğun en dip noktalarını yaşayıp çocuk yaşta emek gücünü satmak zorunda kalan Emine'nin o trajik hikayesi kapitalizmin gerçek sureti oluyor!
Emine, Kürdistan'da yaşayacak koşulları olmadığı için İstanbul'a göç etmek zorunda kalmış bir ailenin çocuğu. Vatanından zorla kopmuş isimsiz bir sürgün...
Bu da yetmez Emine, ailesini bir trafik kazasında kaybettiği için hem okuyup hem çalışan bir çocuk işçi! Emine sayısız kere ezilen, ezilen, ezilen...
Çetelerle, bu çeteleşmiş düzenin çıplak suretiyle emeğin-çocukluğun-Kürtlüğün aynı haber karesinde buluşmaları ne ironik!..
Bu habere yeniden bakın, kapitalizmin kendisini göreceksiniz!