İşçi ve emekçilere hangi afetle yüz yüze oldukları gösterilmeli, "ikna" yöntemi devredışı bırakılmalıdır
Yazı dizimizin geçen sayımızdaki bölümünde kentsel dönüşümün hayata geçirilmesinde pekçok aracın kullanıldığını, emekçilerin daha çok yanılsamalı bir biçimde “ikna” edildiklerini, kentsel dönüşüm yağmasının pekçok bölgede yıllardır bu “ikna” yöntemiyle sessiz sedasız hayata geçirildiğini anlatmıştık.
“İknaya” dayalı bu yöntemin gelinen noktada sınırlarına dayandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Yöntem halen geçerliliğini korusa da, hem yıllardır yaşanan somut deneyimlerle teşhir olması hem de sistemin yağma konusundaki vahşi iştahı nedeniyle yerini giderek başka biçimlere bıraktığını, kimi semtlerde yaşanan son gelişmelerden de anlıyoruz.
Emekçiler, ikna edildikleri şeyin özünde geleceklerinin ipotek altına alınması ve kentin dışına sürülerek yeni bir yaşam tarzına mahkum edilmek olduğunu sayısız deneyimle görmüş durumda. Bu nedenle de parlak vaadlere artık eskisi gibi kolaylıkla kanmıyorlar. En son Emekevler’de yaşananlar bunun ifadesidir. Belediye’nin “havuzlu-lüks villalarınız olacak” vaadinin ne menem bir şey olduğunu bizzat Sulukule ya da benzer örneklerden yola çıkarak reddetttiler. Burjuvazi ve temsilcileri de bu reddedişi işi sürece yayarak içinden çıkma biçimiyle değil, devlet zorunu en azami biçimde devreye sokarak yanıtladılar.
Bu gerçek, devrimci hareketin yıllar içinde zayıflasa da bitmeyen etkisinin olduğu belli başlı semtlerde başka biçimlerde karşımıza çıkıyor. Gülsuyu, 1 Mayıs, Gazi gibi semtlerde en son yaşananlar bunun açık göstergesidir. Bu semtlerin Gezi sürecinde kitlesel ve militan biçimlerde eylemler yapmaları da bir veri olarak alınıp içerden çözme yöntemleri daha yoğun ve kapsamlı biçimde devreye sokulmuştur. Uyuşturucu çeteleri adeta paramiliter birlikler gibi hareket ederek semtleri yaşanmaz hale getirecek bir terör estirmektedir. Bizzat polis işbirliğiyle hareket eden bu çetelerin, bu biçimde devreye girmesinin ketsel dönüşüm yağmasından bağımsız ele alınamayacağı açıktır. Çünkü bu bölgelerde “ikna” edilen “ikna” edilmiştir. Geriye kalanların bir kısmı halen bu yöntemle devredışı bırakılabilir. Ancak devrimci etki ve yaşanan deneyimlerden çıkarılan sonuçlarla büyük bir kısmı kolay kolay “ikna” edilemeyecek bir kitleyi oluşturuyor. Ama yine de burjuvazide oyun çoktur. İşi sadece çeteler-devlet zoruyla yönetemeyeceklerini onlar da biliyorlar. O nedenle bunu başka araçlarla içiçe geçirerek yürütecekleri açıktır. Bu araçların başında da “ikna” yöntemi gelmektedir! O nedenle de bu yöntem konusunda yaygın bir bilinçlendirme çalışması yapmak halen önemli bir noktada durmaktadır.
Bu semtler şu anda hayli yol alınmış olan “kentsel dönüşüm”de birer nirengi noktası haline gelmiş durumda. Özellikle Gezi’den çıkan kent ve kentsel dönüşüm bilincinin etkisi her iki taraf açısından da ciddi anlamlar taşıyor. Burjuvazi ve temsilcileri Gezi’nin bu bilinçte yarattığı sıçramayı biliyorlar. O nedenle şimdi bu bilinci çözmek, terörize etmek için tüm araçları devreye sokuyorlar. Sermaye ihtiyacının da yakıcılaşmasıyla kentsel yağma ve talanın nasıl bir düzleme oturduğu açık. Bu yüzden de saldırı-kirli biçimler yer yer de “ikna”nın devrede olduğu bir konsept içinden hareket edip hızla yol almaya çalışacaklar!
İşçi ve emekçiler de buna uygun bir hazırlık yapmak durumundadır. Bu hazırlığın en önemli kısmını bugüne kadar “ikna” ile yaşanmış dönüşüm hikayelerinin hazin sonlarının şimdi dönüşümle karşı karşıya olan bölgelerde ayrıntılarıyla anlatılması, deşifre edilmesi oluşturmaktadır. Bunun yaygın ve kapsamlı bir çalışma olarak yürütülmesi kentsel dönüşümün ekonomik-sosyal-kültürel bütünlük içinde kavranıp sağlam bir bilince dönüştürmesinde önemli bir yerde duruyor. Yeni yıkım bölgelerine bu deneyimleri taşımak, emekçilere hangi afetle yüz yüze olduklarını göstermek gerekmektedir. Özellikle rıza ya da “ikna” yönteminin devredışı bırakılması, en azından etkisinin asgari sınırlara çekilmesi için bu olmazsa olmaz önemdedir.