“Başına bir hal gelirse canım / dağlara gel dağlara”dan zıplayarak “...dağda silah sıkacaklarına ovada siyaset yapsınlar”a vardım
“Başına bir hal gelirse canım / dağlara gel dağlara”dan zıplayarak “Dağlar seni delik deşik ederim...”e, oradan da son noktaya “...dağda silah sıkacaklarına ovada siyaset yapsınlar”a vardım. Karşımda adını sanını bilmediğim rakımından habersiz onlarca dağ. Utana sıkıla yaklaşıyorum. Usulca sokuluyorum yeşil eteklerine. Fısıldıyorum beynime dilime empoze edilmiş ilahi melodileriyle.
Bir yanımda 'yaradılanı severiz yaradandan ötürü...' cümlesinin ekranlardaki gölgesinde artakalan cüruf. Ve diğer yanda saygın tıraşlıların insan zekasını aşağılayan demeçleri: “Efendim Kürt sorunu yoktur, sorunlu Kürtler vardır” diyen bir masa. En büyük iddiası şeffaflık. Öyle ki, şeffaf olmakla devlet olmak terimlerinin zıtlığını görmezden gelecek kadar aymaz! Bağırıyor durmadan.
Bir ucunda işadamları, öteki ucunda bürokratlar: “Terörün adı terördür. Biz kontakta iken Yaser Arafat terörist değil devlet başkanıydı. Hrant'ı, Roboski'yi unutun. Bardağın dolu tarafına bakın her zaman. Hem biz monşer edebiyatından anlamayız, siyaset orjininden doğmuşuz. Değişmeden de gelişmeye devam ediyoruz...” Bitti. TÜSİAD'da, kışlada serbest konuşma... Sokaklarda yasak!.. Sözde 'örgüt flaması' sözde 'örgüt yöneticisi'. Farkındalıktan habersiz özde yöneticilerin kart kurt dediğine çomak sokan amblemler. Biraz inadına biraz garezine.
Ama en çok direnişler tarihinin bir ucundan içeriye girdiğinden... Aklıselimin ne olduğunu öğrendiğinden... Alnına kazınmış 'gönüllü birlik' temelinde oluşacak bütünde herkese yer var. Tek sanılan kalabalıkların haykırışı iç ceplerinde. Her dağılan yürüyüşte boğazlarındaki tatlı acı. İsimleri dikine yazılanların ötekileşmediği bir sohbet ortamındaki masa. Dört ayaklı. Tek farkı yuvarlak olması. Tek derdi her tarafı görebilmek. Her gelene açık. Etiket istemiyor sandalyeler. Kürsüden yalan söyleyemeyen herkes orada. Tek eksiğimiz alışamadığımız kravatlarımız. Aklımız adını sanını bilmediğimiz dağlarda. Ve ben fısıldıyorum ilahilere inat. “Başına bir hal gelirse canım/ dağlara gel dağlara…”
Örpen Ünlü