Anaları, acılarını bayrak yapmış en önde, en gözükara, insanı adeta büyüleyen bir cesaretle dururlar anıtmışcasına...
20'li yaşların en güzel gülüşlerini onurlu bir halkın başeğmez mücadelesine ikirciksiz sunuvermiş bir gerillaydı o. Bütün bir halkın ayağa kalktığı Rojava'da tıpkı kardeşleri gibi katıldı YPG saflarına...
O toprakların çocuklarında mücadeleden kaçmak yazmaz; yüzlerce yıldır esir edilmiş bir halkın evlatları daha ana karnındayken tanışırlar silah sesleriyle, isyan çığlıkları ve yoksunluklarla...
O toprakların çocukları aşağılanmanın, yok sayılmanın, hiçleştirilmenin acılarına karşı şerbetlidirler, amabir türlü alışmamışlardır... Her yaştan Kürdün çığlıkları gökyüzünü delerken, acılarını kuvvete dönüştürmesini bilmiş, kendini sakınmayı defterden silmiş en güzel yıllarını en onurlu kavgaya akıtıvermiştir.
O toprakların çocuklarının hayallerini sıradan insanın beklentileri süslemez! “İyi bir eğitim”, ev, araba... gibi “dünya nimetleri” ancak sınıf kardeşleri, ezilmeye sömürülmeye karşı ayağa kalkmış bir halkın evlatları özgür olursa bir anlam ifade eder...
O toprakların çocukları babalarının konumundan nemalanmazlar. Ezilen bir halkın kavgasında herkes kendisi çizmelidir yolunu... Babaları ayrıca koruyup kollamaz onları, tüm bir halk özgürlüğe ve ölüme doludizgin koşarken... Kızları ve oğulları artık onların olmaktan çıkmıştır; inşa edilen yepyeni bir dünyanın yapıcılarıdır artık onlar...
Türkiye'de ikide bir “vatan, millet, sakarya” nutukları atanlar, Kürtlere düşmanlıktan gözleri kararmış şovenler, politikacılar, generaller, polis şefleri, bürokratlar, “ulusalcı” kılığındaki ya da MHP'li faşistler, sizlerden birinin bile çocuğu Şervan olabildi mi? Ya da sizler Şervan'ın babası Salih Müslim gibi inandığı davanın adamı olabildiniz mi?
O toprakların çocuklarının acı içindeki anaları ağlamayı unutmuşlardır çoktandır. Acılarını bayrak yapmış en önde, en gözükara, insanı adeta büyüleyen bir cesaretle dururlar anıtmışcasına... Ürperir insanlık tepeden tırnağa, korkar egemenler bu vakarlı duruşun haşmetinden...
Şervan'ın anasının göğü yırtan çığlığında dillenir bu kararlılık: “Şervan'ın silahını ben kaldıracağım! Ben savaşacağım, öcünü ben alacağım, ondan boşalan yeri ben dolduracağım!”

Kız kardeşinin omuzlarında taşınırken tabutu, duygularına hakim olamayıp ağlayanlara çıkışır: “Ağlamayın, lütfen ağlamayın!.. Şervan da bu halkın şehididir, o bu halk için öldü!”
Öyle günlerde yaşıyoruz ki, analar acılı, analar öfkeli, analar isyankar...
Sizin de Şervan'ınız dudaklarında en genç gülümsemesiyle düşüverir bir gün toprağa; siz de bir Şervan olabilirsiniz.
Mehmet, Ethem, Abdocan, Ali İsmail, Medeni, Ahmet de Haziran İsyanı'nın Şervan'ları... Onların anaları da gözyaşlarını evlerinin boğucu dört duvarına akıtmadı, sokaklara çıktılar. Her yerde herkese ulaşmaya, kendi gerçekliklerini hatırlatmaya, onları mücadeleye ve bedel ödetmeye çağırıyorlar.
Öfkesinden korksunlar anaların, çünkü “Anaların öfkesi katilleri boğacak!..”