AKP Hükümeti, karma yurtlarda kalan öğrencilerin durumundan oldukça rahatsız olduğunu aylar önce dile getirmişti
AKP’nin günlük yaşamı dinci-gerici yönde dönüştürme çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Kadınların etek boylarından, hamile kadınların dışarı çıkmasına kadar, hatta işi azıtarak kaç çocuk yapılacağını söyleyerek yatak odasına “çekidüzen” vermesine kadar müdahale eden dinci-gerici anlayış, şimdi de haremlik selamlık yurt uygulamasıyla icraatlarına devam ediyor.
Gericiliğin her zaman hedefi haline gelen kadınlar, ilk “düzene” sokulması gereken unsurlar olmuştur. O nedenle ilk saldırıların da hedefi haline gelmişlerdir. Çünkü korunması gereken bir “namus”, devralınmış bir “emanet” sözkonudur. Hal böyle olunca, yurtlarda kalan öğrencilerin namusunu korumak da, en önemli konulardan biri oluyor.
“Kadın bedeni süstür ve korunması gerekir” zihniyetine sahip AKP Hükümeti, karma yurtlarda kalan öğrencilerin durumundan oldukça rahatsız olduğunu aylar önce dile getirmişti. Düğmeye basılmakta da geçikilmedi. Hemen pilot uygulamalar devreye sokularak, karma yurtlar ya tamamen kız öğrenci yurduna ya da tamamen erkek öğrenci yurduna dönüştürülmeye başlandı. Yurt ücretlerine yapılan zam, yurtlarda beslenme, temizlik sorunu, ulaşım zorluğu gibi sorunlar dururken, öğrencilerin daha “iffetli” olmaları için efor harcayan devlet, birkaç ay gibi kısa bir sürede kendisi için sorun olan konuyu hallediverdi.
Yurtlarda haremlik-selamlık uygulamasının ilk uygulandığı yer Ege Üniversitesi oldu. Bornova’daki yerleşkede bulunan karma yurttaki erkek öğrenciler başka yurtlara kaydırıldı. Başka ilçelere kaydırılan erkek öğrencilerin ulaşım nedeniyle yaşadığı zorluğu ya da yurtlarda beslenme sorununu umursamayan devlet, “iffetli” bir öğrenci kuşağı yaratacak olmanın heyecanıyla bu uygulamaları diğer karma yurtlara da uygulama planları yapıyor.
Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da yurtta kalan kadın öğrencilere yönelik tacizden hiç rahatsızlık duymayan devletin, karma yurtlardan bu kadar rahatsızlık duyması boşuna değil elbette. Bunda hem toplumu kendi gerici yaşam kalıpları içerisine gömme hayalinin, hem de Gezi’nin yarattığı şokla, kapıldığı ’sonbahar sendromu’nun yarattığı korkunun da payı var.
Eğitime yönelik yaptığı hamlelerin, gericiliği, ırkçılığı, cinsiyetçiliği yerleştirmek için uyguladığı programların temelinde de bunlar yatıyor. Gercileşmiş toplum, kontrol altına alınmış üniversiteliler, evinin süsü olan kadınlar, daha sorunsuz, sorgusuz bir iktidarın, Gezi hayaletinin dolaşmadığı bir ülkenin de güvencesi demek çünkü…