"Aileler Konuşuyor"…

"Aileler Konuşuyor" adlı dev toplantı Köln Stadthalle’de saat 17:00'de başlayacak

GÜNCEL
Cuma, 18 Ekim 2013 (13 yıl 2 hafta önce)

KÖLN – Alınteri ve Yaşanacak Dünya gazetelerinin girişimleriyle ve Avrupa Güç Birliği’nin katkılarıyla 2-22 Ekim tarihleri arasında bir dizi etkinliğe katılmak üzere gelen Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz,Medeni Yıldırım ve Abdullah Cömert’in aileleri 19 Ekim’de Köln’de düzenlenecek son programla Avrupalı Türklerle biraraya gelecek.

"Aileler Konuşuyor" adlı dev toplantı Köln Stadthalle’de saat:17’de başlayacak.

Alınteri gazetesinden toplantıya ilişkin yapılan açıklamada özetle şöyle denildi:

Demokrasi ve özgürlük özlemiyle mücadele edenlere uygulanan polis şiddeti vahşet boyutlarına ulaştı. Bu daha başlangıç, mücadeleye devam! ODTÜ kıvılcımıyla yeniden ısınan sokaklar bunu bir kez daha gösterdi. Gezi Direnişi bitmedi. Devasa bir isyandan kalan kendine has mekanizmalarıyla, forumlarla, az ya da çok kalabalıklarla sürekli yüzü sokağa dönük duruşuyla, kah soluklanarak kah iç muhasebeler yaparak, tartışarak, sindirerek, hareket değişik biçimlerde sürdü. Yaşadıklarını bilince dönüştürerek… Birbirini ve sınıf düşmanlarını kollayarak… Bir şeyleri başarmış ve daha pekçok şeyi başarma gücünün kendinde olduğunu bilenlere özgü bir dinginlikle… Sonraki etapları 'bekleyerek'… İşte ODTÜ, işte Tuzluçayır… Nerede bir direniş odağı ortaya çıksa, yüzünü oraya çeviren, sokakları dolduran bir hareket…Şimdi hareketi büyütmek, aynı zamanda dövüşerek düşmüş ölümsüzlerimize sahip çıkmak ve anılarını onlara yakışır şekilde yaşatarak mücadeleyi harlamak zamanıdır! Bu bilinç ve duygularla, bizler Alınteri/Avrupa olarak 19 Ekim‘de Almanya‘nın Köln kentinde, Taksim Direnişi‘nde ölümsüzleşenlerimizi anmak, onların soluğunu Avrupa’ya taşımak için 'Aileler Konuşuyor' etkinliği düzenliyoruz. Diren Gezi‘nin ruhunu yüreğinde hissetmiş tüm dostlarımızı aramızda görmek istiyoruz.
Öte yandan Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Medeni Yıldırım ve Ethem Sarısülük’ün aileleri ve avukatları yaptıkları ortaklaşa açıklamada şunları söylediler:
Tüm dünyada demokrasi, özgürlük, insan hakları mücadelesi veren örgütlere, aydınlara ve duyarlı insanlara çağrımızdır. Halkların ezilmesine, sömürüye, yoksullaştırmaya, çevre ve doğa katliamlarına, kentlerin yağmalanmasına, insanların yaşam biçimlerine müdahaleye, düşünceleri ve barışçı eylemleri nedeniyle kitleler halinde tutuklanıp hapisanelere doldurulmasına, siyasal iktidarın günden güne artan baskı ve şiddetine karşı Türkiye halklarının isyan günlerinde dört genç direnişçi (Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Medeni Yıldırım) polis, asker ve sivil faşist çeteler tarafından katledildi; bir direnişçi (Mehmet Ayvalıtaş) eylem sırasında trafik kazası sonucunda hayatını kaybetti. Altmış dördü ağır 8 bin 160 kişi yaralandı.

Demokrasi ve özgürlük özlemiyle mücadele eden insanlara uygulanan polis şiddeti vahşet boyutlarına ulaştı. Uluslararası kuralllar, insan hakları sözleşmeleri yaygın ve cüretkar bir biçimde ihlal edildi. Gaz ve plastik mermi atan silahlar insanların kafaları hedef alınarak ateşlendi, 12 kişi gaz fişeklerinin gözlerine çarpması sonucunda gözlerini kaybetti. 14-16 yaşında çocukların kafatasları gaz fişekleriye kırıldı, beyin travmasına maruz bırakıldılar. Kapalı alanlara, evlere, işyerlerine, parklara, metro istasyonlarına, revirlere, tedavi merkezlerine gaz bombaları yağdırıldı. Yakıcı kimyasal madde karışımlı tazyikli sular insanların üzerlerine sıkıldı. Gözaltına alınanlara işkence ve cinsel taciz yapıldı; göstericilerin konulduğu polis otobüslerinin kapıları kapatılarak içlerine gaz bombaları atıldı. Emniyet birimleri halka karşı suç işleyen birimlere dönüştürüldü.

Siyasal iktidar, 'destan yazdığını' söyleyerek polisi 'kahraman' ilan etti; 24 maaş ikramiye ile ödüllendirdi. Başbakan 'polisi yedirtmeyiz' dedi. Siyasal iktidarın politika ve talimatları doğrultusunda hareket eden yargı polisler hakkında soruşturma ve yargılama yapmaktan, onları tutuklamaktan kaçındı. 4 genç insan polis tarafından, insan hakları hukuku yargı tarafından katledildi. Binlerce yaralama ve ağır yaralama olayları soruşturma konusu dahi yapılmadı. Göstermelik müfettiş incelemeleri dahi az sayıda ve yüzeysel yapıldı. Mayıs-Haziran’da demokratik halk hareketinin başlamasıyla birlikte Türkiye’de insan hakları açısından iç hukuk yolları tümüyle çöktü; etkisizleşti. Yerini giderek artan faşist siyasal, sosyal, ekonomik baskı ve tehditler aldı.

Gelişen baskı ve devlet terörü Türkiye’yi Ortadoğu savaşına sokmak isteyen siyasal iktidarın hazırlık hareketlerine dönüştü.

Türkiye’de hüküm süren siyasal iktidar-polis-yargı işbirliği nedeniyle, Ethem Sarısülük’ü öldüren polis, Medeni Yıldırım’ı öldüren asker tutuklanmadı. Ali İsmail Korkmaz'ı öldüren polisler uzun süre gizlendi, sadece biri tutuklandı. Abdullah Cömert’i öldüren polisin kimliği dahi tespit edilmedi.

Bir ülkede insan hakları konusunda iç hukuk çöktüğünde, iç hukuk yolları ancak faşizmin teşhiri için kullanım değerine sahiptir.

Bu mücadeleyi uluslararası düzleme taşımak, Türkiye’de siyasal iktidarın faşist terör ve baskılarını anlatmak, öldürülen 4 genç direnişçinin davalarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülmesi için başvuru yapmak üzere 10 Ekim 2013 günü Strasburg’taydık.

Yaşar TAN
yeniposta.de adresinden alınmıştır