Düşündüm...

“Yapmayın” dedim, “çatal bıçak atan ellerinizi yormayın. Korkmayın bildiklerinizi hayatla sınamaktan"

GÜNCEL
Cuma, 1 Kasım 2013 (13 yıl 3 gün önce)

Çocukluğum. Gençliğim. Gençliğin. Anlamıyorsan. Tarih denilen şeyin arşivlerde saklı büyüsüne kanmıyorsan. Bir türlü çözemiyorsan DGM'nin açılımını. İşte burada yanımdasın. Yolculuğa hazırsın. Birazdan gidiyoruz.

Turuncu gemi kalkıyor. Turuncu gemide yoldaşlar bizi bekliyor. Gemide bir adam. Yorgun. Gözlerini yumarak şarkı söylüyor. Gırtlaktan konuşmuyor ve sakallı. Şakakları kırlaşmış. Yasak şarkılar var cebinde. Ve hiç protokol sandalyesi yok önünde. Kendisi söylemişti bir kere. 2 metre kefen bezi hazır arka cebinde. Oturdum yanına. “Nerelisin?” dedim. “Ne önemi var,” dedi. “Gönlüm dağlarda ama ve tabii Diyarbekir Kalesi...”. “Anlatamıyorum” dedi. “Anlamıyorlar. Linç etmenin anlayamadığım tatminini hep bana saklıyorlar. 'Emek' dedim 'boş' dediler, 'özgürlük zaten yalan'. Bulamadık aynı anlama gelen kelimeleri. Direttiler zorbalıkta." “Yapmayın” dedim, “çatal bıçak atan ellerinizi yormayın. Sadece düşünün,” dedim. “Ve korkmayın bildiklerinizi hayatla sınamaktan. Düşünün. Pir Sultan'ı, Torlak Cemal'i düşünün. Düşünün ki yüreğiniz sallansın. Düşünün ki güneşli güzel günlere inanan mutlu bir yusufçuk havalansın...”

Uzun uzun anlattı şarkılarını. “En çok bunlar var,” dedi “aklımda”. Turuncu gemiye çarpan dalgalarla mütemadi bir sarhoşluk bindi omuzlarıma. Aklımın erdiğince anladım anlattıklarını. O kadar çok şey konuştuk, o kadar çok şey düşündük. Ama olmadı. Ben de ıskaladım, ben de anlayamadım. Sordum yeniden: “Nasıl olur da ülkeden kovulan bir adam, ülkenin en büyük ödülüne layık olur”. Sustu. Elinden düşürmediği sigarasından derin bir nefes alıp “olur” dedi ağzından dumanlar şaçarak. “Bu topraklarda olur”. “Hatta bu coğrafyanın en tipik özelliğidir. Önce döverler seni sonra severler. Beni ilk mi zannediyorsun? Ya da ben son muyum?..” Sustum. Düşündüm. Pir Sultan'ı, Torlak Cemal'i...

İşte o zaman anladım turuncu geminin gizemini.

Orpen Ünlü