Ethem Sarısülük'ün avukatı Kazım Bayraktar, Ethem'in yargılandığı mahkeme heyetinden iki talepte bulunduklarını açıkladı
Ethem Sarısülük davasının son duruşmasından sonra, mahkeme sanığın ifadesinin SEGBİS yöntemiyle alınması için Urfa'ya talimat yazdı. Talimatta sanık avukatlarının Urfa'da yapılacak olan duruşmada hazır bulunmaları da istendi. Ancak talimatta, müdahiller ve avukatlarının da hazır bulunmalarına dair bir istek yer almadı. Mahkeme heyetinin amacı, Urfa'da yapılacak olan duruşmada müdahillerin ve avukatlarının yer almasını engellemek, talimatlı duruşmanın tek taraflı olarak yapılmasını sağlamak.
Bu arada, suç teşkil etmesine rağmen, mahkemenin sanığın yüzünü gizleme 'iradesi' devam ediyor. Bu durumda Urfa'da yapılacak olan talimatlı duruşmaya gerçek sanık mı yoksa 'dublör' mü çıkarılacak bilmiyoruz ve yaşanan bunca hukuksuzluktan sonra güvenmiyoruz.
Kaldı ki ceza yargılamasında taraflar mahkemeye birbirlerinin huzuruna kimliklerinde yer alan gerçek yüzleriyle çıkmak, mahkemeye gerçek yüzlerini beyan etmek/göstermek zorundadırlar. Katil sanığının dava dosyasında tek bir fotoğrafı dahi yok. Ahmet Şahbaz kimdir, gerçek yüzü nasıldır, bilmiyoruz.
Yasalara ve adil yargılama ilkesine aykırı bu tutumdan vazgeçilmesine, sanığın gerçek fotoğraflarının dosyaya konulmasına ve gerçek yüzüyle karşılaştırma yapılarak kimliğin tespitine, Urfa'da yapılacak olan talimatlı duruşmaya müdahil vekillerinin de katılmasına dair iki yazılı başvurumuzu bugün mahkemeye verdik.6. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI'NA
ANKARA
Dosya No: 2013/349
TALEPTE BULUNANLAR
(MÜŞTEKİLER) : 1- Sayfı SARISÜLÜK
2- Mustafa SARISÜLÜK
3- İkrar SARISÜLÜK
4- Cem SARISÜLÜK
5- Fikrinaz TÜMEN
VEKİLİ : Av. Kazım BAYRAKTAR
ŞÜPHELİ : Ahmet ŞAHBAZ
KONU : Duruşma günü beklenmeksizin dilekçemizin sonuç bölümünde yer alan taleplerimizin karara bağlanmasıdır.
AÇIKLAMA VE TALEPLERİMİZ:
İlk duruşma günü (23.09.2013) katil sanığı yüzü peruk, takma bıyık, takma kaş ve renkli gözlükle gizlenerek mahkemeye getirildi. Sanığın kimliğinin özü olan yüzü bir çeşit maske ile gizlenmiş, sahte bir yüz/kimlik beyan etmesi sağlanmıştı. Sanığın peruğu ve diğer müştemilatı düşüp farklı bir yüz –ve aynı zamanda suç- ortaya çıktığında mahkemenizin bu durumu tespit eden tek bir cümlesinin duruşma tutanağında yer almaması, ilk duruşmada yapılması gereken kimlik tespitinin dahi yapılmamış olması, dava dosyasında sanığın fotoğrafının ve nüfus kimlik fotokopisinin dahi bulunmaması, duruşma salonuna sahte yüzle tutukluların alındığı kapıdan alınması; ikinci duruşmada sanığın Urfa'ya tayin edildiği bahanesiyle SEGBİS yöntemiyle ifadesinin alınmasına karar verilmesi sanık ve avukatları ile birlikte mahkeme heyetinin de bu suça ortak olduğunu göstermiştir.
Mahkemenizin ikinci duruşmadan sonra Urfa'ya yazdığı talimatta, sadece sanık vekillerine tebligat çıkarılarak Urfa'da yapılacak duruşmada hazır olmalarını istemesi, müdahil vekillerinin duruşmada hazır bulanabilmelerine dair talimat yazma gereği duymaması bir tesadüf değildir. Mahkeme heyetinin, müdahillerin ve vekillerinin Urfa'da yapılacak duruşmada hazır bulunmalarını istemediği anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir katil sanığının -üstelik adam öldürme suçundan yargılanan bir katil sanığının- mahkemenin fiili onayı alınarak sahte bir yüzle/kimlikle duruşmaya geldiğine ya da getirildiğine dair bir örneğe rastlamadık. Eğer rastlayan varsa incelemeye değerdir ve öncelikle tüm hukukçular bilgilendirilmelidir. Tarihte benzeri olsa da olmasa da bu davada yaşananlar emsal olarak değil, adalet adına sergilenen vicdansızlığın ve bunun arkasında yatan gerici ideolojinin yargıda somutlaşmasının bir örneği olarak tarihe yazılmalıdır ve yazılacaktır.
Her davada ve özellikle ceza yargılamalarında taraflar birbirlerinin kim olduklarını hem isimleriyle hem de “cisim”leriyle doğru olarak görmek, bilmek ve tanımak hakkına sahiptirler. Gizli taraf, gizli sanık
İlk duruşmada yaşanan sahte yüz olayından sonra sanığın kimliğinin doğru tespit edilip edilmeyeceği, gelecek duruşmaya talimat yoluyla ve SEGBİS yöntemiyle çıkarılacak olan şahsın gerçek sanık ya da gerçek fail olup olmayacağı konusunda mahkemenize güvenmediğimizi açıkça ifade ediyoruz. Gelecek duruşmaya katil sanığı mı çıkarılacak yoksa dublör mü? Gerçek yüzüyle mi çıkacak, sahte yüzüyle mi? Sanığı görebilecek miyiz? Gerçek sanık ya da fail olup olmadığını nereden anlayacağız, nasıl tespit edeceğiz?
Duruşma salonu tiyatro sahnesi, bu yargılama da Ankara Emniyetinin yazdığı bir senaryo değilse eğer, gerçek sanığın gerçek yüzünü görmek, sanığın cinayetten önceki resmi kayıtlarda yer alan en son tarihli, cepheden ve yandan çekilmiş, yüzünün açık ve net göründüğü fotoğrafları ile karşılaştırarak emin olmak istiyoruz. Ceza mahkemelerinde yargılanan insanların en azından resimli kimlik fotokopileri, çoğu zaman emniyette değişik açılardan en son çekilmiş net fotoğrafları dosyaya konulur. Hakimin, savcının ve tarafların, mahkemeye sanık sıfatı ile gelen kişinin gerçek sanık olup olmadığını tespit etme yetkileri ve zorunlulukları vardır. Bu tespit öncelikle dosyada bulunan fotoğraflarla yapılır. Bu katil sanığının neden dosyada tek bir fotoğrafı dahi yok? “Herkes yasalar önünde eşit”se suç işleyen polisler bu eşitliğin neresinde?
Sanığın yüzünü gizlemek açık bir biçimde delil karartma suçunu oluşturur. Fail ile suç arasındaki ilişkinin tespitinde failin tanıklarla ya da başka araçlarla teşhisi önemli delillerden biridir. Doğru teşhis yapılabilmesi için katil sanığı gerçek yüzü ve bedeni ile birlikte mahkemenin ve tarafların huzuruna çıkmak/çıkarılmak zorundadır.
Fail, sanık ve mahkum kavramları hüküm kesinleşinceye kadar birbirinden farklı anlamlar ifade ederler. Fail bir kişidir, sanık belli bir kişidir, mahkum fail olduğu kesinleşen kişidir. Olayın faili olduğu iddia edilen kişi iddianamede sanık olarak sıfatlandırılan kişidir. Bu davanın iddianamesinde sanık olarak sıfatlandırılan kişi duruşmaya getirilen kişi midir? Olay ile fail, fail ile sanık, sanık ile olay arasındaki ilişkilerin sanığın, hakimlerin, tarafların ve tanıkların huzurunda sorgulanması, kanıtlanması ve tespiti; bütün bunlar yapılırken sanığın hal ve hareketlerinin yakından, yüz yüze ve canlı olarak izlenmesi adil yargılma açısından gerekli ve zorunludur.
Her insanın kimliği fiziksel, biyolojik varlığı ve bunu ifade eden ismiyle birlikte kimliktir. Yargılamada sanığın kimlik beyanı sadece nüfus kaydında geçen bilgileri beyan etmekten ibaret değildir. Nüfus kaydında tanımlanan kişi mahkemenin ve tarafların huzurunda gerçek yüzünü göstermek zorundadır. Sanığın yüzünü gizlemek, farklı göstermek, açık bir biçimde, hem sahte kimlik beyan etme hem de delil karartma suçudur. Mahkeme başkanı ve üyeleri, sanık ve avukatları ile birlikte bu suça ortak olmuşlardır. Mahkemenin hiçbir zorunluluk yokken katil sanığının ifadesini talimatla ve SEGBİS yöntemiyle almaya karar vermesi bu suça ortak olma iradesinin bir göstergesidir. Bu suçtan bir an önce dönülmelidir.
Akla Gelebilecek Bir Kaç Soru ve Yanıt
Duruşmalarda Ankara Emniyeti, sanık, sanık vekilleri ve Mahkeme heyetinin işbirliği ile yaşatılan ağır hukuksuzlukların, yasa tanımaz ve suç teşkil eden fiillerin arkasındaki sorun katil sanığının güvenliği midir? Eğer öyleyse devletin güvenlik güçleri gerekli koruma tedbirlerini yasalar çerçevesinde zaten alabilir ve almaktadır. Başbakan’ın “polisi yedirtmeyiz” talimatı yargıda bu kadar etkili olabildiğine göre olağanüstü koruma tedbirleri de alınıyor olmalıdır.
Katil sanığı gerçek yüzünün açığa çıkması halinde, halkın arasında elini kolunu sallayarak dolaşamaz hale gelmekten mi korkuyor? Öyleyse Başbakanı utandırmış olur; çünkü katil sanığı Başbakan'nın “destan kahramanları”ndan biridir. “Kahraman”lar korkmaz.
Katil sanığı işlediği suçtan dolayı halkın arasında dolaşmaktan mı utanıyor -ki sanmıyoruz? Bırakın utansın. Utanmak insana mahsus bir duygudur!
Yüzünü gizlemek bir güvenlik tedbiri olabilir. Ancak, katil sanığı, ihtiyaç hissediyorsa yüzünü günlük hayatında gizleyecek! Milyonların gözleri önünde cinayet işleyip halkın vicdanında mahkum olurken serbestçe dolaşabiliyorsa, yüzünü sokaklarda gizleyecek; peruğunu, takma bıyığını, kaşını günlük hayatında kullanacak, mahkemede değil! Üniformasına, siyasal iktidara, Türk yargısının polisler için uyguladığı ve AİHM içtihatlarına defalarca konu olmuş cezasızlık geleneğine sığınıp adam öldürmenin “kahraman”lık olmadığını anlayacak!
SONUÇ VE İSTEM:
Açıklanan nedenlerle, duruşma günü beklenmeksizin;
1- Sanığın ifadesinin talimatla ve SEGBİS yöntemiyle alınması kararından vazgeçilmesini, bu yönde talimat yazıldı ise talimatın geri alınmasını ısrarla ve bir kez daha talep ediyoruz. Reddedildiği takdirde;
2- Sanığın resmi onaylı, vesikalık ve boydan, değişik açılardan, en son çekilmiş net fotoğraflarının, nüfus kimlik fotokopisinin ve parmak izi kayıtlarının getirtilmesine ve bir örneğinin tarafımıza verilmesine,
3- Sanığın, mahkemeniz tarafından ya da talimat mahkemesi tarafından, vesikalık ve boydan, değişik açılardan çektirilecek fotoğraflarının dosyaya konulmasına ve bir örneğinin tarafımıza verilmesine,
4- Mahkemenizin salonunda duruşmaya ya da talimatlı olarak SEGBİS yöntemiyle talimat mahkemesinde kamera karşısına çıkarılacak şahsın sanık Ahmet ŞAHBAZ olup olmadığının mahkeme tarafından müdahiller ve avukatlarının da katılımı ile, 2. ve 3. maddelerde talep ettiğimiz fotoğraflarla karşılaştırarak ve duruşmada parmak izi alınarak tespitine,
5- Sanığın talimatla ifadesinin alınacağı mekanda hazır bulunmamız, CMK'nun 201/1 maddesi gereğince sorgulanmasına, 4. maddede talep ettiğimiz şekilde kimlik tespitine katılabilmemiz için, ilk talimatı infaz etmekle görevli Urfa Ağır Ceza Mahkemesine ek talimat yazılmasınakarar verilmesini talep ederim.
Saygılarımla...
12.11.2013
Müdahiller Vekili
Av. Kazım BAYRAKTAR