Mardin’in Kızıltepe İlçesi’nde polis tarafından 13 kurşunla öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'a kardeşinden mektup vardı

Küçükken basit bir nedenden dolayı kavga ederdik, gel de birlikte kavga edelim Uğurcan… Ama bu sefer barış ve kardeşlik için el ele verelim düşmanlarla kavga edelim. Uğurum o gün televizyonda gördüm birkaç takım elbiseli adam çıkmışlar, ‘Çocuklar neden taş atıyor’ diyorlardı. Biliyor musun neden taş atıyor bu çocuklar? Uğurum, düşmanın barbarlığına, acımasızlığına ve zihniyetine taş atıyorlar senin, baban ve katledilen diğer arkadaşlarımız için atıyorlar ‘O taşları.’ 12 yaşındaki bedenine 13 kurşun sıkan zihniyete atıyorlar… Uğurum bundan birkaç hafta önce, Türkiye Başbakan’ı Almanya’ya giderken Türkiye’de öldürülen çocukların isimlerini söylüyordu Almanlara, senin, Ceylan’ın, Enes’in, Mizgin’in isimlerini söylemedi. Devlet eliyle öldürülen çocukların isimlerini söylemedi, kendilerini gelişmiş bir ülke olarak göstermeye çalışıyorlardı. 12 yaşındaki bedene yaşından fazla kurşun sıkan zihniyetin giyim ve kuşamı, modernliği temsil ediyor. Hepimiz dünyanın çıkılmaz labirentlerine mahkum olmuş insanlar haline gelmişiz Uğurcan…Mektup, “Seni çok özledim…” dizeleri ile sona eriyor.
‘Küçükken kurduğumuz hayalleri unutmadık’
Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’a dava açtılar Uğurum, senin heykelini yaptığı ve ölümsüzleştirdiği için. ‘Suçluyu ve suçu övme’ adına davayı açmışlar Uğurum, burada suçlu sen oluyormuşsun Uğurum. Bedenine 13 kurşun sıkan zihniyet haklı çıktı. Maskesiz tanrılar seni suçlu gösterdiler Uğurum, ama üzülme kalkıp seni gül bahçelerinde nergizlerin, sosinlerin ve asminlerin arasında da suçlu bir kaktüs yapamazlar ya. İnan bana, Onlar da verdikleri bu kararın doğru olmadığını, senin suçsuz olduğunu biliyorlar, bütün dünyanın bunu bildiği gibi. Maskesiz tanrılar sana ve babana teröristlik damgasını vurdular. O maskesiz tanrı, hepimiz biliyoruz Uğurcan kimin suçlu olduğunu. İşte böyle bir sisteme karşıyız. Gerçek anlamda demokrasiyi vurgulamadıkları için ‘Haksızlar’ diyoruz. Öldürmenin kötü olduğunu söylediğimiz için eziliyoruz. İnsan mozaiğini bir arada nakış etmek istediğimiz için bize haksızlıklar yapılıyor. Merak etme Uğurum, biz varız, yoldaşlarımız var seni unutmadık. Küçükken kurduğumuz hayalleri unutmadık ve bunları gerçekleştireceğiz.
‘Renk cümbüşünü biz yaratacağız’
Renk cümbüşünü biz yaratacağız. Belki tarih isimlerimizi yazmaz ama yaşamın tüm alanlarında rengarenk motifler öreceğiz. Görsen bizi nasıl sevinirsin, barış ve kardeşlik için nasıl çalışıyoruz hele bir bilsen. Manevi değerlerimize, renklerimize, kültür ve sanatımıza kimse dil uzatamaz Uğurum. Söylediğimiz şarkılar senin babam ve katledilen yaşıtlarımız içindir. Biz nasıl ki onlara karşı değiliz, onlar da bize karşı olmalılar Uğurum. Biz nasıl ki onların diline, kültürüne sanatına saygılıysak onların da bize karışmaya hakkı yoktur Uğurum. El ele verip arkadaşlarımızla senin izinde yürüyeceğiz. Halkların kardeşliğini öreceğiz. Onlar bilmiyorlar ki Uğurlar her vurulduğunda yeniden doğuyor. İnadına barış, inadına halkların kardeşliği diyeceğiz. Barbarlara ve acımasızlara karşı başımız hep dik olacak, sonunda ölüm olsa bile böyle olacak. Ölümden ötesi mi var? Değiştirilemez dedikleri yasaları yıkacağız. Sizleri kalbimizde yaşatarak mücadelemize devam ediyoruz.