Hepsi özgürleşene dek...

Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu, "Hepsi özgürleşene dek hepimiz tutsağız!" başlıklı bir forum düzenliyor

GÜNCEL
Cuma, 22 Kasım 2013 (12 yıl 11 ay önce)

İstanbul Forumlar Koordinasyonu bünyesinde faaliyet yürüten Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu, 24 Kasım'da saat 13:00'de "Hepsi özgürleşene dek hepimiz tutsağız!" başlıklı bir İstanbul Forumu düzenliyor.

Çalışma Grubu, bu forumla, özgürlükler sorununu kesen Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere burjuva hukukuna ait pekçok kavramsal çerçeve konusunda aydınlatıcı bir birikim yaratmak ve tutsaklıkla-mücadele arasındaki koparılamaz ilişkiyi, toplumsal mücadelenin konusu yapacak bir pratik perspektif oluşturmak istiyor.

Bugüne kadar hukukçuların da desteği ile park forumlarında aydınlatıcı bir faaliyet yürüten Grup, bu hafta sonu yapılacak "Hepsi özgürleşene dek hepimiz tutsağız!" başlıklı Forum'la birlikte işlevini tamamlayacağını düşünüyor.

Grup'la, çalışmalarına ilişkin yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:

-Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu’nun tanıtımını yapar mısınız?

- Bildiğiniz gibi, İstanbul'da Haziran Direnişi’nin ardından doğan Direniş Forumları, ilk haftalarının ardından biraraya gelerek bir koordinasyon oluşturdu. Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu, bu koordinasyonda şekillenen ve forumların ortak çalışma alanlarında birlikte faaliyet yürütülmesine yardımcı olan çalışma gruplarından biridir.

-İşleyişi nasıldır?

- İstanbul Forumlar Koordinasyonu'ndaki tüm diğer çalışma gruplarında olduğu gibi, Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu'nda da Direniş Forumları'ndan gelen arkadaşlar birlikte çalışırlar ve çalışmalarının seyrinde attıkları adımları ve örgütlenen süreçlere dair önerilerini forumlarla paylaşırlar. Ancak siyasi tutsakların özgürlüğü yani siyaset yapma ve örgütlenme özgürlüğü ülkemizde siyasetle uğraşan her çevreyi ilgilendirdiğinden bu çalışma grubunun kapsamı daha geniş tutuldu ve çalışmaları forumlarla birlikte tüm kişi ve kurumların katılımına açık tutuldu.

-Bu grup hangi ihtiyaçtan doğdu?

- Aslında Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu'nun doğuşu "Gezi Tutsaklarına özgürlük!" şiarının tartışılmasının sonucudur.

16 Haziran'dan sonra direnişin eğilimi genel olarak 31 Mayıs-16 Haziran arasında ve takip eden süreçte alınan yaraları sarmaya çalışma yönündedir. Yani 16 Haziran sonrasında direnişin taleplerini ağırlıklı olarak, bu süreçte tutsak düşen arkadaşların serbest bırakılması ve şehit düşen arkadaşların hesabının sorulması oluşturmaktadır

Bu durum 31 Mayıs-16 Haziran arasında saldırı seyri izleyen hareketin, savunma durumuna döndüğü biçiminde yorumlanabilir.

Oysa Haziran Direnişi’ni ateşleyen koşullar halen devam etmektedir, dolayısıyla direnişin taleplerinden geri düşülmemelidir.

Bu bağlamda "Gezi Tutsaklarına özgürlük!" şiarını tartıştığımızda, "Gezi tutsağı" ifadesinin savunmacı bir ifade olduğunu ve aslında direnişin temel talepleri olan “adalet” ve “özgürlük” taleplerinin kapsamını daralttığını söylememiz mümkün olabilir.

"Gezi tutsağı" burjuvazinin saldırılarına; etkin biçimde, saldırıya saldırı ile yanıt veren bir siyasi tepki ortaya koyarken, “adalet” ve “özgürlük” talep ederken tutsak düşmüştür. Bu durumda O'nu 31 Mayıs öncesinde aynı taleplerle tutsak düşen siyasal muhaliften ayıran nedir? "Gezi tutsağı"nı diğer siyasi tutsaklardan ayırmak suni bir ayrım olmayacak mıdır?

Bu soruların cevapları bize, sorunun daha doğru ortaya konması ve tutsaklara özgürlük isteniyorsa, hapishaneleri dolduran düzenin tüm siyasal muhaliflerine, yani tüm siyasi tutsaklara özgürlük istenmesi gerektiğini söyledi ve İstanbul Forumlar Koordinasyonu'nda Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu'nu oluşturduk.

Çünkü gerçekte tüm "Gezi Tutsakları" siyasal sebeplerle tutsak edilmişlerdir, dolayısıyla siyasi tutsaktırlar ve aynı sebeplerle tutsak düşen tüm siyasi tutsaklar da birer "Gezi tutsağı”dır.

-Çalışma Grubu, bugüne kadar neler yaptı?

- Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu "Tüm siyasi tutsaklara özgürlük!" diyerek doğdu, ancak bu nasıl olacaktı? Tutukluların tahliye edilmesi ya da devletin tutsakları "affetmesi" bize kalıcı bir çözüm gibi gelmiyordu. Diğer yandan "Tüm siyasi tutsaklara özgürlük!" derken ne kastettiğimiz de çoğu kesimce net biçimde anlaşılmıyordu. Örneğin kimileri, siyasi tutsak derken kastettiğimiz "terörist"lerle "aynı kefeye konmak" istemiyordu.

Bunun üzerine devletin bizleri esir alıp hapsederken kullandığı yasaları incelemek gerektiğine karar verdik ve Terörle Mücadele Kanunu ile karşılaştık. Bu kanunla devlet, Türk Ceza Kanunu'nu düzenin siyasal muhaliflerine karşı güçlendirerek, her türlü muhalif eğilimi sindirmek için gerekli çerçeveyi oluşturuyor ve "teröristlerle aynı kefeye konmak" istesin istemesin herkesi kolayca "terörist" ilan edebiliyordu.

O halde, herhangi bir talebi dillendirmeden önce, "terör"ün, "terörist"in, "siyasal suçlu"nun ne olduğunu ve karşı karşıya olduğumuz hukuk düzeninin nasıl işlediğini iyice anlamalı ve anlatmalıydık. Çalışma grubumuzun görevi öncelikle bu olmalıydı.

Bu noktada, çalışmalarımıza gözlemci olarak katılan Çağdaş Hukukçular Derneği'nden, bazı hukuksal sorulara cevap vererek ihtiyacımızı karşılayacak bir broşür hazırlamasını istedik. Onlar da, "Hepsi Özgürleşene Dek Hepimiz Tutsağız!" adlı broşürü hazırlayarak bize destek oldular.

Bu broşürle birlikte ve avukat arkadaşlarımızın da katılımıyla İstanbul'daki Direniş Forumları'nı dolaştık ve sorunu her yerde tartıştık. Bu çalışmamızı halen sürdürüyoruz.

-Çalışmalarınızın bundan sonra nasıl bir evrim yaşayacağını düşünüyorsunuz?

Dediğimiz gibi, her alanda "sorunu" tartışmaya çalışıyoruz. Çünkü "çözüm" noktasında yani “haksızlıklara” karşı dik duran herkesi bağlayan "siyasi tutsaklık" zincirini kırarak, hem içeride, hem dışarıdaki tüm siyasi tutsakları özgürleştirme noktasında söylenecek sözü, yalnızca Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu'nun ya da genel olarak Direniş Forumları'nın değil, halkımızın ortak bir örgütlülükle söylemesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bu sözün söylenmesi yolunda bir adım olması gayesiyle, 24 Kasım Pazar Günü "Hepsi özgürleşene dek hepimiz tutsağız!" şiarıyla bir İstanbul Forumu düzenliyoruz. Orada forumlarımızla, kitle örgütlerimizle, devrimci kurumlarımızla, yani halkımızla bir arada, "çözümü" tartışmayı ve bundan böyle "siyasi tutsaklık" zincirinin kırılması yoluna ortak bir örgütlülükle devam etmeyi umuyoruz. Eğer umduğumuz olursa, Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu görevini tamamlamış olacak.

24 Kasım Pazar günü saat 13:00'te tüm halkımızı, "Hepsi Özgürleşene Dek Hepimiz Tutsağız!" diye haykırmak için, İstanbul Barosu Orhan Adli Apaydın Konferans Salonu'ndaki İstanbul Forumu'na bekliyoruz.