Polis saldırısını püskürttük

Mültecilerin Berlin Orienplatz'daki direniş çadırında polis saldırısı yaşandı

DÜNYA
Çarşamba, 27 Kasım 2013 (12 yıl 11 ay önce)

Frankfurt’taki enternasyonal Blokupay Konferansı'nda şok etkisi yaratıp geri dönüyorduk. Enetrnasyonal heyet olarak Berlin’e doğru yol alırken, Oranienplatz’daki direniş çadırlarından bir telefon geldi. Direniş çadırlarına polis girmişti.

Polis operasyonunu haber alır almaz arabamızı uygun bir yere çektik ve tüm kontaklarımıza alarm mesajı gönderdik, herkesi direniş alanını korumaya çağırdık. Kısa süre içinde binlerce insan direniş alanına aktı.
Belediye, Oranienplatz’daki bir grup mülteciyle konuşmuş ve onlara verdikleri ev karşılığında Oranienplatz’ı boşaltacaklarını söylemiş. Daha sonra bir polis otobüsü direniş çadırlarına gelerek, orada bulunan herkesi Wedding’teki eve taşımış. Boş olan çadırları kaldırmak için polisler alana gelmişler. Ancak alana toplanan binlerce insan bu operasyonu fiilen durdurdu. Polis geri çekildi. Ardından büyük bir protesto yürüyüşü gerçekleşti.

Aynı saatlerde, paralel olarak Frankfurt’ta Blokupay Konferansı'ndaki insanlar da telefonlaşmamız üzerine bir dayanışma eylemi gerçekleştirdi. Diğer yandan Hamburg şehrinde de direniş alanımıza yapılan polis saldırısına karşı bir dayanışma eylemi gerçekleştirdiler.
Daha önce basına verdiğimiz röportajlarda, ev teklifinin sokak direnişimizi bitirmek için bir taktik olduğunu beyan etmiştik. Gerçekleşen polis operasyonu, bu tespitimizde yanılmadığımızı kanıtlamış oldu.

Sonuç olarak, polis saldırısı püskürtülmüş oldu. Ancak parlemento ve belediye Oranienplatz’daki direniş alanını tasfiye etmekte kararlılar. Daha sonra yeniden direniş alanını yıkma girişiminde bulunacaklarına şüphemiz yok. Bu durumda bize de direniş alanımızı korumak için direnmekten başka seçenek kalmıyor. Bu alanı kolay kazanmadık. Yıllardır sokaklarda verdiğimiz kararlı mücadele, direniş alanımıza meşru bir nitelik kazandırdı. Daha önce de girişilen tüm yalan medya haberlerini ve provakasyon girişimlerini boşa çıkartmayı başarmıştık.

Geç saatlerde ulaştığımız direniş çadırlarında hemen bir genel toplantı organize ettik. Olası polis saldırısına karşı neler yapabileceğimizi tartıştık. O gece orada aktivistlerle birlikte yatılmaya karar verildi. Direnişe devam etmek için gerekli yeni organizasyon üzerine önerileri ve tedbirleri aldık.



Polis saldırısının ertesi günü, büyük bir basın konferansı gerçekleştirdik. Konferansa katılan tüm mülteci delegelere, belediye ile Oranenplatz’ın boşaltılması konusunda hiçbir anlaşma yapılmadığını beyan ettik. Taleplerimizin karşılanmadığını ve doğal olarak direnişe devam edeceğimiz yönünde açıklamalarda bulunduk. Medyayı basın ahlakına uymaya ve doğru olmayan haberleri yayınlamaktan vazgeçmeye çağırdık. Zira medya her zaman direniş alanlarımız aleyhinde haberler ve yorumlar yaptı.

Sistem yandaşı olan medya, direniş alanlarımız aleyhinde birçok haber yaptı. Sanki bu toplumda uyuşturucu ve alkol sorunu yokmuş gibi, sanki bu kapitalist toplumun diğer noktalarında şiddet yokmuş gibi, yalnızca projektörleri bizim direniş alanlarımıza tuttular ve sürekli buraları gözetlediler. Sadece resmi istatistikler bile ölçü alınsa, toplumun diğer alanlarında olan uyuşturucu, alkol ve şiddet bizim direniş alanlarımızdan kat be kat fazladır.

Resmi istatistikilere göre Berlin’de 11 bin evsiz var. Yine aynı resmi istatistiklere göre; Almanya toplumunda her 4 kadından biri şiddet görüyor. Elbette ki bizim direniş alanlarımızda da çok çeşitli problemler var. Bu problemler, kapitalist sistemin yarattığı atmosferden bağımsız ele alınamaz. Sistemin yarattığı eşitsizlik, ırkçılık, savaş ve göç sorunları insanlar üzerinde travmalar yaratıyor. Bu travmalar, gündelik yaşamlarda çeşitli problemlerin yaşanmasına yol açıyor. Sistem bu sorunları çözmek yerine tek tek mülteci ve göçmenleri “kötü insan” ilan ederek direniş alanlarımız aleyhinde propagandaya girişiyorlar. Direniş alanlarımızda yaşanan sorunlar istatistik bilimine başvurduğumuz zaman, toplumun diğer alanlarında yaşanan vakalardan oranlama olarak oldukça düşüktür. Bu oranlama istatiklere girecek kadar bile yoktur.

Noel yaklaşıyor ve başta Fransa ve Almanya olmak üzere, Avrupa ülkelerinde yoksullara gıda yardımı kampanyaları start aldı. Fransa’da işçi ve işsizler elindeki paraların tamamını beslenmek için harcamak zorundalar. Aynı zamanda her yıl tonlarca gıda çöpe atılıyor. Almanya’da işsizlik azalırken, yoksulluk oranı her geçen gün artış gösteriyor. Medya neden bu sosyal sorunlara dikkat çeken haberler yapmıyor, neden yalnızca mülteci direnişçilerin direniş alanlarını gözetleyen hasberler yapmakla yetiniyorlar?



Polis saldısının olduğu günden sonraki gün sabah saatlerinde, direniş çadırlarımıza elektrik teknisyenleri geldi ve aldıkları talimat gereği buradaki elektirik hatlarını keseceklerini söylediler. Kabloları kesmeye başladılar. Hemen onlara müdahale ettik ve bu işi devam ettirmelerinin önüne geçtik. Ekiple birlikte gelen birisi “Hepiniz Afrika’ya geri dönün, burası Afrika değil, sizler köpeksiniz!” gibi ırkçı laflar etti. Adamın üzerine yürüdük ve direniş alanımızdan dışarı attık. Aynı anda olay yerine polis ekipleri geldi. Irkçı adamın hakaret suçu işlediğini ve tutuklanması gerektiğini ilettik polislere, ancak polisler bu şahıs hakkında hiçbir işlem yapmadı. Aynı şeyi biz yapsaydık, hemen kelepçeleyip karakola götüreceklerdi daha önce buna tanık olmuştuk.
Yeşil parti, oluşan tepkiler üzerine geri adım attı. Polisler direniş alanlarımızdan geri çekildiler. Yarın belediye başkanı ile direniş alanımızda bir toplantı yapacağız. Toplantıyı daha önce bir heyetle yapmayı düşündük ancak daha sonra aldığımız ortak karar gereği hep birlikte açık bir görüşme yapmaya karar verdi.

Aldığımız haberlere göre Yeşil Parti, bugüne kadar tolore ettiği Oranienplatz’ın tamamını tolore etmekten vazgeçmiş ve yalnızca bilgilendirme çadırını tolore edecekler diğer çadırlar hakkındaki tolerasyonlarını sonlandıracaklar. Böylece diğer çadırlarla ilgili karar polis ve parlamentodaki diğer büyük sağcı partilere kalmış oldu. Bu durumda devletin ne yapacağını tahmin etmek güç değil. Bu beklemediğimiz bir sonuç değildi çünkü artık direnişimiz devlet erkanını fazlasıyla rahatsız etmeye başladı.

Biz, büyük toplantıda direniş alanımızı yeniden organize etmek için gerekli çalışma gruplarını oluşturduk ve kaldığımız yerden direnişe devam ediyoruz. Polisler saldırırlarsa direneceğiz, eğer direniş alanımız düşecekse bile direnerek düşecektir. Ama direnişin tek bir alanı tek bir yeri yoktur. Her yer bizim için direniş alanıdır. Bu nedenle “Her yer Oranienplatz, her yer direniş!” demiştik. Artık bu direnişin durması söz konusu değil. Farklı biçimler alarak yoluna devam edecektir.

Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz

26 Kasım 2013
Turgay Ulu
Berlin