Hesapsız dövüşeni yazmak...

Onu genç bilinçlere, yorulmamış ruhlara, gelecek tutkusunu bayrak yapmış yüreklere taşıyarak çoğaltmak...

GÜNCEL
Pazar, 1 Aralık 2013 (12 yıl 10 ay önce)

Ethem’i şarkılara, marşlara dökmek, notaların devinimiyle hayatın diline tercüme etmek... Onun o hesapsız ruhunun devinimini genç bilinçlere, yorulmamış ruhlara, gelecek tutkusunu bayrak yapmış yüreklere taşıyarak çoğaltmak...

Müziği, tarihe karşı sorumluluğun bir üretim alanı olarak yaşayan Tural Aslan, haftalardır Ethem’i söz ve notalarla üretmeye çalışıyor. Titiz bir çalışmanın, Ethem’in ruhunu yaşayarak yaratma çabasının ürünü olacak bu çalışmanın sorumluluğunun kendi ruhunda yarattığı fırtınaları şu satırlarla ifade ediyor.

Gökten yıdız toplasak; okyanustan lacivert mutlu bebek sesleri hiç susmasa; hariçten okusak bir nefeste sevdalı şarkıları ve güneşli bir Haziran sabahı Ankara'da, sen vurulmasan, ben yazmasam, simit katsak çaya, ne güzeldir hayat, değil mi yoldaş? Sayısız gündür sokaklarda, binbir dize kovaladım bandrolsüz... Üstelik o kadar çabuk yoruluyor ki beynim, vakitsiz bitiveriyor mecalim... Veyahut takılıp kalıyorum bir kelimeye, haftalar geçiyor soluksuz. Ne yapsam eksik kalıyor şarkın!.. Kolay değil, öyle hesapsız dövüşeni yazmak. Velhasıl bitti sayılır, birlikteyiz değil mi...
Bu fırtınaları, sınıfsız-sömürüsüz-çitsiz bir dünya özlemiyle buluşturuyor... Sancılardan süzülen sosyalizm özlemi şu dizelere dökülüyor:

21. yüzyıl
Son yüzyılı olacak burjuvaların

Bir daha asla
Grev çadırı kurmayacağız

Son kez çıkacağız voltaya
Son sayımı vereceğiz

Bir daha asla
Avludan seyretmeyeceğiz gökyüzünü

Son fırça darbelerini vuracağız
Rengini, çizgisini yitirmiş tuvale

Bir daha asla
Acının resmini çizmeyeceğiz

Son savaşçımızı vereceğiz toprağa
Son kez haykıracağız sloganlarımızı

Bir daha asla
Hüzünlü şarkılar söylemeyeceğiz