Bu, çürümüşlüktür!

Gever'de polis gerilla mezarlarının tahrip edilmesini protesto eden iki kişiyi katletti

GÜNCEL
Pazar, 8 Aralık 2013 (12 yıl 10 ay önce)

Savaş da dahil hiçbir koşulda mezarlara dokunmamak, evrenselleşmiş ahlaki-etik kurallardan biridir. Onları tahrip etmek için gözü dönmüş bir sınıf kinine sahip olmak, halk düşmanlığıyla yüreği karartmak gerekir.

Dünyanın her yerinde geçerli olan ahlaki-etik değerlerden biri de cenazelere sahip çıkmaktır. Sahip çıkmamak, her şey bir yana insani anlamda bile en hafif ifadeyle soysuzlaşmayla özdeştir!

On binlerce evladını özgürlük ve onur savaşına adamış Kürt halkının böyle bir soysuzlaşmayı kabul etmeyeceği ne kadar açıksa; iliklerine şovenizm işlemiş, ruhunun karanlık kıvrımlarına Kürt fobisi sinmiş bir rejimin mezarlara saldıracak kadar kendisini kaybeden bir çürümüşlükle hareket etmesi de o kadar doğaldır!

Kürt halkı, bedeli ne olursa olsun; tüm benliğini kendisine adamış özgürlük savaşçılarının, evlatlarının kabirlerini anıtlaştırarak, onların kanları üzerinden serpilen özgürlük ve onur tutkusuna sahip çıkıyor. On yıllardır süren halklaşma kavgası nehrinde toplaşan anlamları, bu anıtlarla ölümsüzleştirmek istiyor!

Kafatasçılıkla-şovenizm ve korkaklıkla karakterize olan düşmanı, tam da bu nedenlerle o anıtlara saldırıyor; en evrensel değerleri bile pervasızca yıkacak bir hoyratlık ve soysuzlukla hareket ediyor!

Her adımında “barış”tan, “çözüm”den ne kastettiğini daha bir net gösteren rejim, evlatlarının kabirlerine hastalıklı bir ruh haliyle saldıranlara “yeter” demek için dün Gever’de (Yüksekova) on binler olup sokağa akan Kürt halkına vahşice saldırdı. Tüm benlikleriyle onur kesilen Kürt yoksullarını, işçi ve emekçilerini ateşli silahlarla taradı! Bu alçakça saldırıda Mehmet Reşit İşbilir ve Veysel İşbilir isimli Kürt işçiler katledildi! Amca ve yeğen olan Mehemet Reşit ve Veysel'in bedenlerine 8 kurşun sıkıldı! Yetmedi onların cenazelerine sahip çıkanlara da bugün saldırdı!

Bu katliam, rejimin Kürt halkını sisteme entegre etmek için yaptığı tüm şovların, dökülen o samimiyetsiz “özür” sözlerinin, timsah gözyaşlarının üzerindeki bulanıklaştırıcı perdeleri bir kez daha çekip attı: Burjuvazi ve onun o karanlık rejimi, Kürt halkının ölülerinde anıtlaşan değerlerden ölesiye korkuyor! Korktuğu gibi, iliklerine işlemiş bir sınıf kini ve halk düşmanlığıyla saldırıyor. Gözü dönmüşçe, çürümüşçe…

Bu çürümüşlüğe en başta Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri tutum almalıdır! Kendilerine içirilmek istenen şovenizm zehirini, bu sömürücülerin yüzüne yüzüne tükürerek atmalı; Haziran İsyanı’nda mayalanan kardeşlik bayrağını şimdi sokaklarda daha güçlü bir bilinçle sallamalıdır!