Ortalık toz duman...

İlk muharebeyi kazananın kim olduğu henüz belirsizliğini korurken yeni şantaj kasetleri, karşılıklı tasfiyeler bu çatışmanın uzun süreceğinin işaretleri

GÜNCEL
Pazartesi, 23 Aralık 2013 (12 yıl 10 ay önce)

AKP-Cemaat çatışması, tozu dumana kattı, iki taraf da ipleri iyice gerdi, vurucu son hamleyi yapmak için rakibinin bir anlık boşluğunu kollamakta.

Rüşvet ve adam kayırma, burjuva sistemin ahlakının (ahlaksızlığının) dışavurumu ve yüzsüzlüğünün ifadesidir. Bu kanalizasyonun patlamasına ve pisliklerin dışarıya saçılmasına rağmen halen büyük bir ikiyüzlülükle iktidarlarına sıkıca sarılmaya devam etmeleri de ahlaksızlığın daniskasıdır. Gerçi bunlardan onur ya da haysiyet beklemek safdillilik olur. Fakat bunlara umut bağlayan, yeri geldiğinde övgü düzenler de var bu coğrafyada!..

Bunların Menderes, Demirel ve Özal'dan devraldıkları sistemi yürütme ve sevketme, Türkiye'nin kaderi ve kanıksadığı bir durum olageldi. Demirel ailesinin hayali ihracaatlar üzerinde yükselen, Özal ailesinin Etibank ve mafya ilişkilerinin zirvesine on yılda tırmanan AKP ve Tayyip Erdoğan, önündeki büyük engellere ve aynı soyağacının bir koluna tosladı. Cemaat'in küçük bir çalımıyla sarsılan AKP iktidarı, pislikten debelenerek çıkmaya çalışıyor olsa da Haziran İsyanı'nın öldürücü ruhu Cemaat-Nakşibendi (AKP) ittifakının çatlamasını hızlandırarak yol ayrımını da döşemiş oldu.

Haziran İsyanı'nda yıpranan AKP iktidarı'nın, Suriye -ve Ortadoğu- politikalarında almış olduğu tutum, Mısır'da Mursi yönetimine vermiş olduğu destek büyük ağabeyin (ABD) canını sıkması ve giderek gözden düşmesine neden oldu. AKP ve Erdoğan'ın son zamanlarda Ortadoğu'nun yeniden yapılandırılmasında figüran olduğunu unutup aktör olmaya heveslenmesi bardağı taşma noktasına getirdi. Operasyon arifesinde soluğu ABD'de alan Kemal Kılıçdaroğlu sessizliğini korumaya çalışsa da bu kutsal ittifakın merkezinde olanlardan... Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD gezisinde Cemaat'in önde gelenleriyle yapmış olduğu kahvaltı gündemdeyken bu kez Ankara'daki ABD Büyükelçisi'yle yapmış olduğu basına kapalı görüşme, ittifakı güçlendiren kanıtlardan... ABD artık yeni kozlarını masaya sürebilir. Arada dikleşen, itibarı çizilen İran'a göz kırpan ve aynı mezhepten olan Barzani'yle sıkı ilişkiler geliştiren, kontrolsüz bir Erdoğan'la yürümek hem ABD'nin hem de Cemaat'in hesaplarına ters düşmekte.



AKP ve Cemaat arasında başlayan savaşta ilk muharebeyi kazananın kim olduğu henüz belirsizliğini korurken yeni şantaj kasetleri, karşılıklı tasfiyeler bu çatışmanın uzun süreceğinin ilk işaretleri. Diğre yandan yıpranan AKP 'açılım' ve Kürt kozunu yeniden piyasaya sürerek seçimlere kadar zaman kazanması kaçınılmaz. Son olaylarda nefes darlığı çeken AKP iktidarı da küçük bir revizyon yaparak soluklanmayı sağlayacak. 3 Kasım Susurluk skandalında toplumun tepkisi sokaklara dökülmüş, katiller, devlet ve mafya ilişkileri protestolarla teşhir edilmişti. AKP ve Cemaat'in kirli yüzünün rüşvet ve yağmalarla ortaya dökülmesi, muhalefet partisi, medya tarafından uzaktan seyretmekle yetinildi. Madalyonun bir yüzünde AKP varsa silik olan diğer yüzünde Cemaat ve CHP'nin kirli ilişkileri sırıtmakta.

Haziran İsyanı, gerek iktidarın gerekse muhalefet, medya ve onların ardındaki güçlerin kimyasını bozup altüst etti. Haziran sonrası Cemaat ve CHP'nin yeni arayışlara girip farklı güçlerle birlikte hareket etmenin temeli bu dönemden sonra atıldı. Bayrak mitinglerinde kolkola gezinen CHP ve İP, Ergenekon operasyonundan sonra farklı yollarda yürümeyi tercih etti. CHP artık yönünü açık veya gizliden Cemaat'e çevirmiş durumda. Tam da bu noktada işçi sınıfı ve TDH, muhalefetin ikiyüzlülüğünü, AKP'nin pisliklerini teşhir edip soysuzların maskesini düşürmeli. Aksi durumda silkinip moral motivasyon kazanacak olan AKP, 10 yıldır toplumu baskı kıskacında tuttuğu gibi bu kez de baskı ve diktatoryal şiddette vites büyüterek bütün gücüyle yüklenecektir. AKP'nin böğrüne saplanan Cemaat'in çakısı. Henüz yara çok derin olmasa da asıl olan işçi sınıfının vuracağı büyük öldürücü darbe. Toplumun önünü açacak yegane güç sessiz bir seyircilik değil grev ve direnişlere kenetlenerek muazzam gücün gösterilmesidir.

Alınteri okuru A. Vural