Roboski, kirli savaşın, “kaçakçılık” yaparak yaşamak zorunda kalan insanlar üzerinden sürdürülmesidir
Tam 2 yıl önce otuz dört yoksul Kürt köylüsünün bedeni, havadan gelen bombalarla parçalandı. Önce “terörist” dediler. Sonra “kaçakçı”ya çıktı adları. Katledenler, çoğu çocuk yaşta otuz dört beden üzerinden özel “teşekkürlere” mazhar oldu!.
.
Katliamı yapanlar pişkinlikte sınır tanımadılar… “Her ölen için 123’er bin lira verdik, yetmiyor mu? Kapatın artık bu konuyu” dedi Başbakan!.. Roboski’yi protesto edenlerle düpedüz alay ettiler.
Ruhu sermayeye endeksli faşist bir zihniyetten de ancak bu beklenirdi. Evlatlarının hayatını paraya tahvil etmeye çalışan anlayışa karşı çıkarak, “Biz para değil, katillerin açığa çıkarılmasını istiyoruz” haykırışlarıyla onurlarını satmayacaklarını ilan eden ailelere, sudan gerekçelerle davalar açıldı. Yaşadıkları acı yetmiyormuş gibi yerlerinden yurtlarından göç ettirilmeye çalışıldılar.
Sürecin başında “Roboski’yi aydınlatmak boynumuzun borcudur” diyenler; sonradan, “Her kürtaj bir Roboski’dir” diye kendilerinden geçecek kadar küstahtılar.
Katliamın üstünden kimileri için uzun, kimileri için kısa, tam 2 yıl geçti. Aslında canlı tanıkların ifadeleri de dahil her şey ortadaydı. Yaşanan trajedinin, “Terörle mücadele” adı altında yapılan yargısız infaz ve katliamların bir devamı olduğu açıktı. Kirli savaşın, “kaçakçılık” yaparak yaşamak zorunda kalan insanlar üzerinden sürdürüldüğü, onların katliyle Kürt halkına kanlı bir mesaj verildiği ortadaydı.
İnsanlığımızı yitirmediğimizi, katillerden hesap sorana kadar “Unutursak Roboski’yi ya da katledilenlerimizi kalbimiz kurusun!” diyeceğimizi Gezi Direnişi’nde bu küstahlığın burnunu sürterek gösterdik. Bir kez daha katillerden hesap soruncaya kadar; “Unutursak Roboski’yi kalbimiz de insanlığımız da kurur!” diyoruz.
Ekte, ANF'den Zeynep Kuray'ın Erkan Encü'nün acılı annesi Felek Encü'yle yaptığı röportajı yayınlıyoruz:
Erkan, Felek Encü’nün 5 çocuğundan en büyüğüydü. Oğlunu son kez gördüğü o anları acıyla anlatıyor:Oğlum yılbaşı için hazırladığı kartondan yılbaşı şapkasını televizyon sehpasına bırakıp yola çıkmadan önce ‘ Anne beni merak etme’ dedi. Zaten hiç gitmezdi, ikinci gidişiydi. Bir bilgisayar istemişti, ona almıştım. Zor geçindiğimiz için onun taksidini kendi ödemek istemişti. Oğlum gitme dedim, ‘anne bu son olacak ne olur izin ver, bir 50 TL kazanayım bilgisayarın taksitini öderim’ dedi. O bilgisayarı bile doyasıya kullanamadı. Öylece gitti yavrum. Ama öyle bir yalvardı ki kıyamadım. Kardı kıştı, o nedenle bırakmak istemiyordum; yoksa asker katledecek diye aklımdan hiç geçmedi. Çünkü oradaki askeriye zaten hepimizi, çocuklarımızı tanıyordu. Akrabalarımızın işe gidip geldiğini biliyorlardı.Katliamın baş sorumlusu failleri koruyan Erdoğan’dır
Ben zaten o gün öldüm…
Akşam oldu. Eşim komşulardaydı. Dışarıya çıktığımda askeri araçlar geçiyordu. Birden tedirgin oldum. Acaba yine sınırı kapatacaklar, çocuklarımız orada mı kalacak diye aklımdan geçirdim. Nereden bilebilirdim ki? Yolda gözcülük yapan akrabalarımızdan bir telefon geldi. F-16’ların kaçakçıları bombaladıklarını söyledi. Bunu duyunca birden beynim durdu. Çığlık çığlığa sınıra gittim. O vahşeti anlatamam. Çok zordu çok. Çocuğumu nasıl sardım, nasıl defnettim onu bir ben bilirim bir de Allah.
Yastaydık. 34 canımız birden yitip gitmişti. Ama bu durum kimsenin keyfini bozmadı. Hiçbir şey olmamış gibi, 34 can katledilmişken ülkenin dört bir yanında yılbaşı kutlamaları yapılıyordu. Ben zaten oğlumun ölüm haberini aldığımda öldüm. Hani derler ya bazen, insanlık bitti! İşte o an insanlığın gerçekten bitmiş olduğunu anladım. Ben zaten oğlum katledildiği gün öldüm. Ancak bu kadarını beklemiyordum. Bunlar gerçekten insan değil. Şeytanda bile böyle bir olay karşısında göz olsa bakar, kulak olsa duyar, dili olsa konuşur, ama bunlar dilsiz, kör ve sağır şeytanlar.

Size kaçakçı dediler. Çocuklarımıza bomba yağdırmanın bir sebebi gibi. Peki, bugün kendi çocukları, iş adamları, kendi bakanları, onların oğulları trilyonlara varan hırsızlık yapınca bu suç değil de, iki lokma ekmek için kar kış demeden yollara düşen bizim çocuklarımız mı kaçakçı? Ortada büyük bir yağma, bir hırsızlık var, ama hiç sesleri çıkmıyor. Bir çoğu gözaltına alınıp bırakıldı. Biz hırsızlık nedir bilmeyiz. Bir 50 TL kazanmak, eve getirmek, harçlıklarını çıkartmak için yola koyulan çocuklarımız mı kaçakçı oluyor...Kürt gençlerinin kanı yerde kalmayacak!
Bizi rahat bıraksınlar. Biz de insanız ve insanca yaşamak istiyoruz. Artık yeter diyoruz. Onların zulmü altında ezilmek istemiyoruz. Adalet istiyoruz. Bizim Kürt gençlerimizin kanı o kadar ucuz değil. Ölünceye kadar iki elim yakalarında olacak. Ben onlara bunun hesabını sormadan ölmeyeceğim. Ölsem bile çocuklarıma ‘Ben öldüm siz devam edin. Asla abinizin kanını yerde bırakmayın’ diyeceğim.