Edirne'de kızlı-erkekli TV izleyen öğrenciler polise ihbar edildi. Tartışmaların yarattığı psikolojiyle balkondan inmeye çalışan bir genç hayatını kaybetti
AKP Hükümeti’nin kızlı-erkekli evlere açtığı savaşın nasıl bir toplumsal psikoloji yaratacağı ortadaydı. Bu savaşın ekonomik boyutları bir yana, nasıl bir kafanın, ideolojik yaklaşım ve dünya tahayyülünün ürünü olduğu da… Ve bunlar şimdi; trajik, trajik olduğu kadar da öfkemizi ayaklandıracak sonuçlar olarak karşımıza çıkıyor. Edirne’de yaşanan ve 20 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin ölümüyle sonuçlanan gelişme sadece bir uyaran değil, aynı zamanda olup bitene tutum alma çağrısı oluyor.
Yurt Gazetesi’nde yer alan habere göre; Trakya Üniversitesi Temel Bilimler Meslek Yüksek Okulu Elektronik Bölümü birinci sınıf öğrencisi Hasan Özdemir ve arkadaşı Fırat Y., 16 Aralık gecesi, okuldan ve memleketi Sivas’ın Divriği ilçesinden arkadaşı olan Dilek I.’nın evine gitti. Öğrenciler TV izlerken komşular tarafından “gürültü yapıyorlar” gerekçesiyle 155 polis imdat hattına şikayet edildiler. Şikayet üzerine polis kapıya dayanınca öğrenciler kızlı-erkekli tartışmalarının yarattığı psikolojiyle paniğe kapıldılar. İki erkek öğrenci görünmemek için önce Dilek I’nın yatak odasına gizlenmeyi düşündüler. Fakat daha sonra tespit edilmeleri halinde cezaya çarptırılacakları ve Dilek’in ailesi karşısında zor durumda kalacağını düşünerek balkondan bir alt kata inmeye çalıştılar. Bu sırada öğrencilerden Murat Özdemir’in ayağı kayınca şiddetli bir şeklide zemine düştü.
Özdemir, polis ekiplerince çağrılan ambulansla önce Edirne Devlet Hastanesi’ne, buradan da hayati tehlikesi nedeniyle Trakya Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanenin yoğun bakım ünitesinde 10 gündür yaşam savaşı veren Hasan Özdemir dün gece öldü.
Özdemir’in cenazesini almaya gelen amcası Mustafa Özdemir, Murat’ın ölümünün kızlı erkekli tartışmalarının öğrenciler üzerinde yarattığı psikolojik baskıyla birebir ilişkili olduğunu söyleyerek isyan etti. Dilek I. İse ailesi tarafından okuldan alınarak İstanbul’a getirildi.
Tayip Erdoğan rüşvet ve yolsuzluk operasyonuna adı karışan oğlu Bilal’i savunurken “oğlumun adı karıştırılan yut dindar bir nesil yetiştirme hedefi taşıdığı için saldırıya uğruyor” anlamına gelen sözler sarfetmişti. Utanmazlığın, arsızlığın bu kadarı işin bir yanıyken, diğer yanı da aslında nasıl bir nesil yetiştirmek istedikleridir. Bunun için gemicik sahibi Bilal'e bakmak yeterlidir.
Murat'ın ölümüyse yetiştirilmek istenen bu neslin, bize dayatılan hücreler üzerinden yükseleceğinin ilanıdır. Tıpkı rant-yağma ve asalaklık üzerinden olduğu gibi...
İbarcılaşan, “dindar nesil” idealini fanatikçe benimseyen toplumsal psikolojinin üzerine basa basa yürütülmek istenen ve adına “2. İstiklal Savaşı” denilen bu gerici zihniyet asıl olarak bizimle savaşa durmuştur! Murat'ın ölümü bunun uyarısıdır!