2007 yılında "dur ihtarına uymadığı" gerekçesiyle polis tarafından kurşunlanan Baran Tursun'un ailesi davayı AİHM'e götürdü
2007 yılında İzmir’de “dur ihtarına uymadığı” gerekçesiyle polis kurşunuyla katledilen 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Baran Tursun’un ailesi davayı AİHM’e taşıdı. Bildiğimiz gibi Baran Tursun polis kurşunuyla katledildiğinde olay ilk tutanaklara “trafik kazası” olarak geçirilmiş, hastane de bu yönde bir rapor düzenlemişti. Fakat daha sonra kafasından mermi çekirdeği çıkmış, bunun üzerine olayın üzerinin örtülmesi, polisin korunması için her zaman olduğu gibi bin dereden su getirilmişti.
Fakat Baran’ın ailesi işin peşini bırakmamış, oğullarını kurşunla katleden polisin yargılanıp cezalandırılması için tüm iç hukuk yollarını zorlamıştı. Fakat buna rağmen polis “Baran alkollüydü”, “ehliyeti yoktu”, “dur ihtarına uymadı” gibi gerekçelerle olayın özünü karartmaya, sıkılan kurşunu meşrulaştırmaya çalışmış, yargı da bu konuda elinden geleni yaparak olayın faili olan polisi alenen korumuştu.
Baran Tursun’un ailesi bütün bu aklama girişimlerinden sonra davayı AİHM’e taşıdı. Bunun üzerine AİHM Türkiye’ye, “Baran’ın ölmesini önlemek üzere tüm önlemleri aldınız mı?", "Devlet görevlilerinin son çare olarak ölümcül kuvvet kullandığı sonucuna varabilir miyiz?”, “Ölümcül kuvvet yerine daha az radikal yöntem kullanılamaz mıydı?”, “Mevcut durumda uygulanan ceza sistemi, ölümcül kuvvet kullanımını etkili bir şekilde önleyecek caydırıcı kuvvet kullanılmasını sağladığı kabul edilebilir mi?” sorularını sordu.
Adalet Bakanlığı'nın AİHM’e verdiği yanıt, polisin önüne geleni öldürme yetkisiyle donatmadaki ısrarın ifadesi oldu. Radikal’in haberine göre, Baran’ın polis kurşunuyla katledilmesini “terörle” ilişkilendirerek savunan Türkiye yanıtında, “Tursun’un kaçmış olması, memurların ani olay karşısında harekete geçmelerini gerekli kılmıştır. Koşullar, şüpheli kişinin zaptı için başka yol bırakmamış ve polis son aşamada silahını kullanmıştır” denildi.
Adalet Bakanlığı İnsan Hakları İdaresi Başkanı Dr. Şener Daylan imzasıyla 12 Kasım’da AİHM’e gönderilen yanıtta polisin Baran Tursun’a karşı doğrudan kuvvet kullanımına başvurmadığı ileri sürüldü. Bu olayın aniden meydana geldiği savunulurken, polisin güvenlik kaygısıyla hareket ettiği ileri sürüldü. Savunmada, şöyle denildi:
Emniyet makamları, terör saldırıları nedeniyle aşırı derecede dikkatli ve ihtiyatlı olmuştur. Tursun, aracıyla yaklaşık 4 bin 615 metre polisten kaçmış, arabayı durdurması için görsel-işitsel işaretlerle birçok kez uyarılmıştır ve polis bu amaçla yola barikat kurmuştur. Uyarılara rağmen merhum kaçmakta ısrar etmiştir. Polis son çare ateş etmiştir. Böylece, silah kullanımı aracı durdurmak için kaçınılmaz hale gelmiştir.Polise yüksek ceza verildi