Pazartesi, 30 Aralık 2013 (12 yıl 9 ay önce)
2014′e doğru Türkiye ve dünya
Yeni yıla Türkiye’de Haziran isyanının kendini yeni araç ve biçimlerle ileri taşıyan dinamizmi, dünyada son 5 yılın en yaygın işçi sınıfı hareketleri ve onunla yer yer iç içe geçen toplumsal hareketler açısından yeni mücadele deneyimlerinin rüzgarını arkamıza alarak giriyoruz.
Komünizmin özgürlük dünyasına yürüyüşümüzde sokaklar özgürleştikçe umudumuz, kavgamız, sevdamız da büyüdü. Türkiye’de ülkenin dört bir yanına yayılan Gazi direnişleriyle on yıllara yayılan korku dağları parçalandı. O duvarların bir daha kolay kolay örülemeyeceğini burjuvazi de biliyor. Buna sermayenin iktidar ve güç paylaşımı savaşımında birbirlerinin kirli çamaşırlarının bir miktarını ortalığa saçılması eklendi. Sokak insiyatifini kaybetmekten burjuvazi ölesiye korkuyor! AKP eliyle pervasızca saldırması, devlet terörünü tırmandırması bu korkudandır!
2013 yılına, aynı zamanda dünya ve Türkiye‘de işçi sınıfının yaygın eylemleri de damgasını vurdu. Türkiye’de kriz yıllarının sınıf üzerinde yarattığı yıkım ve sermayenin sistematik saldırısına karşı gelişen grev hareketlerine sahne oldu. İşçi sınıfı son 20 yılın en kapsamlı grevlerini gerçekleştirdi. Büyük tekstil grevi, Hava-İş grevi ve Çaykur grevi sınıfa moral ve güç kazandırdı. Tekstil grevinin sendikal bürokrasinin blokajlarına rağmen gerçekleşmesi önem taşıdı. Hava-İş grevi ve direnişinin bütün operasyonlara karşı sürmesi önemliydi. Çaykur grevi siyasi iktidarın fiilen grevi kırması sonucu yenilgiyle sonuçlandı. İşçi sınıfı üretimden gelen gücünü kullanma silahını, yeniden eline alması açısından düşünüldüğünde direniş ve grevlerin önemi daha bir açığa çıkar.
Bursa’da Bosch pratiği metal sektöründe faşist ve korporatist sendikal ablukayı kırma potansiyeli taşıdı. Bir öfke patlaması olarak doğan Gaziantep tekstil işçilerin grevi, 6 bin işçiyi harekete geçirdi ve 11 gün sürdü. Grev, fiili bir grev olma özelliğiyle sınıfa önemli bir mücadele deneyimi kazandırdı.
Feniş,
Kazova,
Hacettepe direnişleri,
Yapı işçilerinin sendikalaşma mücadeleleri,
KESK‘in 19 Aralık grevi… Herbiri kendine özgü yanlar taşımakla birlikte, sınıfın grev ve direnişlerinin yaygınlık kazanmasında ve dayanışma ruhunun güçlendirilmesinde azımsanmayacak roller oynadılar.
Dünya da hareketliydi
Çin: 2013 Asya’dan esen direniş ve kazanım rüzgarlarını da getirdi. Çin emperyalist burjuvazisi “
Çocuk işçilerin çalışmasını yasaklanması”, “
Tek çocuk yapma uygulamasının gevşetilmesi” gibi komik manevraları vahşi kapitalizmin pençesindeki Çin işçi sınıfı ve emekçilerinin eylemlerini zerrece etkilemiyor.
Çin’in güneyinde bulunan
Stenzhen kentinde, Hollandalı
ASM Fabrikası'nda çalışan 5 bin işçinin 31 Ekim’de başlattıkları grev kazanımla sonuçlandı. Şirket sendika ile hiçbir görüşme yapmadan fabrikanın bir bölümünü Shenzhen dışında bir yere kaydıracağını açıklamıştı. 22 gün süren grevin ardından patron, sendika ile masaya oturmak zorunda kaldı. Buna göre fabrika ile birlikte gitmek isteyen işçiler yüzde 20 daha fazla ücret ve daha fazla ödenek alabilecek.
Grevin başarılı olmasında Hong Kong’takiler başta olmak üzere, bölgedeki işçiler tarafından büyük destek görmesinin etkisi büyüktü.
Avrupa’da emperyalist burjuvazinin “
2014 bütçeleri” adı altında yeni yıldan önce saldırı paketleri geldi. Sınıf ve emekçilerin tepkisi de gecikmedi.
Portekiz ve
İspanya sokakları bu yeni saldırı bütçelerini kabul edilmeyeceği mesajıyla ısındı. Portekiz’de 2014 bütçesine karşı büyük protesto gösterileri gerçekleştirilirken, başkent
Lizbon‘daki ekonomi, finans, sağlık ve çevre bakanlığına ait ofislerin ikiyüze yakın eylemci tarafından işgal edilmesi gibi militan biçimlerde devreye girdi. Yine Lizbon’da hak gasplarını hedefleyen 2014 bütçesine karşı metro işçileri 21 ve 26 Kasım günü de gerçekleştirdiler.
Portekiz’de 2014’te de bütçe kesintilerine gidilmesi parlamentoda oy çokluğuyla kabul edilmişti. Üçüncü kez kemer sıkma tedbirleri uygulamaya hazırlanan
Pedro Passos Coelho Hükümeti, 2014 bütçesiyle emeklilerin hem kamu emekçilerinin maaşları yüzde 2,5 ile yüzde 12 arasında kesintiye gidilmesini hedefliyor. Kamu emekçilerinin ise haftalık çalışma saatleri 35′ten 40’a çıkarıldı.
İspanya: İspanya’da gösterilere katılanlara yüksek para cezaları verrileceği saldırganlığına yanıt 55 kentte onbinlerce işçi ve emekçi bütçe tasarısına karşı sokaklara çıkmasıyla geldi. Gösterilerde, hükümetin istifasını talep eden sloganlar öne çıktı.
İtalya: İtalya’nın kıyı kenti
Genua’da kamuya ait AMT otobüs işletmelerinde çalışan 2 bin 400 işçinin 26 Kasım günü başlattıkları grev devam ediyor. İşçiler, kamu ulaşımının tümünün özelleştirilmesine karşı direniyorlar.
Fransız RATP şirketi, AMT otobüs işletmelerinin yüzde 41′ini daha önce satın almıştı. Kısmi özelleştirmeden sonra gündeme gelen işten çıkarmalara ve tazminat hakkının gasp edilmesi girişimlerine tepki gösteren işçiler, hakların uğruna mücadeleye devam edeceklerini belirtiyorlar.
Brezilya: Belo Monte Barajı'nda çalışan14 bin işçi, geçen yıl Kasım ayında greve gitmiş, taleplerinin kabul edilmemesi üzerine inşaat altyapı çalışmalarının bir bölümünü ateşe vermişlerdi. Nisan ve Mayıs 2013’te Conlutas Sendikası'nın çağrısıyla bir kez daha greve gitmişti. Bu grev, ancak ordunun zorbalığıyla bastırılabilmişti. Şimdi de 25 bin işçinin
CUT Sendikası’nın çağrısı üzerine başlattığı grev dünyanın üçüncü barajının inşasını felç etmiş durumda.
Filistin’de gösterilerden çıkarak “
Utanç Duvarı” fiii olarak yıkılarak delindi. “
Görüşmeler” söylemleriyle dinamikler, oyalanmaya çalışılan Kürt Halkı’nın yeni ölümsüzleşenler pahasına aynı duvarları bir başka cephesinden delmesi gibi.
Öne çıkanlarını sayabildiğimiz 2013′de son 5 yılın en yaygın işçi sınıfı hareketleri kadar, onunla yer yer iç içe geçen toplumsal hareketler açısından zenginleşen bir dönem oldu. Öğrenci hareketleri (
Brezilya,
Şili,
Meksika,
Kanada,
İtalya,
İspanya,
İngiltere), kadın hareketleri (
Latin Amerika,
Avrupa,
Mısır,
Hindistan), işgal hareketleri (Mısır, İsrail, ABD, İspanya, Yunanistan) işçi öğrenci kent yoksulları ağırlıklı kitlesel militan sokak çatışmaları, ayaklanmalar (
Cezayir,
Tunus,
Romanya,
Endonezya,
Hindistan,
Fransa,
İspanya,
Arjantin)...
2013 yılında İşçi sınıfının grev dalgaları, genel grevler ve militan, soluklu kitle grev ve hareketleri arttığı gibi, öğrenci hareketleri, kadın hareketleri, kent yoksulları, doğa ve kır hareketlerinin tek potaya doğru akmasını yaşıyoruz. Gezi direnişi bunun en somut ve canlı örneğidir. Sınıfsal toplumsal hareketlerin daha fazla iç içe geçmeye başladığı bir yılı geride bırakırken, mücadeleyi sınıf temeli ve ekseninde bağımsız önder proleter devrimci bir hatta geliştirme görev ve sorumluluğumu düne göre çok daha fazla yakıcı bir tarzda önümüzde durmaktadır.
[
Alınteri'nin hazırlanmakta olan
Ocak 2014 tarihli 13. sayısından alınmıştır]