İşte kapitalizm!..

Devasa meblağları saniyeler içinde cebe indiren asalak burjuvalarla, sadece bir bilet parası nedeniyle ölümle burun buruna gelen 20 yaşındaki yoksul-kimsesiz gencin hikayesi, kapitalist barbarlığın o harami özünün dile gelmesinden başka bir şey değildir

GÜNCEL
Salı, 31 Aralık 2013 (12 yıl 9 ay önce)

Dün akşam saat 18:00’de Taksim metroya biletsiz binmeye çalışan iki genç, özel güvenlik görevlilerinin saldırısına uğradı. Kardeş olan bu iki genç aynı zamanda sokakta yaşıyor, geçimlerini sağlamak için metroda mendil satıyordu. Kardeşlerden 20 yaşındaki Aykut Kelek, özel güvenlikçinin metal dedektörüyle kafasına vurması nedeniyle ağır yaralandı. Olay yerinde bilincini kaybeden, kafası kanlar içinde kalan genç, hastaneye kaldırıldı. Olayı izlemek üzere metroya gelen gazeteciler de özel güvenlik teröründen nasibini aldı!

Devasa meblağları saniyeler içinde cebe indiren asalak burjuvalarla, sadece bir bilet parası nedeniyle ölümle burun buruna gelen 20 yaşındaki yoksul-kimsesiz gencin hikayesi, kapitalist barbarlığın o harami özünün dile gelmesinden başka bir şey değildir! Bu haramiler saltanatının bekçileri de kendileri de asgari ücretle kıt kanaat yaşayan özel güvenlik denilen çağımıza uygun meslek erbabıdır!

Bu hikaye bize şunları hatırlatıyor, öfkemizi bileyerek...

Kapitalizmin neoliberal birikim modeli onun en saf, en perdesiz halidir. Özündeki tüm asalaklık, vahşi sömürü hırsı, taşın bile metalaştığı rantiyecilik en iğrenç biçimleriyle kendisini kusar. Bir taraftan en zaruri toplumsal ihtiyaçlar piyasa denilen ahtapotun kollarına bırakılır. Sağlık-eğitim-ulaşım-barınma-alt yapı hizmetleri… burjuvazinin bir meta gibi satacağı, yüksek karlar yapacağı ulaşılmazlara dönüşür. Parası olanın satın alabileceği birer metadır artık onlar. Aradaki kısmi engeller temizlenir. Hani vergilerimizden oluşan o bütçelerden azıcık bir kısmının bile bizim toplumsal ihtiyaçlarımıza ayrılmış olmasına tahammül gösterilmez. Bir zamanlar sınıf mücadelesinin gücüyle elde ettiğimiz tüm kazanımlarımız gözü dönmüşçesine gaspedilir. Bu alanlar artık birer sektördür, adına “hizmet” denilen devasa birer sektör!..

Diğer taraftan buralarda çalışan ücretli emekçilerin sömürü biçimleri de o gözü dönmüş kar hırsına göre yeniden düzenlenir. Taşeronuyla sözleşmelisi, part-time çalışanıyla alabildiğine esnekleştirilen emek piyasası bu esneklik oranında keyfileşir, sömürünün sınırsızlaşması için daha fazlası daha fazlası istenir.

Bununla kalınmaz. İşçi ve emekçilerin yararlanabileceği küçük boşluklara bile tahammül edilmez! Bir taraftan ardı ardına yapılan yasal düzenlemelerle bu küçük sızıntı noktaları tıkanmaya çalışılır. Diğer taraftan da her yere konulan mobeseler, turnikeler, avuç içi-retina okuma cihazları ve bunları kontrol edecek yeni meslekler (özel güvenlik gibi) türetilir. Metrolarda, otobüslerde, vapurlarda, hastanelerde, okullarda… toplumsal yaşamın nabzının attığı hemen her alanda sürekli bir gözetleme, sürekli bir kontrolle, hayatın gözeneklerine kadar sirayet eder o vahşi kar hırsı, o gözü dönmüşlük!..
Tüm bunları kontrol eden yeni meslek mensupları da bu çarkın bekçisi haline getirilirler. Kendileri de birer ücretli olan bu “bekçiler”, o kapsamlı kontrolle, işsizlik korkusu arasındaki ince çizgide insanlıklarını kaybedecek noktaya geliverirler. Aziz Nesin’in 'Murtaza’ları olup çıkar birçoğu… Ola ki dışına çıktılar, mesela kısa süre önce tanık olduğumuz gibi AKBİL’i olmayan gençler yerine kendi indirimli AKBİL’ini basan özel güvenlikçinin yaşadığı cezalandırma hikayesi bekler onları.

Aralarında üniversite diploması taşıyanların da olduğu bu “meslek” burjuvalar açısından ikili bir anlam taşır: Bir taraftan işsizlik oranlarındaki devasa sıçramayı belirli bir dengeye kavuşturmakta işlerine yarar, bir taraftan da o gözü dönmüş piyasacılıklarının, taşı bile meta haline getiren açgözlülüklerinin bekçileri olarak…

Toplumsal yaşamın hemen her alanında karşımıza çıkan özel güvenlik, neoliberal barbarlığın bizzat emekçiler eliyle korunmasının en tipik göstergesidir. Üniformayı giyenin kendisini iktidar-erk sanmasının, üniformayla birlikte iktidar olanın, güç olanın uzantısı olarak görmesinin tipik dile gelişidir özel güvenlik. Asgari ücretle çalışan, oldukça esnek çalışma biçimlerine muhatap olan bu meslek grubu, sınıf bilinci almadığı oranda giderek polisin-askerin rolünü yaşamın içine doğru taşır, o kadar ileri gider ki bir AKBİL basmadı diye 20 yaşındaki bir gencin ağır yaralanmasına neden olacak bir saldırganlıkla kuşanır.

Burjuvalar deveyi hamuduyla yutarlar, karın tokluğuna köle gibi çalışan Murtaza’lar onlar daha rahat götürsün, daha fazla götürsün diye bekçilik yaparlar! Fakat bir yere kadar! Artık mızrağın çuvala sığmadığı bu zamanda, zamanın ruhunda tüm toplumsal ihtiyaçların insanca karşılanacağı bir dünya özlemi de usul usul mayalanıyor! Gezi’de patlayan da bu özlem değil miydi bir yanıyla… Daha da olgunlaşıp, sokakları fethedeceği günler uzak değil!