Sincan Çocuk Cezaevi'nde çocuklara dönük saldırı ve işkencelerle ilgili araştırma yapmak üzere Cezaevine giden heyet açıklama yaptı
İHD Ankara Şubesi’nde Sincan Çocuk Cezaevi’nde dün gerçekleştirilen saldırıya ilişkin bir basın toplantısı gerçekleştirdi.
Hazırlanan basın metnini İHD Cezaevi Komisyonu adına Fatma Güneş okudu. Okunan basın metninin tümünü; öneminden dolayı yayınlıyoruz:
Basına ve kamuoyuna,Basın metninin okunmasının ardından söz alan Hürmuz Biçer konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
Ankara Sincan Çocuk ve Gençlik Cezaevi’ndeki mahpus çocuklar yeni yıla işkence altında girdi. Bir süredir sürekli yeni sevkler ve sevk edilen çocuklara yapılan çıplak aramalar ve benzeri onur kırıcı muamelelerle gündeme gelen Ankara Sincan Çocuk Ve Gençlik Cezaevi’nde yılbaşı izni nedeniyle görüşme yapan aileler, çocuklarını yara bere içerisinde buldu. Ailelerin derneğimize, TUHAD-FED Ankara Şubesi’ne ve BDP Hukuk Komisyonu’na yaptıkları başvuru sonucu bu 3 kurumun avukatlarından oluşan heyetimizle dün akşam saatlerinde cezaevine bir ziyaret gerçekleştirdik. Ziyaretimiz sırasında cezaevi idaresi tarafından saldırıya maruz kaldığı bildirilen on iki çocukla görüşme sağlandı. Olayların vuku bulduğu C-10 ve C-12 koğuşlarına uzak olan B-2 koğuşunda kalan çocuklar dışındaki bütün çocukları yüzleri yara bere içerisinde, incecik kıyafetlerle ve kıyafetlerine kan bulaşmış halde bulduk. Çocukların anlatımına göre olay C-10 Koğuşu’nda 01.01.2014 günü yapılan sayım esnasında hasta olan bir çocuğun yattığı yerden kalkmak istememesi ve gardiyanın, “sen aşağı inene kadar gitmiyorum” demesi üzerine başlamıştır. Gardiyandan kendilerine saygılı davranmasını rica eden çocuklara ana avrat sinkaflı bir biçimde küfreden gardiyanla arbede başlamış, bunun üzerine gardiyanın telsizle müdahale haberi üzerine odaya kırk civarı gardiyan girmiştir. C-10 Koğuşu’nda kalan dört çocuğu teker teker döverek dışarı çıkarmışlar, koridorda da dövmeye devam etmişlerdir. C-10 Koğuşu’nda kalan görüşme yaptığımız çocuklardan bir tanesinin bu esnada sürekli kafasının duvara vurulması nedeniyle yüzünde 4 cm uzunluğunda yüzüne yayılmış bir şekilde kırmızı ve mor renklerde ekimoz oluşmuştur. C-10 Koğuşu’nda yaşanan arbedeyi duyan ve aynı anda sayımda olan C-12 Koğuşu’nda ise çocuklar, arkadaşlarının durumundan endişe ettiklerini ve onları görmek istediklerini belirtmişlerdir. Bunun üzerine gardiyanlar C-12’nin kapılarını kapatmışlar içeride kalan çocuklar ise kapıları yumruklayarak slogan atmaya başlamışlardır. Bu gelişmelerden sonra zaten sürekli tehdit edilen C-12 Koğuşu kendilerine de saldırı olabileceği için merdivenlerin önüne masaları koyarak saldırıyı engellemeye çalışmışlardır. Masalar nedeniyle yukarıya çıkamayan gardiyanlar yukarıya tazyikli su sıkmıştır. Müdür ve gardiyanlar alt kattan çocuklara inmelerini söylemişler; arkadaşlarını görmeden inmeyeceklerini söyleyen çocuklar, müdürle konuşurken su sıkılmaya devam edilmiştir. Çocuklar aşağı inmeyince koğuşa sarı renkli bir gaz sıkılmıştır. Gaz nedeniyle etkisiz hale gelen çocukları hem odadan çıkarırken hem müşahadeye götürürken sürekli dövmüşlerdir. Çocukları tersten kelepçeleyerek müşahade odalarına atmışlardır. Birkaç saat müşahadede kelepçeli vaziyette bekletilen çocuklar önce cezaevindeki hastaneye ardından Sincan devlet hastanesine götürülmüşler burada doktorla iletişim kurmaları yanlarında bulunan askerlerce engellenmiştir. Hastaneden getirilen çocuklar bir kez de cezaevi girişinde çıplak aramaya maruz bırakılmış gene dövülerek müşahade odasına götürülmüşlerdir. Camları açık olan müşahade odasında çocuklara ne yatak ne kıyafet verilmiştir. Sadece bir battaniye verilen çocuklar ertesi gün akşama kadar da aç bırakılmışlardır. Cezaevini ziyaretimizden bir iki saat önce muhtemelen heyet geleceği bilgisini alan cezaevi idaresi müşahade odalarına yatak vermiştir.
Bu saldırı plansız ve aniden gelişen bir durum olmayıp zaten C-12 Koğuşu bundan bir hafta önce cezaevi müdürü tarafından tehdit edilmiştir. Milletvekillerinin Çocuk ve Gençlik cezaevine gitme taleplerinin sürekli reddedilmesi de bu anlamda manidardır. Konuya ilişkin suç duyurusu yapılmış olup bu saldırının da devlet güvenlik güçlerince yapılan bütün saldırılar gibi cezasız bırakılmaması için sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtiriz.
İHD Ankara Şubesi, TUHAD-FED Ankara Temsilciliği, BDP Hukuk Komisyonu
Destekleyen kurumlar: Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi
Dün on bir-on iki çocuk saldırıya maruz kalmıştır. Çocuklar çıplak aramaya maruz bırakılmıştır. Çocuk siyasi mahpuslarin diğer adli çocuk mahkumlarla görüştürulmesi engellenmektedir. Bu işkenceler cezaevlerinde var; ancak çocuk cezaevlerinde sistematik olarak uygulanıyor. Milletvekillerinin çocuk cezaevlerine ziyaretlerinin engellenmesi de bunun bir göstergesidir. Çocuk mahkumlar sürekli olarak kamera ile gozetleniyorlar. Çocuklar tuvalete gitmek için gardiyanlardan izin almak zorunda bırakılıyorlar. C-12 koğuşunda kalan çocukları cezaevi müdürü odasına cagirarak “size istediğimizi yaparız akıllı olun" şeklinde tehdit savuruyordedi.
Cezaevleri devletin yönetim anlayışının bir aynasıdır. Biz bu saldırılara dair.çok defa şikayetçi olduk ancak duyarsızlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar. Sincan’da, Pozantı’dan sevk getirilen çocuklar var. Bu çocuklar tecavüz travması geçirdiler. Bu çocuklara böyle davranılması iskencedir. Savcılık ile görüştük ama savcılık çocukların şüpheli olduğunu ve haklarında disiplin soruşturması başlatıldığını ifade etti. Bu da bize yargının ne kadar tarafsız olduğunu yeniden hatırlattı. Çocuklara yemek verilirken "siz teroristsiniz ama biz yine de size yemek veriyoruz" deniliyorsa bu sistematik bir işkencedirifadelerinde bulundu.
10 yıl önce işkenceye sıfır tolerans diyerek iktidara gelen AKP; bugün yaşamın her alanında içerde ve dışarda sistematik bir şekilde işkence yapmaya dev ediyor. İşkence devlet politikasıdır. Çocuk mahpuslarin gardiyanlara "baba" ya da "başkanım" demesi dayatılıyormuş. Bu cocukların babaları var, kimse de onların başkanı değildir. İşkence özellikle çocuk cezaevlerinde devlet destekli olarak yapılıyor. Bu yüzden dün yaşanılanlar münfert olaylar değil; sistematik işkencedirifadelerinde bulundu.