Sincan Cezaevi’nde darp edilen tutsak çocuklardan sekizi Şakran ve Maltepe cezaevlerine sürgün edildi
Sincan Cezaevi’nde darp edilen, üzerlerine gaz sıkılan, çıplak aramaya maruz bırakılarak soğuk müşahade odalarında incecik giysilerle bekletilen, kesintisiz bir şekilde idarenin tehdit ve küfürleriyle baskı altında tutulan, adli çocuklarla görüşmeleri engellenen... çocuk tutsaklar, şimdi de sürgün edildiler.
2 gün önce yaşanan saldırıda on iki çocuk yaralanmıştı. Aileler ve avukatlarının yaşananları kamuoyuna taşımaları üzerine çocuklarla görüşülebilmiş, yaşanan saldırının boyutları kamuoyuna da anlatılmıştı.
Bu olup bitenlerden sonra yaralanan on iki çocuktan sekizinin başka cezaevlerine sürgün edildikleri öğrenildi.
Çocuklardan; F.T., H.E., M.H.A., M.K. İzmir Şakran Kapalı Cezaevi'ne; B.K., B.D., K.Ş., A.D. ise İstanbul Maltepe Kapalı Cezaevi'ne sürgün edildi.
Dün sürgün edilen çocukların sürgün gerekçesiyse, çocuk tutsakların "olay çıkarttığı" iddiası!..
Yaşları en fazla 12 ya da 13 olan çocukların bile düşman ilan edildiği, ölüm tehtidiyle sindirilmeye çalışıldığı koşullarda faşizmin her zamanki hazır gerekçesi yine devrede yani. Pozantı’da yaşanan tecavüzlerden, Sincan’da yaşanan vahşetten sonra bu pervaszılığa diyecek tek söz; çocuklardan bile korktuğunuza göre sonunuz yakındır!
Kürt çocukları bir halk hareketinin doğal politizasyonuyla onun doğal bir parçası oldular. Bir savaşın içine doğan çocuklar, o savaşın onur bayrağını da tüm içtenlikleriyle taşıdılar. 13 yaşındaki Uğur'un bedenine sıkılan 14 kurşun özünde tüm Kürt çocuklarına sıkılmıştı! Bebeleri bile öldürün diyen zihniyet onları tutsak düştüklerinde de aynı şekilde ezmeye çalıştı. Ama onlar, kendi sokaklarında taşlarla, sloganlarla direnmekten vazgeçmeyen "taş generaller" olmayı onur bildiler.
Çocuk düşmanlığı, Gezi'den sonra hedefe çakılmaya başlanan çocuklardan da görüyoruz ki artık Türkiye metropollerine de taşınacak! Tayyip'e söz söylediği, Tayyip'in konvoyuna "Allah belanızı versin!" dediği için darp edilen çocuklar bunun ilk habercisidir ve sayısı da artacaktır. O nedenle de zindandaki Kürt çocuklarına yapılanlar yarın diğer çocuklara da yapılacakların habercisidir.
Çocuklara sahip çıkmak toplumsal bir sorumluluk olduğu kadar, zorunluluktur da...