Gericilik ikliminde gelenek duvarlarıyla kuşatılmış kadınları koruyup ne yapacak bu devlet, kadından bol ne var bu ülkede!
Her haber bülteninde, boyalı basında koca koca fotoğraflar eşliğinde görüyoruz soluk bezgin yüzlerini onların. Şiddet görenler, tacize ve tecavüze uğrayanlar, sokak ortasında, halkın, hatta kimi zaman polislerin gözü önünde katledilenler… Gazete sayfalarına kadar gitmeye gerek yok belki de; dönün bakın sağınıza solunuza; akrabalarınızı, komşularınızı düşünün çıkış arayışıyla size anlattıklarını… Kendinizi düşünün, barbarca işlenmiş bir cinayet gelmesin sadece aklınıza. Günlük yaşamın her alanında yaşadığımız aşağılanmaları, tacizi ve metalaştırılmayı getirin aklınıza. Çünkü, o soğuk ve uzak istatistiklerin bile itiraf etmek zorunda kaldıkları gibi, Türkiye’de kadınların yüzde 97’si şiddet görüyor.
Yaşadıklarını içine sindiremeyip “Hayır” diyebilen kadınlar yasal yolları da devreye sokarak insanca yaşamak için muazzam bir çaba harcıyor. Kadınların en az yüzde 25′inin boşanmak istedikleri için katledildikleri Türkiye’de, herbiri son derece zorlu ve hemen sonuç vermeyecek aşamaları geride bırakmak gerekiyor: Karakola şikayet, şiddet gördüğüne dair rapor alma, dava açma, evden ayrılıp yeni bir yaşam kurma ısrarı, ekonomik-toplumsal ve ruhsal bir sağlamlık gerektiriyor. Bu aşamalar sırasında şiddet görme, katledilme riski varlığını somut olarak hep hissettiriyor. Bu durumda kadınlar devletten “koruma” talep ediyorlar.

“Koruma” talebine yanıt verilmesini çoğu zaman boşuna bekliyor kadınlar (üstelik katledilen kadınların yüzde 14′ü koruma talebi için başvurmuş kadınlar)!.. Doğru ya, gericilik ikliminde gelenek duvarlarıyla kuşatılmış kadınları koruyup ne yapacak bu devlet. Her türlü köleliği reva gördükleri, ucuzun da ucuzu emek makinesi kadından bol ne var bu ülkede? Haddini bilmeli kadınlar! “Had” toplumsal açıdan devlet, özel olarak da baba-koca-erkek kardeşten oluşan üçlü. Başkaldırı en “tehlikeli” özlem bu toplumda, derhal bastırılmalı; hele kadınlar böyle bir yönelime girdiği zaman daha acımasız olunmalı!
Polisin gözü önünde, çocuklarının ürkek bakışları altında, çarşıda pazarda, yolda izde… vahşice katledilen kadınlara koruma verilmezken, “koruma” kararı alsalar dahi ölümden ve tacizden bir türlü kurtulamazlarken Rıza Sarraf denilen bir hırsız İçişleri Bakanlığı ve Valilik’ten rüşvetle “koruma” alabiliyor. Hırsızlar hayatlarını yaşarken, yoksul ve çaresizler kendi cehennemlerinde debeleniyor.