"Kızımız dedik ya" imiş!

Kamu Denetçiliği Kurumu 1 Mayıs 3013'de polisin kafasına gaz fişeği sıktığı Dilan Alp'le ilgili Vali ve İçişlerini hatalı buldu

GÜNCEL
Cuma, 10 Ocak 2014 (12 yıl 9 ay önce)

2013 1 Mayıs’ı burjuva devletin sınıf düşmanlığının her karesine açıkça sirayet ettiği tarihi anlardan biri olarak düştü kayıtlara. Bir kent, köprüleri, toplu taşıma araçlarıyla ulaşıma kapatıldı. Binlerce polisle kuşatılarak bir çeşit savaş oyunu pistine dönüştürüldü.

Her karesi tarihsel anlamlar taşıyan bu görüntüler içinden bazıları tüm sınıf kininin en çıplak haliyle ortaya çıktığı sarsıcı ve unutulmaz karelerdi. Polisin yakın mesafeden kafasına gaz fişeği sıktığı 17 yaşındaki lise öğrencisi Dilan Alp'in görüntüsü gibi... Hey Tekstil’de yıllarca çalıştıktan sonra ücretleri, kıdem ve ihbar tazminatları ödenmeden işsiz kalan işçilerden biri de Dilan'ın babasıydı. Dilan’ı 1 Mayıs alanına götüren de bu çıplak sınıfsal deneyimdi. Belki de ilk deneyim...

O gün tüm İstanbul’u emekçilere kapatan, gaz bombaları, tazyikli su ve plastik mermilerle adeta bir savaş oynu çılgınlığına kapılan polisin kafasına yakın mesafeden sıktığı gaz kapsülünden sonra Dilan’ın tüm yaşamı değişti: Aylarca hastanede yattı, ruhsal durumu altüst oldu, okulu sekteye uğradı ve tüm bunları ailesi ve yakınlarıyla birlikte yaşadı.

Sonrasını ise biliyoruz. Yansıyan görüntüler oraya buraya çekilmeyecek kadar açıktı. Devletin polisi kendisine verilen “öldürme yetkisini” alenen kullanmıştı! Bu gerçek geniş kitleler nezdinde sarsıcı bir görüntüyle bir kez daha görülüyor, teşhir oluyordu.

Tam da bu yüzden hızla savunmaya geçti devlet büyükleri! Savunmaları bile düşmanca bir saldırganlıklaydı: Dilan “marjinal örgüt üyesiydi”, “elinde de molotof şişesi var”!.. Yani polisin Dilan’ı öldürmesi meşruydu!

Dedik ya savunmaları bile saldırgan ve tehditkardır burjuva devletin bekçilerinin. Dilan için kullanılan ağız da aslında “aynı şeyi yeniden yaparız” tehditiydi.

Sonuçta Dilan’a yapılan saldırı unutulmayacak bir görüntü olarak zihinlerimize kazındı... Devletin adına Kamu Denetçiliği Kurumu denilen diğer bir organı da hangi sebeple bilinmez hazırladığı raporda çıplak gerçeğin adını koyma ihtiyacı duydu: İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu kusurluydu!

Böyle bir karara İçişleri Bakanlığı’nın verdiği yanıtsa devletin esasını ifade edecek nitelikteydi: “Bu karar, kolluk ile ilgili açılmış davalarda kamu kurumları aleyhine delil ve dayanak olarak kullanılabilir”!

Tercümesine gerek var mı?!.. Polisin elini titretecek, öldürmekteki pervasızlığını sınırlandıracak hiçbir karar verilmemeli. Tıpkı Ethem yoldaşın ve Ali İsmail’in polis katillerinde olduğu gibi...

Milliyet gazetesinden Gökçer Tahincioğlu'nun haberine göre, Vali Mutlu da benzer bir yanıt vererek gerçekleşen polis saldırısını savundu. Vali Mutlu’nun “elinde molotof vardı” dediği Dilan’ın elindeki şişenin aslında sirke şişesi olduğu açıktı. Fakat onca teknolojik inceleme olanağı ne hikmetse şişenin ne şişesi olduğunu tespit edememişti! Vali Bey de bu durumu “tahminler yeterlidir” şeklinde savunuyordu!

Bu yanıtıyla tehditkarlığını sürdürerek... Öyle ya “tahminler yeterlidir” demek aynı zamanda “elinde molotof şişesi olanın katli vaciptir!” demekle eşdeğerdir!

Vali Mutlu, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kendi açıklamalarını kusurlu bulmasını “tahminler yeterlidir” sözleri ile savunmasına bir çeşni de kattı: “Kızımız dedik ya!”... Kabinenin ağlak yüzü Bülent Arınç’ın birkaç gömlek küçüğü olan Mutlu, “Kızımız dedik ya!” diyerek işin içinden çıkacağını sanıyor.

Bu saldırganlığı, tehditleri samimiyetsizlik kokan bu tavırla ambalajlamaya çalışan Vali Mutlu ve diğerleri Kamu Denetçiliği Kurumu’nun raporunu es geçebilirler, hatta bunun üzerinden yeni tehditler de yollayabilirler... Yapıyorlar da... Fakat bu tavırlarıyla bile paha biçilmez bir ders veriyorlar işçi ve emekçilere: Burjuva devletin çürümüş sınıfsal karakterini deşifre eden bir derstir bu. Ve asıl yanıtı da onlardan alacaklar... 17 yaşındaki gençlerin bile “düşman” olarak kodlandığı, pervasızca saldırıldığı bir düzenin hakettiği yere gönderilmesiyle...